Biyodinamik Tarım

Rudolf Steiner
Rudolf Steiner

Doğumu: 25 Şubat 1861... Kraljevec, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu (günümüzde Donji Kraljevec, Hırvatistan)

Ölümü: 30 Mart 1925 (64 yaşında)... Dornach, İsviçre

Çağı: 20. yüzyıl felsefesi

Bölgesi: Batı felsefesi

Okulu: Fenomenoloji, holizm, monizm

İlgi alanları: Metafizik, epistemoloji, bilim felsefesi, ezoterizm, Hıristiyanlık, Masonluk

Önemli fikirleri: Antroposofi, antroposofik tıp, biyodinamik tarım, eurythmy, Waldorf eğitimi

Etkilendikleri: Brentano, Dilthey, Fichte, Hegel, Goethe, Schiller, Stirner, Schopenhauer, Hartmann, Nietzsche

Etkiledikleri: Bely, Barfield, Beuys, Deunov, Gidley, Kandinskiy, Schweitzer, Tarnas

Eğitmen, araştırmacı, yazar, filozof ve bir sanatçı olan rudolf steiner; fenomenoloji, holizm ve monizm üzerine eğitim almış; metafizik, epistemoloji, bilim felsefesi, ezoterizm, hıristiyanlık, masonluk gibi konularla ilgilenmiş; antroposofi, antroposofik tıp, biyodinamik, eurytmhy ve waldorf eğitimi gibi önemli fikir ve uygulamalara imza atmıştır...

Merkeze insanı koyarak yaptığı olağanüstü çalışmaları ve eserleri göz önüne alındığında, bir dahi olduğu anlaşılan stainer, yaptığı tüm çalışmaları antroposofi (tinbilimi) adı altında toplamıştır...


Steiner; var oluşun arkasındaki bu tinsel gerçekliğin bilincindeydi ve bu bilinci anlaşılabilir bir şekilde insanlığa nasıl aktarabileceği konusunda çalışmalar yaptı...

Son zamanlarda ülkemizde adı yeni duyulmaya başlanan antroposofi ya da tinbilim;

Eğitim (waldorf okulları)
Alternatif tıp/şifa (antroposofik klinikler)
Mimari, müzik, resim, heykel, tarih ve tiyatro

faaliyetleriyle de dikkat çekmektedir.

İnsan ve evrene dair tinsel oluşumların, olayların ve daima var olan 'gerçeğin' incelenmesidir... Steinerin bu bilgeliğe verdiği isim, insan anlamına gelen "antropo" ve bilgelik anlamına gelen "sofi" kelimelerinden oluşmuştur... Anlamı "insan olmanın bilgeliği ve bilinci" dir...

Bu bilince ve bilgeliğe ulaşabilmek için de insanın kendini tanıması, kendini bilmesi gerekmektedir.

“Dünyayı gerçekten bilmek, kendi varlığınızda derinlemesine bakmak; Kendini gerçekten tanımak, dünyaya gerçek bir ilgi duymak...”


Yaşamımıza antroposofiyi nasıl uyarlayabiliriz?
Çocuklarımızın geleceği için ne yapılabilir?

Antroposofi aynı zamanda bir dünyaya bakış biçimidir.

Antroposofik bilgelik kavranıp ruhumuzda etkin olmaya başladığı zaman, doğruyu yanlıştan ayırt edebilme kapasitemiz arttığı gibi, ruhumuzda daha sağlam bir ahlak anlayışı, iyilik, merhamet, şefkat, adil olabilme ve sevgi gibi nitelikler yer almaya ve güçlenmeye başlar.

Çocuklarımıza sadece kuru ve katı bir materyalist bir dünya görüşünü benimsetmeyip, onlara aynı zamanda ruhsal ve tinsel bir derinliği de yansıtabilirsek, gerçek mutluluğun sadece dünyevi şeylerde olmadığını anlayıp sahip oldukları içsel zenginlikle yasamda daha mutlu olabilirler.

Antroposofik bir dünya anlayışını benimsemek onlara giderek insan olmanın bilincini kazandırabilir.

Dünyanın sadece materyalist bicimde tek yönlü olarak algılanması ve yaşanmasının insanı giderek bir uçurumun eşiğine sürükler. Bu durumun dengelenmesi tinsel bir anlayışla mümkündür.

Materyalizm üzerine kurulmuş dünya,fiziksel ve ruhsal sağlığın bozulmasına neden olur.

İnsanoğlunun kaybettiği tine tekrar ulaşması kalıcı sağlık ve güç oluşturur.

Waldorf okulları

Waldorf okulları ruh eğitimine, etik bir bilince yönelik atmosfer oluşturmaya çalışan okullar olarak, duygusal gelişimi öne çıkarmaktadır. Tinsellik ve bedenin bir sanatsal doğallık içinde birlikte gelişebilecek bir yapı olarak ele alındığı waldorf okullarında ekolojik yaşam da oldukça önemsenmektedir.


Oyun ve öğretim materyalleri olarak, ahşap ve bez oyuncaklar tercih edilir. Bu okulların diğer bir karakteri ise; özgür iradeyi geliştirmeye yönelik uygulamaları içeriyor olmasıdır.

Waldorf eğitiminin kurucusu rudolf steiner, eğitimin üç önemli unsurunu şöyle sıralıyor: sorumluluk bilinci, doğruluk ve hayalgücü.

Steiner, çocuğu akıl, kalp ve ruh unsurlarının bütünü olarak ele alıyor ve çocuğu eğitirken bu unsurları beslemek gerektiğini savunuyor. Waldorf eğitimi, bu unsurları en tatmin edici şekilde doyurmayı amaçlayan bir içeriğe sahip müfredatlardan oluşuyor.

çocuk eğitimi, waldorf okulları ve rudolf steiner/antroposofi


Antroposofik Klinikler

Steiner'a göre, yaşayan bir organizmanın yapısı ve işlevi, yalnızca fiziksel veya kimyasal terimlerle anlatılamaz. Bilakis, steiner'a göre fiziksel bedenin yanı sıra, tüm canlılarda yer çekimine karşı gelerek onların dünyadan uzaklaşarak büyümesine olanak veren 'eterik' beden vardır. Ayrıca, insanlar ve hayvanların duygularını yöneten 'astral' bedenleri olduğuna ve yalnızca insanda olan ve 'ego' denilen ruhsal özün varlığına inanırdı.


Antroposofi reenkarnasyona (yeniden doğum) inandığından, uygulamacılarına göre tüm hastalıkların, basit bir fiziksel sorun olarak değerlendirilmeyen, aksine ya geçmiş ya da gelecek yaşam için önem taşıyan derin anlamları vardır. Hastalara çok çeşitli tedavi metotları uygularlar. Bunlar arasında antroposofik remedler, bitkisel ilaçlar, homeopatik ilaçlar, yuritmi (eurhythmy) denilen, steiner'in geliştirdiği bir hareket şekli ve tüm bunların yanı sıra, gerektiğinde klasik ilaçlar ve ameliyat da vardır.

Eurhythmy (Yuritmi)

Konuşulan kelimelerin ritmi ile uyum içerisinde yapılan, ritmik bedensel hareket sistemidir. Sesli ve sessiz harflerin her birinin kendine özgü frekansı ve hareket tarzı vardır. Yaratıcısı Rudolf Steiner tarafından, antroposofi sistemi içerisinde ve onun bir parçası olarak geliştirilmiştir. Yapılan bedensel hareketler, özellikle çocuklar üzerinde faydalıdır çünkü onların esnekliklerini ve ritme duyarlılıklarını geliştirmeye yarar.


Biyodinamik Tarım

Demeter, Yunan mitolojisinde mevsimlerin ve anne sevgisinin tanrıçası. Homesros'un destanlarında, "güzel saçlı kraliçe" ya da "güzel örgülü Demeter" diye geçer. İnsanlara toprağı ekip biçmesini öğreten bu tanrıçadır. Ekinleri, özellikle de buğdayı simgeler.

Hesiodos’a göre Kronos’la Rheia’nın kızı, ikinci tanrı kuşağındandır. Tanrılar tanrısı Zeus'un dördüncü evliliğini onunla yaptığı söylenir. Bu evlilikten de Demeter'in en bilinen çocuğu, yeryüzü ecesi Persephone doğmuştur.

Demeter, heykellerinde baygın bakışlı, sarı saçları omzuna dökülen, güzel bir kadın olarak gösterilirdi. Sağ elinde bir buğday başağı, sol elinde de yanan bir meşale tutardı. Roma mitolojisinde ona Ceres denilirdi.


Biyolojik-dinamik tarım Almanya’da yayılmıştır. Ancak 1941 yılında Naziler tarafından yasaklanmıştır. 2. Dünya savaşından sonra hareket hız kazanmıştır ve 1928 yılından beri bu metotla üretilen ürünlere ‘Demeter’ markası verilmektedir. Biodinamik tarımda yetiştirilen ürünlerin markasıdır. Tam anlamıyla kontrollü ve sözleşmeli olan yükümlü partnerlerin bu markayı kullanmasına izin verilir.

Çeşitli ülkelerdeki uygulanabilir organik yükümlülükler gibi Uluslararası Demeter Ürünlerini Yetiştirme ve Üretim Standartları ile tam uyumluluğunu; aralıksız, her aşamada, zirai üretimden işlemeye ve son ürünün paketlenmesine kadar garanti eder...

Antroposofi & Tarım

Modern zirai üretim yöntemlerle sonuçlar yüksek verime yol açmıştır ancak bunun yanı sıra hastalıklar, zehirli tarım ilaçları ve kalite düşüklüğü ortaya çıkmıştır. Buna zıt şekilde, biyodinamik yöntemin en başta gelen görevi yaşamın bütünlüğünün korunmasıyla ilgili tek önlemin elde tutulması demektir. Bu gübreleme yöntemlerinde, toprağın işlenmesinde, kozmik ritimlerin gözlenmesinde, çiftlik ve çevrenin ara ilişkilerinde temel olarak değerlendirilir...


Almanya’da üreticilerin 1922/23 yıllarında insan biliminin kurucusu Rudolf Steiner’e başvurarak tohumun soysuzlaşmasını nasıl engelleyebileceklerini ve ürünün kalitesini nasıl arttırabileceklerini sormaları üzerine, Rudolf Steiner 1924 yılında tarım alanında bir kurs vererek biyolojik-dinamik tarım metodunun ilk anlatımını yapmıştır.

O zamanki fikirleri ve hazırlamış olduğu preparatlar daha sonra yapılan bir çok deneme ile onaylanmış ve diğer araştırıcılarca geliştirilmiştir.

Biyolojik-Dinamik tarım, preparatlar ve antropozofların manevi ilimler konusunda şekillenen dünya görüşlerinden ortaya çıkmıştır.

Biyodinamik tarımda kullanılan preparatların etkileri sadece maddesel değil, aksine esasen evrensel kuvvetleri de içermektedir.

Biyo-dinamik tarım preparatları özel talimata göre hazırlanmaktadır. Bu preparatlar pazarda bulunmamaktadır. Biyo-dinamik tarım danışmanları bu preparatları sadece kişisel olarak görüştükleri, ilgili üreticilere vermektedirler.

Steiner’e göre tarımsal işletme;

Gübre ve yem girdilerini mümkün oldukça kendi kaynaklarından temin eden, kendi içine kapanık olan bir çeşit birey olarak tanımlamaktadır. Bu bütünlük toprağın yapısından, atmosfere kadar evrensel tüm çevreyi de içermektedir. Biyodinamikte çevre evrendir!

Biyodinamikte 4 ana element

Her element 2 farklı etkiye sahiptir ve bu etkiler arasındaki denge korunmalıdır...

Biyodinamiğin temel amacı bu dengeyi korumaktır...

ATEŞ sıcak & kuru

YERYÜZÜ kuru & soğuk

SU soğuk & nem

ATMOSFER nem & sıcak

biyodinamiğin temel uygulamaları

Biyodinamik tarım; organik tarım yöntemlerinin tamamını uygulamaktadır... Organik tarımdan farklı olarak, kozmik güç ve homeopati ise kullanılan preparatlarla birlikte, biyodinamik tarımın temelini oluşturmaktadır...


Preparatlar

Biyolojik-dinamik tarım denince akla preparatlar gelmektedir
Steiner tarım kursunda bu preparatları komposta vermekle, ışınların özel etkilerini kompostla paylaştığından bahsetmektedir... Böylece kompost kendi içine kapanmış bir bünye olmaktadır.
Kompostun kendine has bir yaşam şekli olduğundan bahsedilebilir.

Preparatlar insan müdahalesi olmadan doğada kendiliğinden bulunmazlar ve 3 bileşenden oluşurlar:

Bitki kısımları, genelde çiçekler,
Preparatın hazırlanmasında hayvansal kökenli kap,
Toprakta ve preparatların uygulandığı toprak üzerindeki kozmik etkiler.

Preparatlar iki kısım altında incelenebilir

Arazi preparatları:
500-Boynuz gübresi
501-Beyaz toz


Kompost preparatları:
502-Civanperçemi, Binbirdelik otu (Achillea millefolium)
503-Papatya (Chamomile recutita)
504-Isırgan otu (Urtica dioica)
505-Meşe kabuğu (Quercus robur)
506-Karahindiba (Taraxacum officinale)
507-Kedi otu (Valeriana officinalis)
508-Tarla at kuyruğu

Preparat No. 500 (boynuz gübresi)

İnek boynuzları içinde sıkıştırılan taze inek gübresinden yapılmaktadır; toprakta 6 ay fermente olmaktadır.
Kök gelişimini teşvik eder. Önemli etki, özellikle ince tüy köklerinde, kök büyümesinin ve toprakta humus oluşturan süreçlerin uyarılmasıdır
Bu preparat aynı şekilde baklagillerin köklerinde bulunan bakteri yumrularını sayı ve büyüklük bakımından artırır
Kimyasal açıdan, nitrat azot içeriğini kısa sürede % 0.06 dan % 1.7’ye yükseltmektedir (orijinal içerikten yaklaşık 28.31 kat yüksek)
Çoğaltma materyallerinde kök oluşumunu teşvik amacı ile de üretim ortamına ilave edilebilir, köklendirme hormonu yerine geçmektedir
Solucanının yerine kullanılacak bir madde olarak hareket eder. Bakteri sayısı her gram başına 500 milyon aerobik bakteridir

Preparat No. 501 (Boynuz-silika)

Toprak altında inek boynuzu ile 6 ay kadar işleme tabi tutularak, ince toz haline getirilmiş kaya kristalinden yapılmıştır.
Bu preparat ilk olarak yapraklarda ve diğer toprak üstünde kalan bitki organlarına etki etmekte, daha ziyade görünüşe (şekil verme) ve olgunlaştırmaya etki etmektedir
Bitkinin harmonik olarak gelişimini sağlamak için vazgeçilmez olan ışık ve ısının etkisini artırmaktadır
Bu preparatın kök ve yaprak üzerindeki büyümeyi uyarıcı etkisi ile bitkilerdeki asimilasyon süreci artmaktadır. Örneğin, ayçiçeklerinde fotosentezi ağırlık artışı olarak yaklaşık 3.5 kat kadar arttırmaktadır.




Preparat No. 502

Geyik mesanesi ile fermente edilen preparat, civanperçemi çiçeklerinden (Achillea millefolium) yapılmaktadır...

Bu preparat, büyümeleri esnasında bitkiler tarafından sülfür ve potasyumun kullanılması konusunda uyarıcı bir etkiye sahiptir. Bu da karşılık olarak protein ve karbonhidratların ve bunların dengelerinin oluşumunu etkiler. Biyokatalizör olarak hareket eder.

geyik evrene ve çevreye uyum açısından çok hassas bir hayvandır. Duyguları, aklı ile algıladıklarının tümü bütün organizmasına işlemektedir.


Erkek geyikler kemik yapısına sahip boynuzları ile kozmik güçleri alıp yansıtma özelliğine sahiptirler.

Geyik boynuzu sadece çatallı bir yapıya sahip olmayıp aynı zamanda küresel bir yapıya da sahiptir. Bu küresel yapı prostatta da vardır. Geyiğin prostatında vücudundaki fazla potasyum birikir.

Preparat No.503
(Papatya Preparatı)

Bu preparat, sağlıklı hayvanların (inek) ince bağırsakları ile fermente edilen papatya çiçeklerinden yapılmaktadır.
Papatyaya fiziksel materyallerin yaşam birlikteliğinden düşmesinde, aksamaya başladığı durumlarda ihtiyaç duyulmaktadır.
Bitkinin yaşam döngüsündeki normal süreçleri yanlış yer ve zamanda ortaya çıkıyorsa bu durumu papatya düzenler

Preparat No.504
(N preparatı)

Bu preparat ısırgan otunun fermente edilmesiyle yapılmıştır. Azot kaynağı olarak kullanılır
Malçlamada kullanılabilir, arzu edilen miktarda ısırgan otu kompostta kullanılabilir
Verimli arazilerin tüm özelliklerini taşıyan toprak oluşturmaktadırlar

Preparat No.505
(Kalsiyum Preparatı)

Bu preparat meşe ağacının kabuklarının evcil hayvanın kafatası içine doldurulmasıyla yapılır
Meşe kabukları yüksek Ca oranına sahiptir
R. Steiner bu preparatın mantari hastalıklara karşı etkili olduğunu ifade etmiştir
Meşe gelişme üzerine etki etmektedir

Preparat No.506
(Karahindiba preparatı)

Karahindiba güçlü çevre ve ışık ilişkileri nedeni ile preparatlar içine dahil edilmiştir
Bu preparat bitkiyi yakın çevresine karşı duyarlı olmasını sağlamaktadır. Preparatın hazırlanması için çiçek ve sığır bağırsak askısı gerekmektedir

Preparat No.507
(Kediotu Preparatı)

Bu preparat Kediotu çiçeklerinin sıkılmış özünden yapılmıştır.
Sadece bu preparat gübrenin içine gömülmez, üzerine sıvı olarak serpilir.
Asimilasyonu uyardığı ve çiçeklerin rengini arttırdığı için daha çok seralarda kullanılmaktadır.
Camdan içeri süzülen ışığın azalan etkisini telafi etmek için seralarda oldukça yararlıdır.
Önceki deneyler bu preparatın yer solucanlarını çektiğini ve üremelerini uyardığını göstermiştir
Bu preparat fosfor ihtiyacını karşılar. Aynı zamanda ne kadar çok bekletilirse değeri o derece artar.

Preparat No.508
(at kuyruğu preparatı)

Bu preparat kurutulmuş at kuyruğundan yapılmıştır. Mantarlara karşı koruyucu olarak ve sürekli olarak kullanılır.
Silikon, potasyum, kalsiyum, magnezyum, azot, fosfat, mangan ve sülfat içerir

Arazi preparatları; Yaklaşık olarak 1 saat boyunca karıştırılmalıdır. Karıştırılırken mümkün mertebe derin huni formu oluşturulmaya çalıştırılır ve her 1 dakikada çevirme yönü değiştirilmektedir
1 ha arazi için 4 Boynuz gübresi (240-320 g) düşecek şekilde karışım hazırlanır
Doğrudan toprağa yada bitkinin üzerine serpiştirilirler
Preparat 500 ün uygulama miktarı dekara 200 gramken, Preparat 501 ise hektar başına sadece bir kaç gram kullanılır
Preparat 500 akşam neminin toprağa düşmeye başladığı öğleden sonra saatlerinde, nemli toprağa damla yöntemiyle tatbik edilebilir
Preparat 501 için ise güneşli bir sabahın erken saatleri en uygun vakittir

Kompost preparatları; Gübre yığını üzerine, birbirinden uzaklığı en az 50 cm (2 metreyi geçmeyecek) şekilde delikler açılır ve her deliğe preparat konur.
Yığın üzerinde preperat 504 ortada olmak zorundadır çünkü N bu işin kalbidir.
Preparat 508 ise; 20 litre suya 200-300 gram konarak yarım saat kaynatılır. % 5-10 oranında seyreltilerek Şubattan Kasım ayına kadar hektara 100 litre düşecek şekilde toprağa ve bitkiye atılır

iyi karışım için derin huni formu
havalanmanın sağlanmasında kullanılan kaskat sistemi
bir yılda kullanılacak miktarlar ve preparatların gübre yığınındaki yerleri
1 hektar büyüklüğündeki araziler için gerekli miktarlar

Civan Perçemi: 25 gr
Papatya: 25 gr
Isırgan Otu: 250-500 gr
Meşe Kabuğu: 25 gr
Karahindiba: 25 gr
Kedi Otu: 50 gr

Biyodinamikte ölçüler gram seviyesinde olmasına rağmen, verimliliğin yüksek olması gizemini koruyan önemli bir konudur




Biyodinamik tarım; anlaşılması, öğrenilmesi ve uygulanması oldukça zor olan, büyük bilgi birikimi gerektiren alternatif bir organik tarım sistemidir... yetiştiricilikte allelopati, homeopati ve kozmik enerjinin kullanılıyor olması yanında, tüm uygulamaların ay takvimine bağlı olarak yapılması sebebiyle kolayca kabul edilebilir bir sistem değildir...

Rudolf Steiner anroposofik öğretinin tarıma ve diğer uygulamalı alanlara aktarılmasında büyük zorluk çekmiş, aslında yaptığı çalışmalarla bu öğretinin gerçek hayata nasıl aktarılabileceğinin yollarını aramıştır... örneğin waldorf okullarının kurulmasının sebebi de aslında budur...

Bugün özellikle biyodinamik tarımın yaygın olmadığı ülkemizde bu tarım sistemine çoğu zaman "saçma" "olacak iş değil" "sadece uçuk kaçıkların işi" yada "böyle tarım mı olur" şeklinde tepkiler alınmaktadır... özellikle biyodinamik tarımda uygulamaların gram/hektar gibi çok düşük dozlarda yapılıyor olması inandırıcı bulunmamaktadır... işin gerçeği, biyodinamik tarımın "bilinmeyen" yönü de zaten budur...
Biyodinamik tarımda hayvan ve çocuklar çok önemlidir
Hayvanların yetiştirilen ürünleri yemeleri önemlidir, asla engellenmez
 








www.biodynamics.com/
www.demeter-usa.org/
www.rsarchive.org/Biodynamics/
www.vino-pucara.com/vines/biodynamic-agriculture
www.biodynamics.in
www.milltonvineyard.blogspot.com
www.biodynamic-research.net
www.wineanorak.com
www.nativefoodandwine.com
www.loveapplefarm.typepad.com
www.handicraft-vn.com
www.globalgiving.org
www.treehugger.com
www.ehlersestate.com

Haftanın Videosu

önceki videoları izlemek için lütfen sol üst köşedeki oynatma listesi ikonuna tıklayınız...www.muzikguncesi.com/