Turunçgil Yetiştiriciliğinde Hastalık ve Zararlılarla Mücadele

Çevre dostu iyi tarım uygulamaları kapsamında yapılacak turunçgil yetiştiriciliğinde üzerinde titizlikle durulması ve çok iyi yönetilmesi gereken konuların başında biyotik ve abiyotik stres faktörleri ile mücadele konusu gelmektedir. Olumsuz çevre koşulları yanında, hastalık ve zararlılarla mücadele konusunda organik yetiştiricilikte kimyasal ilaç kullanımı kesinlikle yasak olmasına rağmen diğer alternatif yöntemlerde entegre mücadele ön plana çıkmaktadır. Entegre mücadele çerçevesinde, zararlı türlerin populasyon değişimlerinde rol oynayan tüm faktörler çevreyle birlikte düşünülmekte ve zararlı popülasyonlarının ekonomik zarar düzeylerinin altında tutabilmesi hedeflenmektedir. Entegre mücadele sonucunda, ilaçlara karşı direnç tehlikesi azalır, gıda maddelerindeki ilaç kalıntı miktarı düşer, ilaçlama sayısı azaldığı için ekonomiktir ve ilaçların sağlığa olan zararı en aza iner, biyolojik dengenin korunması sağlanır ve doğal düşmanların korunması sağlanmış olur. Entegre mücadele, hastalıklar, zararlılar ve yabancı otların mücadelesinin birlikte yapılmasını ve uygun mücadele yöntemleri ve tekniklerinin birbirini tamamlayacak şekilde uygulanmasını öngörmekte, hastalık etmenleri, zararlılar ve yabancı otların tamamen ortadan kaldırılmasını değil; bunların populasyon yoğunluklarının ekonomik zarar düzeyinin altında tutulmasını önermektedir. Entegre mücadele programları, ele alınan kültür bitkisinde en çok zarar yapan ana zararlı, hastalık ve yabancı otun mücadelesi esas alınarak uygulanır. Ancak potansiyel zararlılar göz ardı edilemez. Doğada bulunan doğal düşmanların korunması ve desteklenmesi esastır. Bunların kitle halinde üretilerek veya dışarıdan ithal edilerek salınması daha sonra düşünülmesi gereken bir husustur. Kimyasal mücadele, entegre mücadele programlarında en son başvurulması gereken bir mücadele yöntemidir. Hatta ekonomik ve ekolojik olarak bir zorunluluk bulunmadığı sürece, kimyasal mücadeleye yer verilmemesi gerekir. Ancak kimyasal mücadele zorunlu ise, çevre dostu ve spesifik ilaçlar etkili en düşük dozda ve en uygun zamanda uygulanmalıdır.

Hastalık, zararlı ve olumsuz çevre faktörleri ile mücadelede öncelikle meyve ağaçlarının korunması esastır. Bu sebeple uygun ve dayanıklı çeşit ve anaç seçimi büyük önem taşımaktadır. Meyve ağaçlarının korunmasında diğer önemli nokta ise, kültürel bakım işlemlerinin bilinçli ve usulüne uygun bir biçimde yapılması ve koruyucu ilaçlamadır. Tüm bu önlemlere rağmen eğer ağaçlarda zararlanmalar var ise, mücadelenin ekonomik olup olmayacağı belirlenir. Eğer mücadele gerekiyorsa, öncelikle biyolojik mücadele gibi çevre dostu yöntemler düşünülmeli, zorunlu kalınmadıkça kimyasal mücadeleye girilmemelidir. Kimyasal mücadelede de mümkün olduğunca etki alanı süresi geniş olmayan çevreye daha az zarar verecek ilaçlar kullanılmalıdır. Unutulmaması gereken en önemli nokta, kimyasal ilaçların organik yetiştiricilikte kesinlikle yasak olduğudur.

Çevre dostu yetiştiricilikte olası sorunların tahmini ve görülen semptomların teşhisi kısa sürede en isabetli çözümün belirlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Özellikle hastalık ve zararlıların teşhisinde kesinlikle bir bitki koruma uzmanından bilgi alınması gereklidir.

Bahçe içinde sadece belli bir alanda ya da öbek öbek ortaya çıkan sorunlar genelde virüs, viroid yada bakteri kaynaklı hastalıklar; kök hastalıkları ya da nematod kaynaklı belirtiler olup çok ciddi problemler olarak kabul edilmelidir. Bunun yanında, belli noktalarda kurumaların gözlenmesi toprak altında sert tabaka ya da taban suyu gibi sorunları da akla getirmelidir. Özellikle virüs ve benzeri sorunlarla karşılaşıldığında mutlaka ilgili kurum ya da kuruluşlara başvurulmalıdır.

Vermikompostun Bitki Gelişimi Üzerine Etkileri


Vermikompost, toprağın biyolojik ve fiziksel yapısını düzeltmektedir. Yüksek bitki besin maddesi içeriği yanında, önemli bir humik asit kaynağı da olan vermikompost, bitkilerin besin maddesi alım kapasitelerini artırmakta ve doğal bitki gelişme düzenleyici ve enzimler içermesi sebebiyle de bitkilerde doğrudan olarak gelişmeyi teşvik etmektedir. Vermikompostun gelişmeye paralel olarak, verim ve kalite açısından da önemli katkılar sağladığı birçok çalışma ile ortaya koyulmuştur.

Sürdürülebilir yetiştiriciliğin son yıllarda artan oranlarda önem kazanması ve sağlıklı gıda arayışının günden güne ön plana çıkması sonucunda, kalite anlayışında da çok önemli değişiklikler yaşanmaya başlamıştır. Günümüzde bütün kalite kriterlerinin başında çevre ve insan sağlığı açısından zararlı olmayan hatta olumlu katkılarda bulunan toplam ürün kalitesi anlayışı yerleşmiş durumdadır.

Vermikompost uygulamalarının bitki gelişimi, verimliliği ve ürün kalitesi üzerindeki etkileri çok değişik mekanizmalar sonucunda gerçekleşmektedir. Vermikompost uygulamalarının genel etkilerinin düşük doz uygulamalarda dahi önemli ölçüde görülmekte olduğu, sebze ve süs bitkileri yetiştiriciliğinde kök ve sürgün gelişmesinin hızlandığı, çiçeklenmede artış sağlandığı ve benzer etkilerin meyve yetiştiriciliğinde de 2.5-5 ton/ha lık göreceli düşük doz uygulamalarda dahi gözlendiği, diğer organik gübrelerde, kompostta ve hayvan gübrelerinde görülmeyen bu etkinin besin içeriği yanında özellikle vermikompostun hormon (bitki gelişme düzenleyici madde) ve enzim içeriği sebebiyle ortaya çıkmakta olduğu yapılan birçok çalışmaya dayanılarak bildirilmektedir.

Vermikompost yapımında organik madde solucan tarafından ağız yoluyla alınıp, sindirim sisteminden geçirildikten sonra vermikest olarak adlandırılan humusa benzer dışkı olarak bırakılmaktadır. Solucanların yaptığı bu işlem esnasında vermikest hormon ve enzimlerce zenginleşmekte ve bu hormon ve enzimler bir yandan bitki gelişimi üzerine olumlu etkilerde bulunurlarken aynı zamanda bitki patojenlerinin gelişimini de kırmaktadırlar. Bunun yanında; ince dokulu, turba benzeri, yüksek gözenekli, havalanma, drenaj, su tutma kapasitesi yüksek bir materyal olan vermikompostun üstün bitki besin maddesi özelliği ve besin içeriği açısından komposta oranla çok daha ileri düzeyde olduğu da bildirilmektedir. Yapılan çalışmalar, vermikompost uygulamalarının optimum bitki gelişimi ve verimliliği için gerekli olan tüm bitki besin maddelerini elverişli bir biçimde sağladığı ve besin maddesi yarayışlığı ve bitkiler tarafından kolay ve hızlı alınımı açısından bitki gelişimi üzerine olumlu etkilere sahip olduğu bildirilmektedir. Vermikompost hazırlama işlemi esnasında organik materyalin parçalanması sonucunda elde edilen ince fiziksel yapıya sahip, tam olarak humuslaşmış olan materyal yüksek bitki besin elementi, hormon ve enzime ek olarak, özellikle fide ve fidanların kök gelişmeleri açısından oldukça elverişli bir fiziksel gelişme ortamı oluşturmakta ve hızlı ve güçlü kök gelişimi sağlanmaktadır.

Oldukça güçlü bir humik asit kaynağı olan vermikompostun toprağın fiziksel ve biyolojik yapısını iyileştirme özelliği, özellikle fidan ve fide yetiştiriciliğinde köklenme durumu başta olmak üzere, genel bitki gelişimi, verimi ve ürün kalitesi açısından da büyük avantajlar sağlamaktadır.

Vermikompostun asıl kendisine özgü değeri ise, başta IAA olmak üzere, içerdiği bitki gelişme düzenleyici ve enzim içeriğidir. Vermikompostun bitki gelişimi ve verimliliği üzerine olumlu etkileri yüzyıllardır bilinmektedir ancak son yapılan çalışmalardan da anlaşılacağı üzere, vermikompost uygulamalarının önemi ve bitki gelişimi üzerindeki etki mekanizmaları ancak çok yakın zamana kadar yapılmış olan çalışmalarla ortaya konmaya başlamıştır.

Geçmiş yıllarda yapılan çalışmaların sonucunda elde edilen veriler, topraktaki bakteri, mantar, maya, aktinomiset ve alg gibi bir çok mikroorganizmanın; oksin, gibberellin, sikonin, etilen ve absizik asit gibi bitki gelişme düzenleyici maddeleri üretebildiklerini göstermektedir. Fide gelişimi açısından önemli olan sitokininlerin Bacillus ve Arthrobacter spp.; gibberellin oksinlerin ise Azospirillum brasilense bakterilerince üretilmekte oldukları bildirilmiştir. Yakın zamanda yapılan çalışmalarda da vermikompostlama işlemi sonucunda elde edilen ve bitki yetiştiriciliğinde sıklıkla kullanımına başlanan tüm ürünlerin ve yetiştirme ortamlarının topraklı ve topraksız tarımda yüksek besin içeriği, humik asit yapısı ve başta IAA (indol asetik asit) olmak üzere, sahip olduğu bitki büyüme düzenleyiciler ve enzimler sayesinde bitki gelişimi üzerine net artışlar sağladıkları ortaya konmuştur.

Birçok çalışma, vermikompostun kök ve sürgün gelişmesi üzerine etkilerinin özellikle vermikomposttan elde edilen humik asite bağlı olduğunu belirtirken, paralel yapılan bir çok çalışmada ise; vermikompostun köklenme, sürgün gelişimi ve toplam bitki gelişimi üzerine etkilerinin humik asit kaynaklı oksin hormonuna bağlı olarak geliştiği belirtilmektedir.

Vermikompostun hormonal aktivitesinin ne şekilde geliştiği konusunda çok farklı görüşler söz konusudur. Bir grup araştırıcıya göre; vermikomposttan elde edilen humik asit, plazma membranı H+-ATPaz aktivitesini uyararak, lateral kök gelişimi üzerinde etkili olmaktadır. Farklı bir görüş olarak; vermikomposttan elde edilen humik asitin, oksin sentezini yöneten genlerin transkripsiyonu sonucunda gelişme üzerine etkili olduğu da bildirilmektedir. En çok kabul gören görüşe göre ise; solucanlar toprak organik maddesini etkileyerek mikroorganizmaların büyüme düzenleyici maddeleri üretmelerini sağlamaktadırlar ancak bazı araştırmacılara ve en yeni çalışmalara göre, mikroorganizmalar değil, doğrudan solucanlar büyüme düzenleyici maddeleri üretebilmektedirler.

Her ne kadar vermikomposttan ekstrakte edilen humik asit ve büyüme düzenleyici madde ilişkisi tam olarak açıklanabilmiş değilse de mikroorganizmaların fitohormon üretmekte oldukları ve humik asitin de bu büyüme düzenleyicilerin bitkilere olan etkilerinin sağlanmasında oldukça büyük bir öneme sahip bulunduğu düşünülmektedir. Büyüme düzenleyici maddeler hem suda hızla eriyerek drene olabilen maddelerdir, hem de güneş ışığı başta olmak üzere, bir çok çevresel faktörün etkisi sonucunda bozulmaktadırlar. Humik asit ise, bu büyüme düzenleyicilerin kök bölgesinde uzun süre stabil olarak kalmalarını sağlamaktadır. Sonuçta, hem vermikompost etkisiyle, hem de başka faktörlerce toprakta sayısı artan mikroorganizmalar büyüme düzenleyici madde oluşturmakta ve yine vermikomposta bağlı humik asitçe bitkiler için daha yarayışlı hale getirilmektedirler.

Optimum bitki büyümesi ve gelişimi toplam kuru madde ve dolayısıyla ürün verimliliği açısından çok büyük öneme sahip bulunmaktadır ve optimum gelişme fotosentez yolu ile elde edilen asimilat maddelerin miktarına ve topraktan alınan besin maddelerinin miktar ve oranına sıkı sıkıya bağlıdır. Vermikompost, hem topraktan alınan besin maddelerinin miktarını önemli ölçüde artırması, hem de bu besin maddelerinin bitkiler tarafından optimum düzeyde kullanılması açısından oldukça önemli bir yetiştirme ortamı ve gübre olarak bilinmektedir. Özellikle vermikompost kullanımı sonucunda en üst seviyede yaş ve kuru ağırlık artışının sağlandığını bildiren çalışmalar da mevcuttur ve bu kütle artışının özellikle vermikompostun besin maddesi içeriğine ve toprakta mevcut besin maddelerinin yarayışlılığının artışına bağlı olarak gelişmekte olduğu belirtilmektedir.

Vermikompost uygulamaları, toprağın biyolojik ve fiziksel yapısını güçlendirme yanında, topraktaki besin maddelerinin bitkiler tarafından alınımlarını da büyük ölçüde artırmaktadır ancak farklı gübre ve yetiştirme ortamları ile vermikompost kombinasyonları açısından yapılmış olan çalışmalar oldukça sınırlıdır. Bunun yanında, vermikompost temel olarak C, H ve O’dan oluşmakta ve NO3, PO4, Ca, K, Mg, S ve tüm mikro besin maddelerini de önemli oranlarda içermektedir. Tüm bu besin maddeleri, bitki gelişimi ve fizyolojisi açısından kritik rol oynamaktadır.

vermikomposttan elde edilen humik asitin, bitkilerin kök, sürgün ve yapraklarında yüksek oranlarda N, P, K, Ca ve Mg birikimine sebep olduğu da bildirilmektedir. Vermikomposttan ekstrakte edilen humik asit; saçak kök miktar ve gelişimini önemli ölçüde artırmakta ve dolayısıyla gerek çoğaltma materyali, gerekse bitki yetiştiriciliği açısından önemli avantajlar sağlanmaktadır. Humik asitin dolaylı ve dolaysız etkileri sonucunda, bitki gelişmesi, verimi ve kalitesi artış göstermektedir.

Yapılan farklı çalışmalarda vermikompost uygulamalarının klorofil pigmenti oluşumu üzerinde oldukça etkili olduğu ve fotosentez miktarının önemli ölçüde artış gösterdiği belirtilmektedir. Vermikompost uygulaması sonucunda yapraklarda konsantrasyonu artan N, P, K, Mg, Fe ve Cu elementlerinin klorofil oluşumunda etkili oldukları belirtilmektedir. Azot, CO2 fiksasyonunu artırırken, Mg klorofile bağlanarak ve CO2 fiksasyonunu artırarak, Fe ise klorofil biyosentezini hızlandırıp, artırarak fotosentez üzerinde etkili olmaktadırlar. Elektron transferinde rol oynayan plastosiyanin proteinin yapı taşı olan Cu yanında; solunum, hücre bölünmesi, stromalarda pH düzenlemesi, stoma geçirgenliğinin ayarlanması, su düzeninin sağlanması ve taşınımı ve protein sentezi gibi çok önemli olaylarda rol üstlenen P ve K da CO2 fiksasyonunda önemli rol oynamaktadırlar.

Bitkilerde fenolik bileşik miktarının, organik yetiştiricilikte artış göstermekte olduğu, organik olmayan (konvansiyonel) yetiştiricilikte ise, bu bileşiklerin miktar olarak oldukça düşük kaldıkları belirtilmektedir. Organik yetiştiricilikte besin maddelerinin göreceli olarak daha yavaş ve uzun sürede alınıyor olmalarının bu duruma sebep olduğu bilinmektedir. Besin maddelerini çok yavaş bir şekilde uzun sürede veren gübreleme sonucunda, tıpkı organik tarım yöntemleriyle yetiştirilen bitkilerde olduğu gibi, toplam fenol miktarında artış sağlanmaktadır ve benzeri sonuç vermikompost uygulamaları sonucunda da gözlenmiştir. Mekanizma tam olarak açıklanamamış olmakla birlikte, vermikompost uygulamalarında da tıpkı yavaş salınımlı gübrelerin kullanıldığı yöntemde olduğu gibi besin maddeleri çok yavaş şekilde bitki tarafından uzun sürede ama yüksek oranlarda alınabilmekte ve daha yarayışlı olmaktadırlar. Vermikompost uygulamaları sonucunda bitki dokularında daha yüksek fenolik madde sentezleniyor olması, vermikompost ile gübrelenen bitkilerde, diğer bitkilere oranla arthropod zararlısı atağının çok daha az görülüyor olmasını da bir bakıma açıklar nitelikte bulunmuştur.

Vermikompost uygulamalarının bitkilerde toplam antioksidan kapasitesini artırdığı ve bunun toplam fenolik madde sentezindeki artışa bağlı olduğu görülmektedir. Fenolik bileşiklerin yüksek olması sebebiyle de bitkilerdeki içsel savunma mekanizaları güçlenmektedir. Bitkilerdeki içsel savunma mekanizmaları oldukça karmaşık mekanizmalardır ve vermikompost uygulamalarının bu mekanizmalar üzerinde tam olarak ne şekillerde etkide bulunduğu konusunda yeterince çalışma bulunmamaktadır.

Turunçgil Hastalık ve Zararlılarına Karşı Kültürel Uygulamalar

Koşnil ve Kabuklu Bitler

Sulama, gübreleme, budama gibi bakım işlemleri zamanında ve tekniğine uygun şekilde yapılmalı, toz önlenmeli... Budama ve aralama ile ağaçların hava almalarının sağlanmalı ve kuruyan dalların kesimi yapılmalıdır... Ağaçların sık olmaması, yeterli havalanma ve güneşlenmeyi sağlayacak şekilde kuru dalların ayıklanması gerekir... Küçük ev bahçelerinde ve tek başına olan ağaçlarda çuval parçası vb. ile zararlı sıyrılıp temizlenmelidir... Bahçe bakımına önem verilmeli, sık dikimden kaçınılmalıdır... Bahçe bakımlı ve havadar olmalı, iyi güneş görmelidir. Bahçede yabancı ot temizliğine dikkat edilmeli, sürümler tavında yapılmalı, budama yaparken ağaç taçları hiçbir zaman birbirine değmemelidir. Güneşlenme ve hava akımı sağlanmalıdır.

Yaprak bitleri

Bahçedeki yabancı otlar temizlenmeli, ayrıca fazla azotlu gübre kullanılmamalıdır

Akdeniz meyve sineği

Dökülen meyvelerin toplanıp imha edilmesi ve zararlıya konukçuluk eden diğer bitkilerin bir araya dikilmemesi önem taşımaktadır

Turunçgil beyazsineği

Sık dikimden kaçınılmalıdır. Zeytin, kiraz, şeftali ve erik gibi yüksek boylu ağaçlar arasına turunçgil tesis edilmemelidir Özellikle yumurta açılımına rastlayan dönemlerde sulama, olanak varsa yağmurlama şeklinde yapılmalıdır. Budama ile hava sirkülasyonu sağlanmalı, zorunlu olmadıkça rüzgar kıran ağaçları dikilmemelidir

Harnup güvesi

Turunçgil plantasyonları içinde veya çevresinde harnup ve yenidünya gibi diğer konukçu bitkileri yetiştirilmemelidir İlk vuruklu meyve dökümünden kasım ayı ortasına kadar 4 günde bir dökülen meyveler toplanarak gömülmelidir. Bu yolla döküm %80’in üzerinde azaltılabilmektedir. Fakat bu kültürel önlemlerin başarılı olabilmesi için tüm turunçgil yetiştiricileri tarafından uygulanması gerekir

Limon çiçek güvesi

Yaz aylarında çiçek açan virüslü ağaçlar yok edilmelidir. Yediveren özelliği bulunan limonlar bahçeden uzaklaştırılmalıdır.

Pas böcüsü

Mücadelesinde bahçe temizliğine önem verilmeli ve ara ziraatı yapılmamalıdır

Turunçgil nematodu

Fidanlıklar temiz alanlarda kurulmalı, çöğürler tohumdan yetiştirilmeli, temiz çöğür kullanılmalıdır. Bulaşık alanlarda kullanılan alet ve ekipman dezenfekte edilmeli, sulama sularının temiz alanlardan gelmesine dikkat edilmelidir.

Kırmızı Örümcek

Bahçelerin mümkün olduğu kadar temiz ve bakımlı olmasına özen gösterilmelidir. İyi bir sulama programı ile ağaçların su stresine girmesi önlenerek zararlının yoğunluğunun artışı engellenmelidir. Tozu olmayan, yanlış ve gereksiz ilaçların kullanılmadığı bahçelerde genellikle doğal düşmanları tarafından baskı altında tutulmaktadır. Faydalı böceklerin korunması açısından özellikle sonbaharda doğal dengeyi bozacak ilaçlamalar yapılmamalı, toza karşı önlem alınmalıdır.

Rosellinia kök çürüklüğü

Ağır ve su tutan topraklarda bahçe kurulmamalıdır, Sulama suyu ve gübre ağaçların kök boğazına değil tekniğine uygun şekilde taç izdüşümüne verilmelidir, Bulaşık bahçelerde, ilkbaharda ağaçların kök boğazları ana köklere kadar açılarak yaz aylarında güneş ve hava almaları sağlanmalıdır, Kökleri tamamen çürüyen ağaçlar toprakta hiç kök parçası kalmayacak şekilde derhal sökülmelidir. Hastalığın yeni bulaştığı ağaçlarda ise, çürüyen kökler sağlam kısma kadar temizlenmeli, kesilen köklerin üstüne rastlayan dallarda köklerle dengeyi sağlayacak şekilde budama yapılmalıdır. Bahçede hastalıkla bulaşık tüm kök ve kök parçaları toplanıp yakılmalıdır, Kök çürüklüğünün sağlam ağaçlara bulaşmasını önlemek amacıyla bahçede hastalığın bulaşık olduğu kısmın etrafına 1 m derinliğinde hendek açılmalı, toprağı bulaşık tarafa atılmalıdır

Armilaria kök çürüklüğü

Kuruyan ağaçlar bahçeden en ince kökleri de dahil sökülerek imha edilmeli ve açılan çukurlarda kireç söndürülmelidir. Bu şekilde ağaç sökülen alanlara 2 - 3 yıl herhangi bir meyve fidanı dikilmemelidir. Hastalık bahçenin belli kesimlerinde görülüyorsa, rizomorfların sağlam ağaçlara ulaşmaması için hastalığın görüldüğü yerler 60 cm derinlik ve 30 cm genişliğindeki hendeklerle izole edilmelidir. Çevre bahçelerde hastalığın bulunması durumunda, sel sularının getireceği hastalıklı kök parçacıklarının girişini önlemek için bahçenin çevresine hendek açılmalıdır. Ağaçlar sağlam ve sağlıklı yetiştirilmelidir. Bunun için fidanlar derin dikilmemeli, aşırı sulanmamalı ve köklerin yaralanmamasına dikkat etmelidir. Sonbaharın ilk yağmurlarından sonra oluşan fungusun şapkaları ve oluştukları yerdeki kök parçaları imha edilmelidir. Ormanların açılmasıyla elde edilen araziye hemen meyve bahçesi kurulmamalı, toprak 2 - 3 yıl boş bırakılmalıdır.

Turunçgil dal yanıklığı

Gübreleme ve sulama işlemleri zamanında yapılarak, genç sürgünlerin kışa olgunlaşmış ve odunlaşmış olarak girmeleri sağlanmalıdır. Turunçgil bahçeleri hakim rüzgarlara karşı rüzgar kıran ağaçlar yardımıyla korunmalıdır. Yeni kurulacak bahçelerde üçgen usulü dikim tercih edilmelidir. Fazla su tutan topraklarda drenaj kanalları açılmalıdır. Hastalıkla bulaşık dal ve sürgünler budanarak yakılmalıdır.

Alternaria yanıklık hastalığı

Yeni kurulan bahçelerde sık dikimden kaçınmalı, hava akımının kolayca oluşacağı bir dikim şekli uygulanmalıdır. Hızlı sürgün gelişimini teşvik eden sık ve fazla azotlu gübrelemeden kaçınmalıdır. Sürgün gelişimini artıran aşırı budamadan kaçınmalıdır. Sık sık sulama yapılmamalıdır. Islaklık oluşturacağı için sık sık yağmurlama sulama yapılmamalıdır. Gübreleme ve sulamanın ayarlanmasıyla sürgünlerin kışa odunlaşmış olarak girmesi sağlanmalı, bahçe rüzgar kıranlarla korunmalı, aşırı hasta dallar kesilip yakılmalıdır.

Uçkurutan hastalığı

Hastalık büyük oranda ağaçta açılan yaralardan girdiği için, hastalığa karşı korunmada gereksiz yere ağaçta yara açmamak ana ilke olmalıdır. Ağaçlar sürekli izlenerek uçkurutan hastalığına yakalanmış sürgünler hangi ay olursa olsun hemen hastalığın ulaştığı (renklenmenin bittiği) yerin 20 cm altından budanmalıdır. Budanan bu sürgünler yakılmalıdır. Budama sırasında hasta ağaçlarda kullanılan el aletleri diğer ağaçlarda kullanılmadan önce %5’lik sodyum hiypokloritte (çamaşır suyu) dezenfekte edilmelidir. Genç sürgünlerin kışa pişkin olarak girmesi için sonbaharda sulama erken kesilmeli ve azotlu gübre verilmemelidir. Yağmurlama, dumanlama vb. önlemler alınarak bahçe don zararına karşı korunmalıdır. Kuvvetli rüzgar alan yerlerde bahçenin çevresine rüzgar kıran dikerek yaralanmalar azaltılmalıdır. Bahçede tekniğine uygun beslenme ve sulama yapılmalıdır. Hastalıklı ve sağlam ağaçların gövdelerinden çıkan obur sürgünler temizlenmelidir.

Gövde Zamk ve Kahverengi Çürüklük

Salma veya çanak usulü sulama yapılmamalı, karık usulü ve damla sulama tercih edilmelidir. Sulama sırasında, suyun kök boğazına teması önlenmeli, sık ve derin dikim yapılmamalı, aşı yeri tokraktan yüksekte olmalıdır. Depolama sırasında hasta meyveler ayıklanmalıdır. Yağmurlama sulama kesinlikle kullanılmamalı, damla sistemi yok ise, karık usulü sulama yapılmalıdır... Taban suyu yüksek yada hareketli ise turunçgil yetiştiriciliği yapılmamalı yada drenaj çok iyi sağlanmalıdır... Özellikle limonlarda meyve hastalıklarını önlemek için hasat sonbaharda yağmurlardan önce tamamlanmalıdır. Ağaçların kalın dal ve gövdelerinin değişik nedenlerle yaralanmasından kaçınılmalıdır. Yara yeri aşı macunu ile kapatılmalıdır. Kök boğazı hastalıkları görülürse ilkbahar aylarında kök boğazı açılmalı, güneşlendirilmeli ve havalandırılmalıdır. Suyun kök boğazına
değmesi engellenmelidir. Bahçelerde özellikle ağaç altları yabancı ot ve diğer bitki artıklarından temiz tutulmalıdır... Hastalıklı ağaçlardaki yaralar ekim, ocak ve mart aylarında odun dokusuna kadar temizlenmelidir. Yara yerlerine %3’lük potasyum permanganat dezenfektan olarak sürülmelidir.

Depo küfleri, Mavi ve Yeşil Küfler

Hasattan önce meyvede yara meydana getiren çeşitli hastalık ve zararlılarla iyi mücadele edilmeli... Hasat sırasında meyvelerin yaralanmamasına dikkat edilmeli ve yere düşen meyveler toplanmamalı... Depolar temiz tutulmalı ve dezenfekte edilmeli, meyveler ilaçlı kağıtlara sarılmalı... Meyveler sandıklara çok sıkışık konulmamalıdır... Yara yerlerine aşı macunu sürülmeli ve budama aletleri her kesimden sonra %10’luk sodyum hipoklorit (çamaşır suyu) çözeltisi ile dezenfekte edilmelidir... Etmen yaralardan giriş yaptığı için; don, dolu ve fırtınalı havalarda ağaçlarda çatlama, yaralanma ve yaprak dökülmesi olacağından ağaçlar bu doğal olaylardan sonra ilaçlanmalıdır. Ayrıca ağaçlarda yara oluşturacak limon faresi ile mücadele edilmelidir...

Virüs Hastalıkları

Tespit edildiğinde tarım müdürlüğüne bilgi verilmelidir... tedavisi yoktur, bulaşma önlenmelidir... Güvenilir kuruluşlardan fidan temin edilmeli, hastalıklı bitkilerden aşı gözü veya kalem alınmamalı, aşı bıçağı veya budama aletleri ağaçtan ağaca geçerken %5’lik sodyum hipoklorite yani hipolu çamaşır suyuna batırılmalı, yaprak piresi ve afit gibi böceklerle mücadele edilmeli, tespit edilen hasta bitkiler sökülerek yakılmalıdır.

Haftanın Videosu

önceki videoları izlemek için lütfen sol üst köşedeki oynatma listesi ikonuna tıklayınız...