İncir Yetiştiriciliği

İncir, ülkemizde geleneksel dış satımda önemli yer tutan tarım ürünlerinden birisidir. Türkiye, dünya yaş ve kuru incir üretiminde, üretim ve dış ticaret hacmi, üstün kalitesi ve çeşit zenginliği ile ilk sırada yer almaktadır. Bölgeler dikkate alındığında, Ege ve Marmara Bölgesinde binlerce ailenin geçim kaynağıdır. Taze tüketiminin yanı sıra kurutulmakta, ezme haline getirilerek veya pekmez yapılarak hammadde olarak endüstride kullanılmakta, erkek ve dişi meyveleri reçel, marmelat ve şekerleme yapımında değerlendirilmekte, incir sütünden et yumuşatıcı olarak yararlanılmakta, düşük kaliteli meyveleri kavrularak kahve katkı maddesi olarak ihraç edilmekte, insan gıdası olarak değerlendirilemeyecek kalitedeki hurda incirler hayvan besini olmakta veya alkol yapılmakta, yaprakları hayvanlara yedirilmekte veya ilaç hammaddesi elde etmede kullanılmaktadır. Meyveleri, yüksek şeker içeriği yanında diyet lifi, pektin ve mineral maddelerce zengindir. İncir yetiştiriciliğinde sentetik girdi kullanımının diğer türlere oranla çok düşük olması ve güneşte doğal koşullarda kurutulması sağlık kalitesini arttırmaktadır. Zararlılara ilişkin sorunların olgunlaşma döneminde ortaya çıkması, çalışmaları sorunların ilaçlı mücadele yerine kültürel önlemlerle çözümlenmesi yoluna yönlendirmiştir. Bu nedenle sağlıklı beslenme açısından giderek önem kazanmaktadır. İncir pek çok türün yetiştirilemeyeceği toprakları değerlendirmektedir. Özellikleri nedeni ile bütün dinlerde kutsal meyve kabul edilmekte ve bugün tüm dünyada kaynakları kıt fakir yörelerin üreticilerine tavsiye edilmektedir.

Kuru incir üretiminde, çeşit özelliği yanında mevcut iklim koşullarının kaliteyi büyük ölçüde etkilemesi nedeni ile ülkemizde dış satıma yönelik sofralık kuru incir üretiminin Büyük ve Küçük Menderes havzaları dışına çıkması pek mümkün görülmemektedir.

Taze incir ise ülkemizde başta tüm kıyı şeridi olmak üzere geniş bir alanda yetiştirilme olanağına sahiptir. Gelişen ve hızlanan ulaşım olanaklarına paralel olarak dünya taze incir ticaretinin hacmi her yıl artmaktadır. Son yıllarda başta Akdeniz ülkeleri olmak üzere Brezilya, Güney Afrika, Şili, Arjantin gibi birçok ülkede incirle ilgili araştırmalar başlatılmıştır.
Kuru incir üretimine ve ticaretine ait kaynaklar incelendiğinde ülkelerin konumu değişmekle birlikte, Türkiye’nin diğer tüm üretici ülkelere göre ayrı bir yeri olduğu, gerek yüksek üretim değerleri gerekse üstün kuru incir kalitesi nedeniyle haklı bir isim yaptığı ve dünya ticaretindeki % 60-70’lik payla ilk sırada yer aldığı görülmektedir. Ülkemizde Doğu Karadeniz’den başlayarak Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz kıyı şeridinde, Güneydoğu Anadolu’da ve İç Anadolu’daki nehir vadilerinde incir ağaçlarına rastlamak mümkündür.

İncirin bu kadar geniş bir yayılış alanı bulunmasına rağmen ekolojik koşulların farklılığı nedeni ile değerlendirme şekilleri bölgeler arasında değişiklikler göstermektedir. İncir varlığı yönünden Ege Bölgesi hatta yalnızca Aydın ve İzmir illerinin ülkemizdeki incir ağaçlarının büyük çoğunluğunu bünyesinde barındırdığı görülmektedir. Bu bölgedeki bahçelerin tümü, üstün kuru meyve niteliklerine sahip kurutmalık Sarılop çeşidi ile kuruludur. Özellikle olgunlaşma ve güneşte yapılan kurutma dönemlerinde sıcaklık ve nem koşullarının elverişliliği nedeni ile Büyük ve Küçük Menderes Havzalarının tüm üretimi kaliteli kuru incir elde etmeye yöneliktir. Ülkemizde üretilen yıllara göre 45-50 bin ton arasında değişen ve büyük oranda ihraç edilen kuru incirin tümü bu illerden sağlanmaktadır. Havza dışında üretilen incirin hemen tamamı yaş meyve olarak tüketilir. Sarılop dışında kapama bahçeler şeklinde sofralık yetiştiriciliği yapılan en önemli çeşit, Bursa Siyahı’dır. Bursa ve ilçelerinde yayılış alanı bulmuştur. Son yıllarda batı ve güney kıyılarında da bahçeler kurulmaktadır. Yediveren ise Manisa ili Salihli ilçesinin köylerinde yellop meyvesi için yetiştirilen ve ihraç edilen bir çeşittir. Ayrıca İçel ili Mut ilçesi ve Gaziantep çevresinde de kapama bahçeler kurulmakta ve ekonomik anlamda yetiştiricilik artmaktadır.

İncir (Ficus carica L.), kültüre alınışı insanlık tarihi kadar eski ve bütün dinlerde kutsal kabul edilen birkaç meyve türünden biridir. Subtropik ve ılıman kuşağın sıcak kesimlerinde yayılış alanı bulmuştur. Taze meyvesi taşınmaya pek uygun olmadığından, üretiminin yapıldığı yörelerde tanınmış, üretiminin yapılamadığı alanlarda tanınma fırsatı bulamamıştır. Kuru incir ise, uzun süre kolayca saklanabilmesi ve uzak mesafelere taşınabilme olanağı nedeni ile, dünya üzerinde daha geniş tanınma fırsatı bulmuştur. Üstün enerji ve sağlık değeri ile bazı ülkelerde özellikle çocuk ve yaşlıların beslenmesinde, bazı pazarlarda ise kutsal meyve olması nedeni ile özellikle Ramazan ayında veya Noel arifesinde satılmaktadır. Son yıllarda taşıma ve depolama koşullarının iyileştirilmesine paralel olarak hasat sonrası kayıplar azalmıştır. Bu sebeple sofralık taze incir meyvesine olan talep de artmakta, bugüne kadar tanınma fırsatı bulamayan ülkelerde de “egzotik meyve” olarak yüksek fiyatlara alıcı bulabilmektedir.

İncirlerde sürgün gelişmesi mart sonu-nisan ayı başında tepe tomurcuğunun açılması ve yaprakların görülmesi ile başlar. Çoğunlukla tepe tomurcuğu ve uçtaki 2-3 göz sürer. Tepe gözünden meydana gelen sürgün, genellikle diğerlerinden daha kuvvetli gelişir. İncir, çift evcikli yani dioik bir meyve türüdür. Erkek ve dişi ağaçları ayrıdır. İncirde diğer meyve türlerinde olduğu gibi çiçeklenme ve meyve bağlama yoktur. Meyve taslakları yaprak koltuklarında oluşur, daha sonra gelişip olgunlaşarak yenebilecek hale gelir. Meyveler bir yıl önceki sürgünün uç gözlerinden veya o yıl ki sürgün üzerindeki yaprak koltuklarındaki gözlerden meydana gelir. İlkbahar (Yellop) ürünü bir yıl önceki sürgünün uç kısmındaki kışı uyur halde geçiren gözlerden gelişir. Genellikle sayıca azdır. Yaz ürünü olan (İyilop) incir meyveleri ise, o yılki sürgünün yaprak koltuklarında ve yaklaşık birer haftalık aralıklarla doğar. Gerek erkek gerekse dişi incir ağaçlarında her yıl üç seri meyve gözü oluşmakta ve meydana gelen üç mahsul meyveleri belirli aralıklarla olgunlaşmaktadır. Bu meyvelerin gelişip olgunlaşabilmeleri için döllenme koşulu, çeşitten çeşide farklı olabileceği gibi, aynı çeşidin birinci yani ilkbahar mahsulü ile ikinci yaz mahsulü meyvelerinin döllenme gereksinimleri de farklı olabilir.

Döllenme gereksinimleri yönünden dişi incir çeşitleri 3 grupta toplanabilir.

Adi tip: Her iki mahsul meyvesi de döllenme olmaksızın gelişip olgunlaşabilir.
San Pedro Tipi (Ara tip): Yellop (ilkbahar mahsulü) döllenme olmadan da gelişip olgunlaşabilir. İyilop (yaz mahsulü) döllenme gerektirir.
İzmir tipi: Her iki mahsul de meyve tutumu için mutlak döllenme ister. Bu nedenle ilkbahar mahsulü, o dönem çiçek tozu bulunmadığı için dökülür. Bazı yıllarda az sayıda ilkbahar meyvesine rastlanabilir. Ekonomik olan yaz ürünü meyveleridir. Önemli çeşitlerimiz Sarılop ve Bursa Siyahı bu gruba girmektedir.

Meyve olarak değerlendirilen kısım, aslında çukur olan iç yüzeyinde çiçeklerin sıralandığı çiçek tablasıdır. Döllenme gereksinimi olan çeşitlerde, yaklaşık 1.5-2.0 cm çapa ulaşıncaya dek bu yapı gelişir. Ancak erkek incir asımı (ilekleme) yapılmamışsa meyve yeşil rengini kaybeder, buruşur ve düşer. Gelişimine devam eden meyveler, hızlı – yavaş – hızlı şeklinde gelişme sürecini tamamlayıp olgunlaşır. Meyve gelişme süresi 80 – 120 gün arasında değişebilmektedir. Çeşit özelliği yanında bakım tedbirleri, sıcaklık, rutubet ve toprak özellikleri, olgunlaşma başlangıcı ve olgunlaşma sürecinin uzunluğunu etkileyen diğer faktörlerdir. Böylece olgunlaşma tarihleri 1 ay kadar fark edebilir.

Meyvelerin hızla olgunlaşması ve hızlı bir şeker birikimi incire hastır. Olgunluktan önceki 5 – 10 gün içinde meyve boyutları hızla artar, renkleri değişir. Koyu yeşil renk sarıya, sarı – yeşile veya mora dönmektedir. Olgunlaşma ise 2 – 3 gün içinde gerçekleşir. Sofralık ve kurutmalık olarak değerlendirilen meyveler, dişi incir ağaçlarının meyveleridir. Erkek incir meyveleri irileşip olgunlaşsa da genellikle tatlanmaz ancak reçel veya şekerleme yapımında ve dişi ağaçları dölleme amacı ile kullanılır.

Olgun incir meyvelerinde kabuk parlak, esnek, saydam ve etten kolayca ayrılabilir niteliktedir. Meyve eti tatlı, özlü ve yumuşaktır. sürgün üzerindeki meyveler sürgünün alt kısmından başlayıp uca doğru art arda olgunlaşır. Olgunlaşma dönemi (hasat) ilkbahar ürünü meyvelerde 10-15 günde tamamlandığı halde, yaz ürünü meyvelerde bu süre, çeşide bağlı olarak 30 – 90 gün sürmektedir. Olgunlaşmanın aralıklı olması ve gerek meyve gelişme döneminin, gerekse aralığın çeşide bağlı olarak değişmesi nedeni ile yetiştiricilikte çeşit seçimi büyük önem taşımaktadır.

Önemli İncir Çeşitleri

Sarılop

Ağaçları 7 – 8 m yükseklikte yayvan, seyrek bir taç oluşturur.eğimli büyüyen dalların daha sonra kıvrılıp sarkması Sarılop’un tipik özelliklerindendir. Yaprakları iri ve yumuşak dokulu çok derin dilimli genellikle 5 parçalıdır. Az sayıda oluşan birinci mahsul (yellop) meyveleri çoğunlukla dökülür. Ancak bazı yıllarda bir kaç tane ilkbahar meyvesinin olgunlaştığı da gözlenebilir. Asıl ekonomik olan yaz ürünü meyvelerdir ve meyve tutumu için mutlak döllenme gereksinimleri vardır. Yaz ürünü meyveler, ağustos ayı içinde olgunlaşmaya başlar ve eylül ayında devam eder. Çift meyve oranı diğer çeşitlerden yüksektir (sürgünlerin yaklaşık % 50’sinde ). Meyveleri orta – iri (50 – 55 g, 50 mm çap), basık, kabuğu ince ve sarı renklidir. Meyve içi boşluğu yoktur. İç rengi, koyu bal veya amber olarak tanımlanmaktadır. Ağız açıklığı belirgin ve çatlama eğilimi olan bir çeşittir. Asıl üretim amacı kurutmaya yöneliktir. Döllenme yeteneğinde çok sayıda tohum vardır.

Bursa Siyahı (Dürdane inciri)

Sarılop’tan sonra en fazla üretim potansiyeline sahip sofralık kalitesi üstün bir çeşittir. Bursa çevresinde belirli bir yayılış alanı bulmuştur. Meyve olgunlaşması bu bölgede eylülde başlayıp kasım ortalarına değin devam eder. İri meyveli (75 – 80 g, 55 mm çap), küresel forma ve koyu mor renge sahip üstün bir çeşittir. Meyve eti sıkı dokulu, meyve içi boşluğu ya hiç yok veya çok küçük olup yola dayanıklı bir çeşittir. Nemli bölgelerde yetiştirilmesine ve olgunluk döneminin daha geç olmasına rağmen meyve çatlaması önemli bir sorun olarak ortaya çıkmamaktadır.

Göklop

Ağaçları iri ve geniş bir taç oluşturur. Dallar dikine gelişir. Yaprakları parlak yeşil renkli ve çoğunlukla geniş ve üç dilimlidir. İzmir tipi incirler grubuna girer. Meyve olgunlaşması 15 Ağustos – 20 Eylül arasındadır. Meyveleri iri (65 – 85 g, 57 mm çap ) ve basık, kabuk kısmı kalınca ve sarımsı – yeşil renktedir. Meyve eti koyu pembe renkte kaliteli bir sofralık çeşittir. Çatlama ve iç çürüklüğüne duyarlıdır. Tanınmış bir çeşit olmasına rağmen üretimi, dağınık haldeki az sayıda ağaçtan öteye gidememiştir.

Bardakçı

Ağacı kuvvetli büyür, dalları diktir, yuvarlak bir taç oluşturur. Yaprakları orta iri, üzeri sert ve ince tüylü, üç parçalıdır. Meyvesi orta – iri (46 mm çap), armut şeklinde, ince kabuklu, sarımsı – yeşil renkte, belirgin damarlı, meyve eti pembe – kırmızıdır. İzmir çevresinde taze olarak tüketilir. Ancak taze tüketilen yeşil renkli incirlerin çoğu bu yörede “Bardacık” olarak nitelendirilmektedir.

Siyah Kış

Erbeyli İncir Araştırma Enstitüsü’ nde seçilip yetiştirilen Ege Bölgesi orjinli bir çeşittir. Düzenli ve yaygın biçimde üretimi yapılmadığından tanınma fırsatı bulamamıştır. Meyveleri orta-iri, basık-oval, hafif boyunludur. Ağız açıklığı küçüktür, meyve iç boşluğu yoktur, çekirdek miktarı az ve orta iriliktedir. Lezzet ve aroması üstün bir tiptir. Kabuk rengi koyu mor, meyve iç rengi koyu kırmızıdır. Çatlamaya karşı dayanıklıdır. Ancak meyve iriliği ürün miktarına bağlı olarak değişkenlik gösterir. Tüm bu özellikleri yanında verimli ve geçci bir çeşit olması sebebi ile sofralık dışsatım açısından oldukça önemlidir.

Yediveren

Manisa iline bağlı Turgutlu, Avşar ve Dalbahçe köyleri çevresinde yaygın bir çeşittir. Verim özellikle ağacın gelişme durumuna göre değişiklik göstermektedir. Yellop meyveleri döllenme olmaksızın olgunlaşırlar. Olgunlaşma Haziran’ın son haftasında başlar ve 15 gün kadar devam eder. Meyveler yeşil, iri ve kalın kabukludur. Özellikle dış pazar için önerilmektedir. Tat ve aromaca zengin değildir. İkinci ürün iyilop meyveleri oldukça küçüktür ve meyve tutumu için mutlak döllenme isterler.

Karabakunya

Yellop meyveleri haziran ortasında olgunlaşırlar. Döllenme olmaksızın olgunlaşan meyveler orta irilikte ve armudidir. Meyve kabuğu dayanıksızdır ve kolay soyulur. Kabuk rengi açık mor, meyve eti ise kırmızıdır. Çekirdek miktarı ve iriliği ortadır. Olgun meyvelerde çatlama ve akma yoktur. Derimden sonra, meyveler fazla dayanmazlar, kısa sürede tüketilmeleri gerekir. Yaz ürünü iyilop meyveleri de döllenmeden olgunlaşırlar. Verim yüksektir, sürgündeki ortalama meyve sayısı 5-6 adetir. Meyve tutum oranı çok yüksektir. Derim, Ağustos başında başlar ve 50 gün kadar devam eder. İkinci mahsul meyveleri küçük ve armudidir. Meyve kabuğu dayanıksızdır, kolay soyulur ve derim esnasında sap genellikle dalda kalır. Meyve kabuğu ince, açık mordur, meyve eti ise kırmızıdır. Olgunlaşan meyvelerde çatlama ve akma görülmez. Meyveler iyi görünüşlü, kokulu ve iyi kalitelidir.

İncir Yetiştiriciliği


İncir daldırma, dip sürgünü yada çelikle kolayca üretilebilmekte, bu nedenle de aşı ile üretim, çeşit değiştirme dışında kullanılmamaktadır. En yaygın üretim şekli ise çelikle üretimdir. İncir fidanı eldesinde en doğru yol, resmi kuruluşların ürettiği sağlıklı ve adına doğru fidanların teminidir. Ancak çeşitli sebeplerle fidan üretimi üretici tarafından üretilecek ise, en doğru yol bilinen sağlıklı ağaçlardan alınacak çelikler ile yapılan çoğaltmadır.

Adi çelikle üretimde, kışın sağlıklı ağaçlardan alınan 25-30 cm uzunluğunda tercihen tepe tomurcuğu bulunan odun çelikleri kullanılmaktadır. Katlamaya alınan odun çelikleri, uyanma başlamadan önce tarla koşullarına geçirilir. Açılan sıralara çelikler, tepe tomurcuğu yüzeyde kalacak şekilde dikilir. Dikimden sonra gevşek yapılı bir harç ile tepe gözünün üzeri kapatılarak çeliğin su kaybetmesi önlenir. Gelişme döneminin başlaması ile birlikte sulama ve ot alma gibi bakım işlemleri yerine getirilir. Bakım işlemlerinin düzenli yapılması durumunda incir çelikleri köklendirilerek çok yüksek fidan randımanı alınabilir.

Çeliklerin tesis edilecek bahçeye doğrudan dikiminde, takip gerektiren alanın geniş olması nedeni ile bakım işlemleri yeterince yapılamamakta ve böylece başarı şansı düşmektedir. Fidanların aynı zamanda dikilmemesi nedeni ile bahçenin tümüyle kurulması uzun yıllar alabilir.

İncirin yapraklı yeşil çelik ile çoğaltılması da mümkündür. Çelikler 20-25 cm boyunda ve bir miktar yaşlı sürgün parçası içerecek şekilde kesilirler. Gelişmenin iyi olması amacı ile sürgün ucu tepe tomurcuğu bulunan uç sürgünler kullanılmalı, çelik üzerinde 3-4 yaprak bırakılmalı fakat su kaybının önlenmesi amacıyla bu yaprakların ½ si kesilip atılmalıdır. Yeşil çelikler alındığı döneme bağlı olarak alt ısıtmalı alçak plastik tünellerde yada sera koşullarında sisleme ünitesi altında kum-perlit karışımında köklendirilebilir

Bahçe Yeri Seçimi ve Bahçe Kurma

Yaprağını döken subtropik bir iklim meyvesi olan incirin yetiştiriciliğini sınırlayan en önemli iklim özelliği, yaz sıcaklarındaki yüksek sıcaklıklardan çok, düşük sıcaklıklardır. Ekim-Kasım aylarındaki –3 C, kışın dinlenme döneminde –9 C ve ilkbaharda gelişmenin başlamasından sonra –1 C ve daha düşük sıcaklıklar dokulara zarar vermektedir. Olgunlaşma dönemindeki yüksek bağıl nem yada yağışlar, seçilen çeşide bağlı olmakla beraber çatlamanın artmasına yol açabileceğinden dikkate alınmalıdır.

İncir, kumludan killi-tınlıya kadar farklı toprak tiplerinde yetişebilir. Toprak derinliğinin en az 1-2 m olması yüzlek köklü olan incir ağaçlarında gelişmeyi hızlandırmaktadır. Toprak pH’ sının 6-7.8 arasında olması tercih edilir ancak yüksek kirece karşı sert çekirdekli meyvelerden daha dayanıklıdır. Yüksek toprak sodyum ve bor düzeylerine ise duyarlıdır.

İncir yıllık yağışı 550-600 mm olan bölgelerde sulanmadan yetiştirilebilir. Ancak süzek topraklarda yıllık toplam su ihtiyacı 725 mm olarak bildirilmektedir. Özellikle, hızlı sürgün gelişmesinin görüldüğü Nisan-Mayıs döneminde, kış yağışlarının yetersiz olması durumunda toprak koşullarına bağlı olarak ek sulama gerekebilir.

Günümüzde özellikle Aydın ve İzmir illerindeki incir yetiştiriciliği, taban arazilerden kır-taban ve kır arazilere doğru kaymış bulunmaktadır. Taban bahçelerde kare dikimin tercih edilmesi ve 8-10 m sıra arası ve üzeri mesafeler bırakılmasına rağmen kır alanlarda ağaç gelişmesi zayıf olmakta ve aralık mesafeler 5 m ye kadar düşürülmektedir. Kuru incir yetiştiriciliğinin dağlık alanlara kayması, zararlılar ve kuru meyve kalitesi açısından bir avantaj olarak görülmektedir. Ancak özellikle son yıllarda azalan yağış miktarına bağlı olarak kuraklığın artması ile birlikte önemli sorunlar gözlenmeye başlamıştır. Kuraklık sebebi ile erken yaprak dökümü meydana gelmekte ve üreticilerin ‘kavurya’ olarak adlandırdığı ve tümüyle hurdaya ayrılan aşırı kuru ve güneş yanıklı meyve sayısında artış gözlenmektedir. Çok eğimli kır bahçelerde toprak derinliği azdır ve yıkanma nedeni ile besin maddesi noksanlıkları görülmektedir. Yıllık yağışların yetersiz olması da eklendiğinde bu yörelerde toprak muhafaza önlemlerinin alınması ve ek sulama olanaklarının araştırılması zorunlu olmaktadır.

İlekleme

Erkek incir meyveleri de dişi incirlerde olduğu gibi yılda üç mahsul vermektedir: Kış ürünü (Boğa), İlkbahar ürünü (İlek) ve Sonbahar ürünü (Ebe) meyveler. Farklı zamanlarda gelişip olgunlaşan meyveler, erkek incirle ortak yaşam süren ilek arıcığı (Blastophaga psenes L.)’nın yaşam döngüsünü tamamlayabilmesi için gereklidir. Ancak bazı çeşitlerde ebe meyvelerine hiç rastlanmazken bazılarında, yıllara göre farklılık gösterebilmektedir. Meyve vermesi için mutlak döllenme gerektiren Sarılop ve Bursa Siyahı (Dürdane) gibi incir çeşitlerinde döllenmenin sağlanması amacı ile, dişi incir ağaçlarının iyilop meyveleri ile aynı dönemde olgunlaşan erkek incir ağaçlarının çiçek tozu üreten ilek meyvelerinin dişi incir ağaçları üzerine bırakılması işlemine ilekleme denilmektedir. İlekleme işlemi genellikle erkek meyvelerin boyun kısmından bitki (Kova bitkisi) saplarına dizilmesi ve bu dizilerin dişi incir ağacına atılarak asılması ile yapılır. Bu işlem, erkek meyvelerin kese kağıdına konarak dalların arasına bırakılması veya filelerle ağaca asılması şeklinde de yapılabilmektedir. İncir meyvelerinin aralıklı olgunlaşmaları nedeni ile dişi incir meyvelerindeki dişi çiçeklere çiçek tozu sağlayacak olan erkeklerin asılması işlemi, dişi ağaçtaki meyve sayısına bağlı olarak 5-7 gün aralıklarla birkaç defa tekrarlanmaktadır. Verim çağındaki ağaçlara ilekleme döneminde 2 veya 3 defa ilek asılması gerekebilir. Olgun ilek meyveleri mutlaka sabah çok erken yada akşam geç saatlerde toplanıp dizilmelidir. İlk ileklemeden yaklaşık olarak 1 hafta sonra 2. ilekleme ve gerekli olduğu takdirde 3. ilekleme yapılmalıdır. Ancak, sağlıklı olan ileklerin seçilmesi, kahverengileşme gibi renk değişimi veya çürüme belirtisi gösteren ileklerin asılmayarak fungal bulaşmaları önleme açısından bahçe dışında yakılarak imha edilmeleri çok önemlidir. Bir ağaca verilecek ilek meyvesi miktarı bir çok faktöre bağlı olmakla birlikte ağaçta tutulması istenen meyve miktarına (verime) göre değişebilmektedir.

Yıllara göre erkek ve dişi ağaçlardaki meyvelerin olgunlaşma tarihlerinde kaymalar gözlenebilir. Bu nedenle ticari anlamda ilek yetiştiriciliğinde erkenci, orta mevsim ve geçci çeşitler yayında daha ılıman ve daha soğuk bölgelere kayarak ta uzun bir periyotta erkek incir meyvesi temin etmek mümkündür. Gerektiğinde ilek meyveleri 4 C de 14 gün kadar saklanabilmektedir.

Meyve tutumu için döllenme gerektiren çeşitlerde sağlıklı, özellikle mantari etmenlerden temiz, bol ve canlı çiçek tozu ve ilek arıcığı (Blastophaga psenes L.)’ na sahip ilek kullanımı önemlidir. Bu açıdan bahçe içinde veya yakınında erkek incir ağaçlarına yer verilmemelidir. Ayrıca ilek arıcığı çıkışından sonra döllenme işlemi tamamlandığında ağaçlara asılan ilek meyveleri mutlaka toplanmalı ve yok edilmelidir. Çünkü, kuruyup ağaç üzerinde kalan ilek meyveleri hastalık ve zararlılara yataklık yaparak zararlara yol açmaktadır. File veya kese kağıdında yapılan uygulamalar bu açıdan kolaylık sağlamaktadır. Ağaç altına düşmüş olan ilek veya dişi (yellop veya yaz ürünü) meyveler toplanmalı, barınak teşkil etmemelidir.

Budama

Budama, en önemli bakım işlemlerinden biridir. Budama sayesinde ağaçlara kuvvetli ve dik gelişen bir taç oluşturmak ve ilerleyen yıllarda yüksek verim ve kaliteye ulaşmak mümkündür. Şekil budaması, ağacın iskeletini oluşturmak amacı ile, fidan dikiminden sonra ağaç verime yatıncaya kadar geçen süre içinde uygulanan budamadır ve bu aşamada yapılacak hatalı uygulamalar, ağacın yaşamı boyunca düzeltilemeyecek kayıplara sebep olabilir. Fidanlar dikim sırasında yerden en fazla 75-100 cm yüksekten kesilerek taç oluşturulmalıdırlar. Ertesi yıl ilk ana dalların oluşturulması için ağacın her yönünü kapatacak şekilde iyi gelişmiş 3-4 sürgün seçilir ve bu sürgünler 30-40 cm den budanırlar. Seçilen dallar aynı noktadan çıkmamalı, aralarında 10-15 cm mesafe bulunmalıdır. Bundaki amaç, ileri ki yıllarda tüm ana dalların yükünün aynı noktaya binmesini engellemektir. Yaz aylarında ana dallardan çıkan sürgünlerin kuvvetli gelişenlerinde uç kesme işlemi yapılmalıdır. İkinci kış mevsiminde, seçilen her ana dalın ucuna yakın kısımlarından 2-3 adet sürgün ikinci derecedeki ana dalların oluşturulması için seçilir ve 30-40 cm den budanırlar. Bu işlemler 3. ve 4. kış aylarında da yapılır. 4. yıl sonunda 3-4 ana dallı, 6-12 ikincil ana dallı genç ve kuvvetli bir ağaç çatısı oluşturulmuş olacaktır. Şekil budaması özellikle dalları sarkma ve kıvrılma eğiliminde olan Sarılop çeşidinde çok önemlidir. Dik ve alçak bir ana çatı oluşturulmadığını, gövde ve ana dallarda güneş yanıklığı ile sarkma ve kıvrılma sonucu meyvelerin güneş yanıklığından etkilenmeleri kaçınılmazdır. Terbiye esnasında ağacın ortası açık bırakılmamalı, kış ve yaz budamaları ile obur dallar ve dip sürgünleri çıkarılmalıdır.

Ağaçlar verime yattıktan sonra ürün budaması yapılmalıdır. İkinci ürünü (yaz=iyilop meyveleri) değerlendirilen çeşitlerde meyveler, o yılki sürgünler üzerinde meydana gelmektedir. Bu sebeple budamadaki amaç, yeterli sayıda yıllık sürgün gelişmesini teşvik etmektir. Bu çeşitlerde tepe tomurcuğunun baskınlığı nedeni ile yan dallanması olmayan uzun sürgünler meydana geldiğinden sarkma ve kırılmalar ortaya çıkabilir. Bu sebeple, gelişmeyi teşvik etmek üzere geriye doğru budama gerekebilir. Dal kıvrılmaları meyveleri açıkta bırakacağından güneş yanıklıklarına sebep olabilmektedir. Bunun yanında tam verim dönemi boyunca ağaçlarda ürün budaması yapılırken ağacın şeklini bozan, üst üste binen ve kuruyan dallar çıkarılmalıdır.

Birinci ürünü (ilkbahar=yellop meyvelerini) olgunlaştıran bazı çeşitlerde meyveler bir yıl önceki sürgünün o yıl gelişmeyen uyur uç gözlerinde meydana geldiği için genelde sayıca azdır. Ayrıca bir çoğunda tepe gözü hakimiyeti baskın değildir. Yan dal gelişimi ve zayıf gelişme sebebiyle ağaçlar hızla çalılaşırlar. Yellop meyveleri sürgünün uç kısmında oluştuğundan sürgün uzunluğu ve boğum sayısı meyve verimini doğrudan etkilemektedir Yellop meyveleri için yetiştirilen çeşitlerde diğer çeşitlerden daha farklı bir budama sistemi önerilmektedir. Bu budama sisteminde uzun ve kısa sürgünlerle hem yeterli meyve elde etmek hem de ağaç gelişmesini kontrol altında tutmak hedeflenmektedir. Yeterli meyve verimi için ana dalların üçte birinde birkaç göz üzerinden sert budama ile farklı yönde gelişen üzerinde çok sayıda boğum olan uzun sürgünler elde edilmektedir. Ertesi yıl bu uzun sürgünlerin uç gözleri meyve vermektedir. Daha sonraki yılda ise bu uzun sürgünler kısa budanarak ağaç gelişmesi kontrol altına alınmaktadır. Her yıl budama yaklaşık üçte birlik kısımda dönüşümlü olarak uygulanarak yeterli meyve elde edilmektedir. Yaz budaması ile de uç alınarak uzun sürgünlerde uzama durdurulmakta, filiz kırma ile de arzu edilmeyen yeni sürgün oluşumları uzaklaştırılmaktadır. Bu şekildeki uygulamada ağaçlar, dikimden itibaren gelişmeleri kontrol edilerek alçak boylu ve daha sık olarak yetiştirilebilmektedir. Ancak yeterli sayıda gözün meyve bağlamasını ve gelişip olgunlaşabilmesini sağlamak için gibberellin ve hidrojen siyanamid uygulamaları ile ilgili araştırmalardan verim artışı sağlayıcı yönde olumlu sonuçların alındığı bildirilmektedir.

Bitki Besleme

İncirde ağaç gelişimi ve meyve kalitesi, diğer türlerde olduğu gibi ağacın beslenme durumu ile yakından ilgilidir. Azot besin elementi ağacın büyüme, gelişme ve sürgün faaliyetlerini arttırıcı yönde etki etmektedir. Potasyum ise incirde su kullanım etkinliğini arttırmakta meyvede lezzet, tat ve renk üzerinde olumlu etki yaratmaktadır. Yüksek düzeyde potasyum ile beslemenin güneş yanıklığını azattığı, buna karşılık çatlak meyve oranını arttırdığı bildirilmektedir. Ancak gübre önerilerinin toprak ve yaprak analizleri sonucuna göre uzmanlarca yapılması yerinde olur. Bu amaçla yaprak örnekleri meyve olgunlaşmasının henüz yeni başladığı (temmuz sonu-ağustos başı) dönemde alınır. Ağaç çepeçevre gezilerek sürgün üzerinde en alttaki meyvenin koltuğunda bulunduğu (genellikle alttan üçüncü yaprak) yapraklar analiz edilmek üzere toplanır.

Kaliteli kuru incir üreten bu bahçelerde elde edilen ortalama yaprak besin maddesi içeriği ise azot % 1.64, fosfor % 0.09, potasyum % 1.36, kalsiyum % 3.87 ve magnezyum ise % 0.65 olarak belirlenmiştir. Azot fazlalığı (yaprakta % 1. 75 den yüksek) durumunda, ağaç gelişimi hızlanmakta ve sürgündeki meyve sayısı artmaktadır. Buna karşılık, meyve iriliği azalmakta ve kuru meyve rengi koyulaşarak bozulmaktadır. Ek olarak güneş yanıklı meyve sayısında artış görülmektedir. Bunun yanında, yüksek magnezyum, demir ve bor miktarları da renk üzerinde olumsuz etki yapmaktadır. Potasyum/kalsiyum (K/Ca) ve K/Ca+Mg oranları ile meyvelerin ağız açıklığı çevresindeki çatlamalar arasında yüksek bir ilişki bulunmuştur. Bu oranların büyümesi çatlak meyve oranını arttırırken, küçülmesi güneş yanıklığından etkilenmiş meyve oranını yükseltmiştir.

Sulama

İncir ağacı için en uygun yağış isteği yıllık 625 mm dir. Ülkemizde geleneksel incir üretimi sürecinde incir ağacı sulanmadan yetiştirilebilmektedir. Ancak, incir yetiştiriciliğinin taban arazilerden kır arazilere kayması ve özellikle bazı yıllarda yağış miktarının azalması sebebi ile sulama yapılması zorunlu olmaya başlamıştır. Yıllık yağış miktarının 550 mm nin altına düşmesi durumunda kış yağışlarını takviye etmek üzere ilkbahar başlangıcında sulama ihtiyacı ortaya çıkmaktadır. Taban arazilerde kurak koşullarda özellikle toprak işleme, yabancı ot kontrolu ve budama gibi kültürel işlemlere gereken önem verilerek kuraklık stresi azaltılabilir. En etkin ve ekonomik sulama şekli damlama sulamadır ve meyve olgunlaşmasının başlamasına yakın sulamaların sona erdirilmesi gerekir aksi takdirde meyve çatlaması ve iç çürüklüğü sorunları ortaya çıkmaktadır.

Taze İncir Hasadı

İncir meyvelerinin çeşide özgü renk ve tadı aldığında hasadı yapılır. Derim sonrası, olgunluğun ilerlemesi söz konusu değildir. Erken hasat yapıldığında, ağaç üzerinde ulaşabileceği tat ve lezzete hiç bir zaman ulaşamaz. Sofralık kalitesi düşer. Uygun hasat zamanı tecrübe ile kazanılır ve renk dönümü ve yumuşama ile belirlenir. Meyvede önemli zararlanmalara neden olmadan hafifçe döndürerek meyvenin daldan koparılması ve hasadı mümkündür. Ancak, boyunsuz ve sap uzunluğu yeterli olmayan çeşitlerde, kabuğun yırtılması kaçınılmaz olur ve meyve pazar değerini tümüyle yitirir.

Meyvelerin hasadına, olgunlaşmanın aralıklı olması nedeniyle öncelikle sürgünün alt kısmından başlanır ve belirli aralıklarla tekrarlanması gerekir. Meyve olgunlaşma periyodu sıcaklığın yüksek olduğu yaz aylarına rastladığından hasadın güneşin etkisinin az olduğu saatlerde yapılması önerilir. Ağaç üzerinden toplanan meyveler çoğunlukla sepetlere konmaktadır. Taze incirlerin pazarlanabilirliklerini sınırlayan, bozulma ve küflenmelerin bahçeden kaynaklandığı, ve asıl bulaşmaların hasat sırasında olduğu bildirilmektedir. İncir, diğer bir çok meyve türüne oranla çok daha fazla özeni gerektirir. Meyve kabuğunun etli ve sulu, meyve dokusunun yumuşak oluşu, meyvenin kolayca zararlanmasına neden olur. Sürtme veya çizilmeler sonucu meyve kabuğunda ortaya çıkan renk kararmaları meyvenin pazar değerini düşürür. Bu nedenle üreticiden tüketiciye mümkün olan en kısa sürede fazla ellenmeden ulaştırılmalıdır.

Meyvenin yeme olumunda hasat edilmesi ve hassas yapısı nedeni ile taze incirlerin pazarlanmasında, ambalaj önem kazanmaktadır. Meyvelerin sürtünmelerine ve böylece ezilip, formlarını yitirmelerine neden olacak büyük ve gevşek ambalajlardan kaçınmak gerekir. Meyvelerin tek sıra halinde dizildiği ve meyvelerin ayrı ayrı hücrelerde bulunduğu nespak tipi, en ideal ambalaj şeklidir. Böyle bir ambalajda, incir, meyveleri birbirine dokunmamakta ve taşıma sırasında meyvenin ileri geri hareketi olabildiğince azaltılmakta ve böylelikle kalite daha uzun süre korunabilmektedir.

Kurutma

Kurutmalık olarak değerlendirilecek incir meyveleri olgunlaşmadan sonra ağaç üzerinde bekletilerek su kaybetmeleri sağlanır. Su kaybetme sonucunda buruklaşan incir meyveleri toprağa dökülürler. Bu meyveler her gün toplanarak kurutma işleminin tamamlanacağı sergi kısmına alınırlar. Kuru incir hasadının her gün düzenli olarak yapılması, hastalık ve zararlıların sebep olabileceği kayıpların en aza indirilmesi açısından oldukça önemlidir. Toplamada kullanılacak kapların en fazla 15 kg alacak büyüklükte olması, meyvelerde ezilme veya zedelenmelere neden olmaması gerekmektedir. Kurutma işlemi buruk incirlerin yaklaşık olarak 3 m x 1 m boyutlarında ve yerden 10-15 cm yükseklikteki plastik telli kerevetler üzerine alınması yolu ile yapılır. Ayaklı kerevet kullanımı toprak, ot gibi yabancı maddelerin bulaşmasını engellemekte, hastalık ve zararlıların sebep olabileceği kayıpları önlemekte, yağış anında üst üste toplanıp üzerleri örtülebileceği için de kolaylık sağlamaktadır. Bahçenin sürekli güneş alan ve sürekli hava akımının bulunduğu düz bir yerine tek sıra halinde dizilen kerevetler her gün sabah ve akşam olmak üzere elden geçirilerek kuruyan meyveler toplanır, henüz tam kuruma sağlanmayan meyveler alt üst edilerek sergide bırakılırlar. Bu işlemin geceleri ışık yakılarak yapılması çok sakıncalıdır. Çünkü bir gece kelebeği olan incir kurdu kelebekleri, ışığa yönelmekte yumurta bırakarak incir kurdu zararını arttırmaktadır.

Kerevetlerden alınan kuru incirler, depo zararlılarının kontrolu için mümkün olan en kısa sürede fümigasyon işlemine alınmalıdır. Fümigasyon işlemi incir alımı yapan işletmelerde metil bromit ile yapılır. Ancak metil bromit kullanımının ozon tabakasını delici etkisi nedeni ile tüm dünyada yasaklanmakta olması, şoklama ve CO2 (atmosferik ve yüksek basınç altında) uygulamaları gibi alternatif zararlı kontrol yöntemlerini gündeme getirmiştir.

Kuru incir üretiminde hasat öncesi iyi bir toprak işleme, uygun toplama kaplarının kullanımı, yerden yükseltilmiş kerevetler, hurda incirlerin ayrıca serilerek kaliteli incirden uzakta tutulması ve hasatın mutlaka her gün yapılması gibi bilinen ve uygulaması çok basit olan önlemler kalitenin artırılmasında etkili yöntemlerdir.

Haftanın Videosu

önceki videoları izlemek için lütfen sol üst köşedeki oynatma listesi ikonuna tıklayınız...