İyi Tarım Uygulamaları

Bu sayfa; "iyi tarım uygulamaları" dersi alan öğrencilere yardımcı olması amacıyla hazırlanmıştır. Farklı kuruluşların sayfalarından metin alıntıları yapılmış ancak firmaların reklamı niteliğinde olmaması için, hiç bir kuruluşun sayfasına bağlantı verilmemiştir. Sürekli güncellenen tüm yetkili kuruluşlara, aşağıdaki bağlantıdan ulaşılabilir. Herhangi bir içeriğin kaldırılması talep edilirse; derhal kaldırılacaklardır...

Yetkili Kuruluşlar (KSK)

Önemli not: İyi tarım uygulamaları dersi; bir çok farklı disiplini ve konuyu kapsadığı için, bu sayfada verilen konular oldukça yüzeyseldir. Derste ilgili tüm konular hakkında genel ve özet bilgiler verilerek, her konuya oldukça yüzeysel bir şekilde değinilmektedir. İlgili fotoğraflar özel işletmelere ait oldukları için, bu sayfada fotoğraflı paylaşım yapılması mümkün olmamaktadır. Bu sebeple; dersin sınıfta takip edilmesi çok büyük önem taşımaktadır. Ders esnasında kullanılan sunumların, dersi alan öğrenciler dışında herhangi birine verilmesi kesinlikle mümkün değildir. Lütfen sunumları istemeyiniz.

İyi tarım nedir?

Gelecek kuşakların refah içinde yaşama haklarını tehlikeye atmadan; toksin, kalıntı ve mikrop içermeyen, insana ve çevreye zarar vermeyen ürünler yetiştirilmesi amacıyla önerilerde bulunup; tüm üretim zincirini tüketici adına kontrol edip izleyen ve belgelendiren bir sistemler bütünü olan iyi tarım uygulamaları FAO tarafından "tarımsal üretim sisteminin sosyal açıdan yaşanabilir, ekonomik açıdan karlı ve verimli, insan sağlığını koruyan, hayvan sağlık ve refahı ile çevreye önem veren bir hale getirmek için uygulanması gereken işlemler" olarak tanımlanmaktadır.



İyi Tarım Uygulamaları Tehlike Önleme, Tehlike Analizi (HACCP), Zararlılarla Entegre Mücadele (IPM) ve Entegre Ürün Yetiştiriciliği (ICM) ilkelerini baz alarak, çiftçilikle ilgili metotların ve teknolojilerin sürekli gelişmesini destekler. İyi Tarım Uygulamaları; işlenmemiş ürünün yetiştiriciliğinden, işlenmiş nihai ürün sürecine kadar sertifikalandırılmış tarımsal ürünün tam üretim sürecini ve ek olarak gıda güvenliği, hayvan refahı, çevre koruma ve iş güvenliği, işçi sağlığı ve refahı, iş güvenliği konularını da kapsar. İyi Tarım Uygulamaları; çevre, insan ve havyan sağlığına zarar vermeyen bir üretimin yapılması, doğal kaynakların korunması, tarımda izlenelebilirlik ve sürdürebilirlik ile gıda güvenliğinin sağlanması amacıyla yapılan tarımsal bir üretim şeklidir. İyi tarım Uygulamaları sertifikasına sahip bir ürünün; kimyasal, fiziksel, mikrobiyolojik kalıntılar içermediği, çevreyi kirletmeden ve doğal dengeye zarar vermeden üretildiği, üretimi sırasında insan, işçi ve diğer canlıların olumsuz yönde etkilenmediği, üretildiği ve tüketildiği ülkelerin tarımsal mevzuatına uygun olarak üretildiği anlaşılmaktadır.

İyi tarım uygulamaları kısa tanıtım filmi



İyi tarıma neden ihtiyaç duyulmuştur?

Tarım ürünlerinin yetiştirilmesi ve gıdaların üretilmesi sürecinde yaşanan olumsuzlukların bilinçli tüketicilerce fark edilmesi sonucunda, önemli kafa karışıklıkları yaşanmış ve tüketicilerde yaşanan bu kafa karışıklıkları, tüketici anketleri yoluyla; yetiştiricilik-üretim-pazarlama-satış sürecine ciddi biçimde yansımıştır. İnsan sağlığı ve çevre üzerinde ciddi olumsuzluklara sebep olan bir çok hatalı uygulamanın gizlenmesi ve örtbas edilmesi artık zorlaşmaya başlayınca; üretim-pazarlama sürecindeki büyük zincirler, mecburen; insan, hayvan ve çevre sağlığı açısından zararlı olmayan bir üretime geçme ihtiyacı duymuşlardır.

Hızla artan dünya nüfusu, değişen beslenme alışkanlıkları ve besin ihtiyaçları, ekolojik dengedeki olumsuz değişiklikler, yeni tarımsal teknikler ve tarım ürünlerinin işlenerek tüketime hazır hale getirilmesinde artarak çeşitlenen yöntemler, insan sağlığına zararsız gıdaların temininde bazı sorunları da birlikte getirmiştir. Bununla birlikte, özellikle son yıllarda tüketici bilincinin giderek artmasıyla gıda pazarında güvenli olduğu garanti edilebilen ürünler daha çok tercih edilmeye başlanmıştır.

Çevre ve insan sağlığı açısından yaşanan bir çok olumsuzluk ortaya çıkmamış olsaydı, iyi tarım uygulamalarına ihtiyaç da duyulmayacaktı. İyi tarım uygulamaları, tüketicilerin bir kısmının eğitimli ve bilinçli olması sebebiyle ortaya çıkmış olan alternatif bir tarım sistemi olarak kabul edilebilir.

Öncelikle yaş meyve ve sebzelerin Avrupa Birliği ülkelerine ihracatında bir ön şart halini alan GLOBALGAP belgesi, Avrupa Birliği (AB) perakendecilerinin tüketicisine sağladığı bir ürün izleme güvencesidir.

Tüketici raftan aldığı herhangi bir gıdanın gıda hijyeni açısından güvenlik riski taşımadığı ve çevre ile dost uygulamalar yoluyla üretildiği konusunda taahhüt verilmesini istemektedir.

AB'ye ihracat yapmak isteyen üretici ve/veya ihracatçı, ürününün bu taahhütleri yerine getirdiğini perakendeci aracılığı ile tüketiciye ispat etmek durumunda kalmaktadır. Bunun sonucu olarak ilgili taahhütlerin karşılandığını gösteren ve üçüncü taraf bağımsız kuruluşlarca verilen GLOBALGAP Belgesi kavramı ortaya çıkmıştır. GLOBALGAP Belgesi üretici ve/veya ihracatçının ürününü AB pazarına ulaştırmasında bir pasaport görevi görmektedir.

Ülkemizde de hızla yerleşmeye başlayan bu anlayıştan ötürü bazı büyük perakendeciler, müşterilerine sundukları ürünlerin güvenilirliğinin bir kanıtı olarak üreticilerden/tedarikçilerinden GLOBALGAP belgeli ürün talep etmeye başlamışlardır.

GLOBALGAP standartları, tüketicinin talep ettiği asgari güvenlik şartlarını tanımlayan standartlardır. Tüketiciler, satın aldıkları gıdaların; mikrobiyolojik, fiziksel ve kimyasal açıdan zararlı olmadığından, üretimleri esnasında çevreye ve doğal dengeye zarar verilmediğinden, yasal şartlara uygun olarak üretildiğinden ve üretimde görev alan kişilerin sağlık ve güvenliklerinin sağlanması için gerekli tüm tedbirlerin alındığından emin olmak istemektedirler.

Bu duruma nasıl gelindi?

Hızlı sanayileşmenin başlangıcı ilk adım olmuştur... 2. Önemli konu ise; iki büyük dünya savaşını atlatan ve nüfus kaybına uğrayan dünya insanı, savaş sonrası dönemde büyük bir rahatlama yaşamış, savaş öncesi ve esnasındaki hızlı sanayileşme ve teknolojik gelişmeler paralelinde hızla üremeye başlamıştır... En hızlı nüfus artışı 1960 lı yıllarda yaşanmış, dünya nüfusunun ikiye katlanma oranı tahminlere göre 23 yıla kadar düşmüştür.

Nüfus patlaması sonucunda, artan nüfusun beslenmesi ve giyim vb ihtiyaçlarının karşılanması için dünya kaynaklarının hızla tüketilme dönemi başlamıştır... Artan gıda ve lif ihtiyacının karşılanmasında fosil yakıt kullanımı kat kat artmıştır...

Gıda ve lif üretimi konusunda yapılan tüm atılımlar yeşil devrim olarak tanımlanmıştır...

Yeşil Devrim 1940'lar ile 70'ler arasında dünya genelinde gözlenen tarımsal üretim artışını ifade eden bir terimdir. Gelişmekte olan ülkelerde daha yoğun biçimde gözlenen bu değişim 1960'ların sonlarında hızlanmıştır. "Yeşil Devrim'in Babası" olarak anılan Norman Borlaug'ın öncülük ettiği hareket, bir milyonun üzerinde insanı açlıktan kurtarmış, verimli tahıl türlerinin geliştirilmesine yardımcı olmuş, sulama olanaklarının iyileştirilmesini sağlamış, koruma tekniklerini geliştirmiş, çiftçilere melez tohum, yapay gübre ve pestisit gibi girdilerin sağlanmasını kolaylaştırmıştır.

Örnek:
Dünya pamuk üretimi 1945-90 yılları arasında alan artışı olmaksızın 3 katına çıkmıştır.
Başlıca etkenler: Sulama, çeşit, gübreleme ve artan pestisit kullanımı

Sonuç olarak;
Pamuk en yoğun girdi kullanılan ürün haline geldi
Bebek giysisi, iç çamaşırı vb. tekstil ürünleri standartlarında istenen minimum koşullar yerine getirilemez oldu
Üretim bölgelerinde yüksek oranda zehirlenmeler ve hastalık tabloları görüldü

Yeşil devrim ile ilgili aşağıdaki yazıları okuyabilirsiniz...

Tarımın tarihsel süreci ile gıda güvenliği ilişkisi
soner yalçın - yeşil devrim

Yukarıdaki grafikten de izlenebileceği gibi, nüfus artışına paralel olarak dünyanın ortalama sıcaklığında artışlar gözlenmiştir.

60 lı yıllarda hızlanan yeşil devrimden 20 sene sonra ozon tabakasının önemli oranda inceldiği belirlenmiştir


varlığı yüz yıl öncesinden bilim insanlarınca ortaya konmuş olan ancak halktan gizlenen küresel değişimin, özellikle ortalama sıcaklık artışının artık gizlenemez boyutlara ulaşmasına ek olarak; 80 li yıllarda dünyayı UV (ultraviyole) ışınlardan koruyan ozon tabakasının incelmeye başladığı da açıklanmıştır. bu iki olayın bir arada aniden gündeme gelmesi, bilinçli halklar üzerinde "korku filmi" etkisi yaratmıştır... tabii bu arada; gözle görülebilir çevre kirliliğini de bu korku filmine ilave etmek gerekir...

Tarımsal ürün ve gıda üretiminin sebep olduğu bazı önemli sorunlar

Küresel iklim değişimi
Ozon tabakasında incelme
Çevre kirliliği
Atık sorunu
Erozyon
Monokültür
Biyolojik çeşitliliğin kaybı
Aşırı ve gereksiz kaynak ve girdi kullanımı (su, gübre, fosil yakıt vs...)
Toprak yorgunluğu
Su kıtlığı
Tuzluluk ve çoraklaşma
Ağır metaller
Hijyenik sorunlar
Bulaşma
Hormon ve antibiyotik
Pestisit kalıntısı
Mikotoksinler
Gıda katkı maddeleri
Hayvan hakları
İş güvenliği
Sosyal güvenlik
Etik sorunlar
Ekonomik ve sosyal sorunlar

İyi tarım uygulamalarının doğuşunda etken olan en önemli sebep, hijyen konusudur... 1980 li yılların başlarından itibaren özellikle avrupa ve amerikadaki bir çok tanınmış market ve gıda devinin ürünlerinde öldürücü olabilecek mikropların bulunduğu konusunda korku yaratan haberler yayılmaya başlamış, konu ünlü time dergisine de kapak olmuştur... Hijyen yanında; insan ve çevre sağlığı açısından yaşanabilecek tüm olası riskler de iyi tarım sisteminin doğuşunda etkin rol oynamıştır... Çözüm; yetiştiricilik, hasat, depolama, taşıma ve gıda üretimi aşamalarında bulaşmanın engellenmesidir...



Yaygın gıda kaynaklı patojenler detaylı bilgi için tıklayınız

Guide to Minimize Microbial Food Safety Hazards for Fresh Fruits and Vegetables (PDF)

Günümüzde sağlıklı beslenme ve uzun yaşam konusu oldukça gündemde olan bir konudur... Fonksiyonel gıda tüketimi konusunda halk sürekli bilgilendirilmektedir ve bu konu ayrı bir endüstri konumuna gelmiştir... Örneğin; hamilelik döneminde folik asitçe zengin gıdaların tüketimi önerilmektedir ancak;

"sağlıklı olmak için tüketilen bu gıdaların güvenliği konusunda ciddi şüpheler de mevcuttur"

günümüzde, en güvenilir gıdalar bebek mamalarıdır... Özel beslenme amacıyla yaşamlarının ilk ayları boyunca bebeklerin beslenmesinde kullanımı uygun olan bebek formülleri ve bebek sütleri ile altı aydan itibaren bebeklerin giderek çeşitlenen diyetlerindeki başlıca sıvı alımını oluşturan devam formüllerinin, tekniğine uygun ve hijyenik şekilde üretim, hazırlama, işleme, muhafaza, depolama, taşıma ve pazarlamasını sağlamak üzere iki önemli tebliğ bakanlıkça hazırlanmış ve yürürlüğe konmuştur... Örneğin; bu ürünlerin üretiminde kullanılacak tarımsal ürünlerde disulfoton, fensulfothion, fentin, haloxyfob, heptachlor, hexachlorobenzene, nitrofen, omethoate, terbufos, aldrin ve dieldrin ile endrin adlı pestisitlerin kullanımı yasaklanmıştır...

Ancak; bebeklik dönemi sonrasında, özellikle çocukların tükettiği gıdalar konusunda net bir koruma henüz yoktur ve vücut ağırlıkları düşük olduğu için, özellikle çocuklar bu konuda ciddi risk altındadırlar...

Bugün için 8000`den fazla gıda katkı maddesi bulunmaktadır. Bunlardan sadece 350–400 tanesi "E" numarasına sahiptir. Bir gıda katkı maddesinin Avrupa Birliği (AB, EU) ülkelerinde kullanımına izin verilmesi durumu o maddeye "E" numarası verilmesiyle ifade edilmiştir. Numaranın başındaki "E", EU (Avrupa Birliği)’ni simgelemektedir. Gıda katkı maddeleri gıda etiketlerinde farklı şekillerde ifade edilebilirler. Örneğin; Titanium dioxid’in numarası E171’dir. Şayet bir yiyecek Titanium dioxid içeriyorsa, bu, "renklendirici olarak Titanyum dioksid (E171) kullanıldı","renklendirici olarak Titanyum dioksid kullanıldı" veya "renklendirici olarak E171 kullanıldı" ifadelerin biri ile belirtilebilir. E numarası alan gıda katkı maddelerinin sayısı sürekli değişmektedir. Halen kullanılmakta iken zararlı etkileri ortaya çıkmış olanlar iptal edilirken yeni gıda katkı maddeleri ilavesi de olabilmektedir...

Günümüzde gıda katkı maddelerinin kullanımı kaçınılmaz bir gereksinimdir. Çok çeşitli olan ve değişik amaçlarla gıdalara katılan bu maddeler kimyasal bileşiklerdir ve önerilenden daha fazla miktarda tüketildiklerinde tümü insan ve hayvan organizması üzerinde sağlığı bozucu etkiler gösterebilmektedirler. Doğal katkı maddeleri de fazla tüketildiklerinde aynı derecede olumsuz etkiler gösterebilmektedir. Bu nedenle herhangi bir maddenin sağlık üzerindeki etkileri çok iyi planlanan ve uzun süreli hayvan deneyleri ile tespit edilmelidir. Prof.Dr.Ender YARSAN

Dünyanın en saygın kurumlarından Harvard Üniversitesi hamburger, patates kızartması, gofret ve cips gibi gıda ürünlerinde kullanılan doymuş yağ ve trans yağlar (hidrojenize) hakkında “Obezite, kanser ve kalp rahatsızlıklarını tetikliyorlar. Sigara kadar zararlılar” uyarısını yaptı. McDonald’s, Frito-Lay, Starbucks, Kentucky Fried Chicken ve Kraft gibi gıda devleri teker teker geri adım atıp ürünlerinde doymuş ve trans yağ kullanmayacaklarını açıklamıştır...

The International Agency for Research on Cancer (IARC); üzerinde kanser yapma şüphesi olan her kimyasal veya faaliyet için monograf formatında bir rapor hazırlar. Bu monograf sonuçta incelenen kimyasal veya faaliyet için sınıflandırmaya yönelik kesin bir sonuca ulaşır. İnsan sağlığını ilgilendiren her uluslararası kurumsal değerlendirme gibi bu değerlendirmeler de şeffaf olmak zorundadır. Bu yöntem özetle; şüphelenilen kimyasal veya faaliyetin gündeme alınması, konu hakkındaki tüm bilimsel araştırma ve verilerin toplanması, dünyada konunun tartışmasız olarak uzmanı olan bilim insanlarından oluşan bir çalışma grubunun kurulması, bilimsel veriye dayalı monograf hazırlanması, sınıflandırma ve sonuçların yayınlanması sürecini kapsar.

IARC sınıflandırması ve bu sınıflandırmaya giren başlıca gruplar:

Aşağıdaki gruplandırma ve gruplandırmada yer alan maddeler bu dersin konusu değildir ancak kabaca bilinmesi yararlıdır...

Grup 1:
Aflatoksinler ( B1, B2, G1,G2 ), Arsenik ve inorganik arsenik bileşikleri, Benzen, Tütün kullanımı, ve pasif içicilik, Alkollü içecekler, Benzo(a)piren (polisiklik aromatik hidrokarbonların en önemli üyesi), Asbest, Hepatit B ve C enfeksiyonu, Çin usulü tuzlanmış balık (Diğer tuzlu balık hazırlama şekilleri grup 3), Radyonüklidler, UV radyasyonu

Grup 2A:
Akrilamid, Nitrat ve Nitrit ( vücut içi nitrozolanmaya bağlı olarak), Poliklorlobifeniller, Gece vardiyasında çalışma (sirkadiyen ritmin bozulmasına bağlı olarak)

Grup 2B:
Asetaldehid, Aflatoksin M1, DDT, Fusarium moniliforn (fumonisin B1 , B2 ve fusarin C toksinlerinden dolayı), Butillenmiş hidroksi anisol (BHA), Furan, Ponceau 3R, Ponceau MX, Safrol, Titanium dioksit

Grup 3:
Akrolein, Amarant, Orange I, Sodyum Siklamat, , Sakarin ve tuzları, Yellow AB, Yellow OB, Klorlanmış içme suyu, Kafein, Fenol, Panceau SX, Parasetamol, Kükürt dioksid, Metabisülfid, Sudan I, II, II, Patulin…

IARC sınıflamasının tümüne ulaşmak için tıklayınız.

Türk Toksikoloji Derneği

Okuyun: gıda kontaminantları (gıdalardaki kimyasal kirlilikler)

Mikotoksinler

Bazı küflerin insan ve hayvan sağlığını açısından zehirli ikincil metabolizma ürünleridir.
Farklı çevre koşullarında oluşan çok sayıda mikotoksin vardır. Bitkinin gelişimi sırasında, hasat sırasında ve/veya hasat sonrası depolarda oluşabilir. Kuru incir, fındık, kırmızı biber vb ürünlerde aflatoksin, okratoksin ve fumonisin oluşabilmektedir. Bugün için dünyada ve ülkemizde tarımsal ürün ve gıdalar konusunda süregelen tüm bu tartışmalar doğal olarak, tüketicilerin zihinlerinin sürekli bulanık kalmasına yol açmıştır...

Her üretici aynı zamanda "tüketicidir!"

Hatalı uygulamalar yapan bir üreticinin en çok zarar verdiği ilk kişi; çocukları, eşi ve kendisidir...
Çocuklarda görülen kanser hastalıklarının kırsal kesimde en üst seviyeye ulaştığı bilinmelidir...
Arada sırada hastanelerin onkoloji ve lösemi servisleri ziyaret edilmelidir...

Üreticiler aynı zamanda tüketici de olduklarını unutmamalıdırlar...
Hiç kimse başkasından görmek istemediği kötü bir davranışı başkalarına yapma ahlaksızlığını gösterme hakkına sahip değildir...
Domates üreticisi; aynı zamanda süt tüketicisidir...
Sağlıklı süt içmek istiyorsa; sağlıklı domates üretmelidir...
Aynı durum; domates tüketicisi olan süt üreticisi için de geçerlidir...
Özetle; tüketmek istemediğini, üretmeyeceksin...

Global anlamda yaşanan büyük sorunların önemli sebeplerinden biri tarım mı?

Küresel değişim, ozon tabakası incelmesi, çevre kirliği vb gibi büyük global sorunlar düşünüldüğünde, çoğu zaman sanayi, ulaşım, enerji gibi sektörlerin çok daha etkili oldukları, tarımın çok daha masum olduğu savunulabilmektedir ancak durum daha detaylı incelendiğinde, tarımın rolünün düşünülenden çok daha büyük olduğu görülücektir çünkü diğer sektörler de değişen oranlarda tarıma yönelik sektörlerdir. Örneğin; çoğu zaman tarıma dayalı sanayi dendiğinde, gıda sanayii akla gelmektedir ancak tarıma dayalı asıl sanayi, tarıma girdi üreten sanayidir. Bunun yanında, tarımsal ürünleri üretildikleri yerlerden özellikle büyük şehirlere taşınması, depolama ve pazarlama zincirleri gibi sektörler de çevreye etkilerde bulunmakta, üstelik tarım ve gıda sektöründe enerji kullanımı da bu etkiyi artırmaktadır. Özetle; sadece ülkemizde değil, tüm dünyada, tarımın etkileri oldukça yüksektir.

Açlık önlendi mi?

Yukarıda çok kabaca özetlenen tüm gelişmeler "açlığı önleme" sloganı ile gerçekleştirilmiştir ancak açlık daha da artmıştır!!! Günümüzde gdo kullanımı da "açlığı önleme" sloganı ile hızla, kontrolsüz bir biçimde yaygınlaşmaktadır... Moleküler biyoloji çalışmaları sürdürülmeli ancak gelişimi ve yaygınlaşması kontrollü olmalıdır...



Tüm bu gelişmeler yaşanırken, aslında dünyada organik tarım hareketi de gelişmekte idi...

Organik tarımın tarihsel gelişimini okumak için tıklayınız
Organik tarımın temel yaklaşım ve ilkelerini okuyunuz

Organik tarım ile iyi tarım uygulamaları arasında önemli farklılıklar bulunmaktadır... Organik tarımda esneklik kesinlikle yoktur... Her türlü yapay girdi kullanımı kesinlikle yasaktır... Yönetmelikleri vardır ve yasal güvence altındadır... İyi tarım uygulamaları çok daha esnektir, belli oranda zorunluluklar yanında daha çok önerilerde bulunur ve gerektiğinde uygun yöntemlerle ve bilinçli olarak kimyasal girdi kullanımına izin verir... Her iki tarım sisteminin de ortak yanları, kontrol, sertifikasyon, akreditasyon gibi izlenebilirlik kurumlarının işliyor olması, standartlara bağlı uygulamalar olmaları ve ana çıkış noktalarının tüketici ve çevre sağlığının korunması olmasıdır... Organik tarım, biyodinamik ve permakültür gibi alt kolları ile birlikte insan ve çevre konusunda iyi tarıma oranla çok daha rijit bir konumdayken, iyi tarım uygulamaları özellikle tüketici sağlığı üzerine yoğunlaşmaktadır... Her iki tarım sistemi de "gelişme ve değişimler" konusunda oldukça elastiktirler ve güncel koşullara göre sürekli değişim ve gelişme içindedirler... İhtiyaç duyulan her konu sürekli yenilenmekte yada değişmektedir... Örneğin; bugün için tarımda gdo kullanımı organik tarımda yasaktır ancak gelecekte gdo konusunda olumlu yönde tatmin olunduğu taktirde organik tarım gdo kullanımına izin verebilecektir ama bugün için bu pek olası görünmemektedir...

Her iki tarım sisteminde de sürdürülebilirlik ve izlenebilirlik esastır...

İyi tarım uygulamalarının gelişimi

Gıda güvenliği, gıda maddelerindeki doğal olmayan bileşenlerin olmaması, zararsız veya kabul edilebilir seviyelerde bulunması ve gıda hijyeninin sağlanması anlamına geldiği gibi, gıdaların üretimi aşamasında işletmelerin çevre ile ilişkisi, toplum sağlığı ve refahı ile de doğrudan ilintilidir.

Perakendeciler müşterilerine sundukları ürünün güvenli olduğunu ve sürdürülebilirlik prensibine bağlı kalınarak üretildiğini garanti etmek amacıyla bir araya gelerek GAP (Good Agricultural Practices - İyi Tarım Uygulamaları) kavramını ortaya sürmüşlerdir.

1997 yılında Avrupa Perakendeciler Ürün Çalışma Grubu (EUREP - Euro-Retailer Produce Working Group)'nun kar amacı gütmeyen bir girişimi olarak başlatılan EUREPGAP (yeni adıyla GLOBALGAP), EUREPGAP Teknik ve Standartlar Komitesi tarafından GAP'nin geliştirilen şartlarına göre tarladan sofraya tarımsal ürünlerin güvenliğini sağlama, gıda kalitesini yükseltme amacı gütmektedir.

1997'de Avrupa'da lider perakendecilerin oluşturduğu bir grup, İyi Tarım Uygulamaları (İTU) ve bu uygulamaların belgelendirilmesi konusunda çalışmalar başlatmıştır. EUREP (Euro-Retailer Produce Working Group) olarak adlandırılan ve başta Avrupa'nın lider perakendeci şirketleri olmak üzere, yaş meyve-sebze sektörünün bütün aşamalarında yer alan kuruluşların temsilcilerinden oluşan bir grup, meyve ve sebzelerin güvenli ve sürdürülebilir bir şekilde üretimine yol göstermek amacıyla bir dizi doküman hazırlamışlardır. Bu doküman ile gıda güvenliği sisteminin temel prensiplerinden yola çıkılarak, tüm üretim aşamaları için kontrol noktaları belirlenmiş ve belirlenen kontrol noktalarına uyum kriterleri geliştirilmiştir. İyi Tarım Uygulamaları'nın (İTU) esaslarının ortaya konulduğu bu dokümanda, İyi Tarım ile gıda güvenliği sistemi (HACCP) prensipleri birleştirilmiştir.

EUREPGAP tarımsal üretim için sertifikasyon kurallarını ortaya koyan dokümanlarını 2001'de yayımlamış ve bu dokümanlar zaman içerisinde bir dizi yenileme ve güncelleme geçirmiştir. Son yenilemesi Mart 2007'de onaylanarak yürürlüğe girmiş, Temmuz 2007'de bazı revizyonlar yapıldıktan sonra Eylül 2007'de Bangkok 'da yapılan yıllık olağan toplantıda , Eurepgap'in logosunun ve isminin değiştirilmesiyle son halini almıştır. Globalgap olarak yapılan isim değişikliğinin sebebi, bu uygulamanın sadece Avrupa Birliği ülkeleri ile sınırlı kalmayıp, dünyanın birçok ülkesinde kabul görüyor ve halen yaygınlaşıyor olmasıdır.

Ülkemizde İyi Tarım Uygulamaları 08.09.2004'te "İyi Tarım Uygulamalarına İlişkin Yönetmelik" ile başlatılmış ise de temelleri çok daha eskilere dayanmaktadır. Cumhuriyet dönemi öncesinde bir kısım üretim parselleri ve ürünlerin (zeytin vb.) kayıt altına alınarak, izlenebilirlik ve kayıt sistemlerinin oluşturulması, İyi Tarım Uygulamaları'nın Türkiye'deki kökleri olarak kabul edilebilir. Buna ek olarak 1957 yılında yürürlüğe giren 6968 sayılı "Zirai Mücadele ve Zirai Karantina Kanunu" ve bunlara ilişkin çıkarılan mevzuat İTU'nun ülkemizdeki temellerini oluşturmuştur.

İyi tarım Uygulamaları logosu



KONU İLE İLGİLİ TEMEL BAZI KAVRAMLAR

Sürdürülebilirlik

Kelime anlamı olarak; üretkenlik ve çeşitliliğin devamlılığı sağlanırken, daimi olabilme yeteneğini korumak olarak tanımlanır. Kamuoyu küresel anlamda sürdürülebilirlik kavramıyla, Birleşmiş Milletler bünyesinde çalışan Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu’nun 1987 yılında yayımlamış olduğu “Ortak Geleceğimiz” adlı rapor ile tanışmıştır. Rapor sürdürülebilirlik kavramını: “İnsanlık; doğanın gelecek kuşakların gereksinimlerine cevap verme yeteneğini tehlikeye atmadan, günlük ihtiyaçları temin ederek, kalkınmayı sürdürülebilir kılma yeteneğine sahiptir” şeklinde tanımlamıştır.

Daha Geniş Bilgi

İzlenebirlirlik

Tüketim amacıyla üretilen gıda, yem ve gıda üretiminde kullanılan hayvanların üretimi, işlenme ve dağıtım aşamalarında takip edilebilmesine denir. Kısacası yem ve gıdanın hareketinin izlenebilmesidir. Gıdayla ilgili bir olay yaşanması halinde, güvenli olmayan gıdanın belirlenmesini ve ardından piyasadan çekilmesini veya geri çağrılmasını sağlar. Gıda tüketiciye ulaşmadıysa, satıştan çekilmesi yoluna gidilir. Gıda tüketiciye ulaşmışsa, tüketicinin mağaza içi uyarılar ve basın bültenleri aracılığıyla bilgilendirilmesini içeren bir ürün geri çağırma işlemi gerçekleştirilir.

İzlenebilirlik ve ürün geri çağırma, gıda işletmelerinin, gıda güvenliği/kalitesiyle ilgili olaylara hızla cevap vermesini ve böylece tüketicinin etkilenen ürüne maruz kalmasının önlenmesini veya bu ihtimalin en aza indirgenmesini sağladığı için önemlidir. İyi bir izlenebilirlik sistemi, ürün çekme/geri çağırmanın, bahsi geçen ürünlerle sınırlandırılmasını sağlayarak, ticaret ve şirket finansıyla ilgili sorunları en aza indirir.

Daha Geniş Bilgi

Konvansiyonel Tarım

Sentetik kimyasal gübrelerin, pestisitlerin, herbisitlerin ve diğer yapay girdilerin, genetik olarak değiştirilmiş organizmaların, ağır sulama uygulamalarının, yoğun toprak işlemenin ve monokültür yetiştiricilik sisteminin kullanımını içeren çiftçilik sistemlerini ifade eder. Konvansiyonel tarım, genellikle yüksek derecede kaynak ve yoğun enerji kullanımını gerektiren bir sistemdir ve hem çevreye hem de canlılığa zarar vermektedir.

Konvansiyonel tarım yöntemleri 19. yüzyılın sonlarından beri gelişmiştir ve 2. Dünya Savaşından sonra Yeşil Devrim ile yaygınlaşmamıştır. Çok hatalı bir şekilde "geleneksel tarım" olarak da ifade edilmektedir ancak bu ifade sanki konvansiyonel tarım insanlığın ilk dönemlerinden beri uygulanıyormuş ama organik tarım ve diğer sürdürülebilir tarım sistemleri sonradan ortaya çıkmış gibi bir izlenim yaratmaktadır. Gerçekte; tarımın başlangıcından itibaren uygulanan tarım sistemi organik yada sürdürülebilir tarım olarak kabul edilmelidir. Yani gerçek geleneksel tarım, organik tarımdır.

İyi Tarım ve organik tarım arasındaki temel fark nedir?

İyi Tarım uygulamaları ile organik tarım birbirinden farklı üretim yöntemlerini uygular. GDO kullanımının yasak olması, izlenebilirlik, hayvan refahı ile kontrol ve sertifikasyon aşamaları gibi pek çok ortak yönleri olmakla birlikte; organik tarımdan farklı olarak, iyi tarım uygulamalarında sentetik kimyasal girdiler (hormonlar, pestisidler dahil tüm bitki koruma ürünleri ve sentetik gübreler) kullanılabilmektedir ancak bu kullanım kontrollüdür ve iyi tarım sisteminde kabul edilen sistem entegre zararlı yönetim (IPM) sistemidir.

Entegre Zararlı Yönetimi (IPM)

Biyolojik kontrol, kültürel uygulamalar ve dirençli tür ve çeşitlerin kullanımı gibi tekniklerin bir kombinasyonu yoluyla zararlıların önlenmesine odaklanan ekosistem temelli bir stratejidir. Pestisitler sadece zorunlu durum belirlendiğinde, ölçüme dayalı olarak kullanılırlar ve sadece hedef organizmaya yönelik uygulama yapılır. Entegre zararlı yönetimi, maksimum etkinlik ve minimum çevresel etki ile zararlı, yabancı ot ve hastalıklardan korunmak için gereken bir dizi karar alma mekanizmasını içerir. Üreticiler ilk olarak zararlı, hastalık veya yabancı otları teşhis etmelidir. Sonrasında fiziksel, kimyasal, biyolojik ve yönetmeliklere uygun mücadele opsiyonları seçilmelidir. Zararlı türler belirlendikten sonra üreme hızlarının not edilmesi, mücadele metotlarının etkilerinin belirlenmesi ve hangi eşikten sonra bitki koruma ürünlerinin kullanılacağı önem taşımaktadır. Zararlı türlerin yoğunluğu konulan eşiğe ulaştığında, bir çok mücadele opsiyonu devreye girer. Diğer mücadele yöntemleri ile birlikte, çevreye en az zararı veren pestisitlerin kullanımı zararlı türlerle mücadelede en etkin yöntemdir. Buna ek olarak, erken hasat veya diğer fiziksel mücadele yöntemleri ürün zararını en aza indirmeye yardımcı olabilir. Yararlı türlerin varlığının da kontrol edilmesi unutulmamalıdır çünkü hiçbir müdahale olmadan, sadece yararlı türler sayesinde zararlı türlerle mücadele de mümkün olabilmektedir.

Entegre ürün yönetimi (ICM)

Sürdürülebilir tarıma yönelik bütünsel bir yaklaşımdır. Sosyo-ekonomik ve çevresel faktörler de dahil olmak üzere tüm çiftlikte, uzun vadeli fayda için en uygun ve güvenli yaklaşımı sunma durumunu ele alır. Yerel şartlara ve iklime uyan saha seçimi, toprak yönetimi, tohum ve dikim materyali, ürün rotasyonu, bitki besleme, zararlı yönetimi, su yönetimi ve çevre yönetimi göz önünde bulundurulmaktadır. Katı kuralları olmayan, esnek bir sistemdir ve yerel değerleri yeni araştırma ve teknolojilerle birleştirerek değişen koşullara uyum sağlamayı hedefleyen dinamik bir sistemdir. Entegre ürün yönetimi, şimdi ve gelecekte bir çiftliğin veya bölgenin doğal varlıklarını korumayı ve sürdürülebilir bir tarımsal ve kırsal kalkınmayı hedefler.

Monokültür

Belirli bir bitki türünün bir bölgede çok yaygın olarak uzun yıllar boyunca yetiştirilmesine dayanan bir tarımsal yöntemdir. Endüstriyel tarımda sıklıkla kullanılan bu yöntem, kısıtlı iş gücü olanaklarına sahip bölgelerde yüksek hasat oranlarına ulaşılmasına yardımcı olmaktadır.

İç denetim

Kurum ve kuruluşun her türlü etkinliğini denetlemek, geliştirmek, iyileştirmek ve kuruma değer katmak amacıyla bağımsız ve tarafsız bir şekilde güvence ve danışmanlık hizmeti vermektir. İç denetçiler; risk yönetimi, iç kontrol ve yönetim süreçlerinin etkinliği ve verimliliğinin değerlendirilmesi ve geliştirilmesi için sistematik yaklaşımlar geliştirerek kurumun hedeflerinin gerçekleştirilmesine yardımcı olurlar.

İç denetimde amaç; hatalı iş ve işlemlere sebep olan personeli bulup cezalandırmak değil, kurumun amaç ve hedeflerine ulaşılmasını engelleyebilecek riskleri tespit ederek, bu riskleri ortadan kaldıracak veya kontrol altına alabilecek önlemlerin alınması konusunda önerilerde bulunarak, yönetime yardımcı olmaktır.

Akreditasyon

Bir firmanın yada bireyin belirli uygulamaları devam ettirmek için kabiliyetinin yetkili bir kuruluş tarafından, uluslar arası standartlara uygun bir şekilde analiz edilerek resmi şekilde tanınması işlemidir. Bir kurumun hizmet kalitesini ilerletmek için önceden belirlenmiş ve yayınlanmış standartlara uygunluğunun, tüm taraflarca kabul edilen bir tüzel kişilik tarafından analiz edilip teyit edildiği resmi bir süreçtir.

Haftanın Videosu

önceki videoları izlemek için lütfen sol üst köşedeki oynatma listesi ikonuna tıklayınız...www.muzikguncesi.com/