Turunçgil Fidanı Yetiştiriciliği ve Bahçe Kurma

Tür, Çeşit ve Anaç Seçimi

Turunçgil yetiştiriciliğinde karar verme aşamasında çok dikkatli seçimler yapılması büyük önem taşımaktadır. Çeşit ve anaç seçiminde, çevre koşulları ve hastalık zararlı potansiyeli göz önüne alınarak davranılması, ilerleyen yıllarda doğabilecek risklerin minimuma indirilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Turunçgil yetiştiriciliği yapacak bir üreticinin özellikle üzerinde durması gereken ne önemli konular; yetiştiriciliği yapılacak en uygun tür ve çeşidin belirlenmesi ve uygun arazi seçimidir. En uygun meyve türü ve bu türe ait en uygun çeşidin saptanmasında iklim ve toprak faktörleri yanında özellikle ekonomik faktörler de mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Örneğin hedef pazarlarda uzun dönemde taleplerin ne yönde gelişebileceğinin analizi büyük önem taşımaktadır. Bunun yanında, turunçgillerde kabuk sararması, kısa da olsa soğuk bir periyot sonunda gerçekleşmektedir. Eğer soğukların geç başladığı bir bölgede Satsuma mandarini gibi erkenci bir tür seçilirse renklenme geç gerçekleşecek ve ürün, pazarın en hareketli olduğu dönemde satılamayacaktır. Bu durum oldukça ciddi maddi kayıplara sebep olabilmektedir. Bunun yanında Ege Bölgesi gibi düşük sıcaklık ve don riskinin bulunduğu bir yerde soğuğa dayanımı az olduğu bilinen limon yetiştiriciliği oldukça risklidir ve kesinlikle düşünülmemelidir. Yetiştiriciliği yapılacak en uygun çeşidin seçiminden sonra ise o çeşide ve yetiştiriciliğin yapılacağı araziye uygun anaç seçimi önem taşımaktadır. Örneğin kirece hassas bir çeşidin yetiştirileceği arazide eğer ciddi bir kireç problemi bulunuyorsa bu sorun tüm yetiştiricilik dönemi süresince yine ciddi ekonomik kayıplara sebep olacaktır. Eğer uygun anaç kullanımıyla kireç probleminin önüne geçilebiliyorsa o arazide yapılacak yetiştiricilik ekonomik olabilmektedir.

Ege Bölgesinde turunçgil yetiştiriciliği yapacak bir üreticinin tür seçiminde sadece iklim koşullarının uygun olmaması sebebi ile oldukça sınırlandığı görülmektedir. Erkenci birkaç çeşit (örneğin Navelina) bulunduran portakal dışında bölgede tür seçiminde bulunmak oldukça güçtür. Örneğin limon yetiştiriciliğini düşünmek çok dar bir kaç bölge dışında akıllıca değildir. Düşük sıcaklıklara en iyi dayanım gösteren tür Satsuma mandarinidir. Bunun yanında erkenci Klemantin çeşitleri de düşünülebilir. Düşük sıcaklıklara dayanımı en iyi olan anaçlar ise Üçyapraklı ve melezleridir. Bölgede en yaygın olarak kullanılan anaç Üçyapraklıdır ve Troyer kullanımı ise hızla yaygınlaşmaktadır. Bu aşamada pazar istekleri de devreye girmekte ve özellikle ilerisi için büyük önem taşımaktadır. Erken dönemde Satsuma mandarini Avrupa pazarlarında iyi alıcı bulabilmekte, sonrasında yerini Klemantine bırakmaktadır. Bu sebeple Satsuma çeşitlerinin düşünülmesi yerinde olacaktır. En erkenci çeşitler ise Okitsu ve Clausellinadır. Bölgede Okitsu daha önce bazı üreticilerce denenmiş ve başarılı olmuştur bu sebeple Okitsu yetiştirilecek çeşit olarak seçilir.

İklim durumundan sonra gelen en önemli sınırlayıcı faktör ise su ve toprak durumudur. Yetiştiriciliğin yapılacağı arazide örneğin kireç ve/veya tuzluluk riski yok ise anaç olarak Üçyapraklı seçilmelidir. Zira hem soğuğa dayanımı daha iyidir hem de meyve kalitesi yönünden daha avantajlıdır. Satsuma çeşitleri en yüksek kalite seviyesine Üçyapraklı anacı üzerinde ulaşmaktadır. Fakat kireç ve/veya tuzluluk yönünden risk varsa Troyer anacı tercih edilmelidir. Çünkü Troyer anacının bu koşullara daha dayanıklı olduğu bilinmektedir.

Turunçgil yetiştiriciliğinde çeşit seçimi daha çok pazar istekleri ile ilgilidir. Anaç seçimi ise, özellikle çevre koşulları ve hastalık ve zararlı potansiyeli ile yakından ilgilidir. Görülebileceği gibi turunçgil yetiştiriciliği açısından en önemli sınırlayıcı faktör olan düşük sıcaklık riskinin bulunduğu Ege Bölgesi’nde seçilebilecek tür, çeşit ve anaç sayısı oldukça sınırlıdır. Bu yüzden daha çok iklim özellikleri açısından seçim yapılmaktadır. Ancak Akdeniz Bölgesi ve hatta Ege Bölgesinin güney kesimi için durum çok farklıdır. Özellikle tür ve çeşit seçiminde çok daha esnek olunabilir ve özellikle pazar istekleri ve pazara girme dönemlerinin ön plana çıkacağı görülmektedir.

Turunçgiller polyembriyoniktir. Bu nedenle açılma azdır ve aşıya gerek kalmadan direkt olarak tohumdan üretilebilir¬ler. Yine bazı turunçgil çeşitlerinin çelikleri kolayca köklendirilebilir (Limon). Turunçgillerde bu avantajlara rağmen anaç kullanma zorunluğu vardır. Bunun nedenleri vardır.

Anaç kullanmayı gerektiren nedenler

1. Hastalık ve Zararlılar

1880 yılına kadar turunçgilerde anaç kullanılmıyordu. Çeşitli hastalıkların ortaya çıkması anaç kullanmayı zorunlu hale getirmiştir. Bunlar başta toprak mikroorganizmalarıdır. Örneğin phytophthora, armillaria, mal-secco gibi. Bu bakımdan virus hastalıkları da çok önemlidir. Nematodlarda zarar vermiştir. Bunlara dayanıklı anaç seçilmelidir.

2. Toprak Koşulları

Turunçgil tür ve çeşitlerinin değişik toprak tiplerinde gösterdikleri reaksiyonlar birbirinden farklıdır. Toprak koşullarına uygun anaç seçmek zorunludur. Tuzluluk, yüksek ph, yetersiz drenaj gibi. Örneğin asit topraklarda üç yapraklı, nötr ve bazik topraklarda turunç, kumsal topraklarda Laym anacının kullanılması gibi (Plastin, tatlı laymı). Volkanik arazide citrus volkamariana.

3. İklim Koşulları

İklim koşullarına uygun anaç kullanılması zorunludur. Soğuk yerlerde üç yapraklı anacının kullanılması gibi.

4. Anaç, Kalem İlişkileri

Anaç ve kalem birbirine etkilidir. İyi uyuşmalıdır.

5. Yeknesak Ağaç Elde Etme (Tekdüze ağaç elde etme)

Anaçlar bodurlaştırma bakımından da etkilidirler. Anaçların ağaç büyüklüğü. Taç büyüklüğü üzerine etkisi vardır.

6. Verimliliği Teşvik

Yavaş gelişen anaçlar verimliliği teşvik eder.

7. Ürün ve Meyve Kalitesini Arttırma

Yavaş gelişen anaçlar ürün miktarını arttırırlar. Anaçların meyve kalitesi üzerine de etkisi vardır. Üç yapraklı anacı asit ve şekeri arttırmakta ve kaliteyi yükseltmektedir. Anaçlar vitamin miktarı üzerinde de etkilidirler. Turunç bu bakımından olumlu etki yapmaktadır.

8. Anaçlar kök sisteminin kuvvetli oluşu üzerine etkilidir. Bazı anaçlar çöl rüzgârlarına ve kuru şartlara karşı dayanıklılık gösterirler.

9. Erken Meyveye Yatma ve Erken Olgunlaşmaya Etki

Bazı anaçlar üzerindeki çeşidin erken meyveye yatmasına neden olurlar. Yine anaçların olgunlaşma mevsimi üzerine etkisi de vardır. Örneğin üç yapraklı.

10. Meyve Dökümünü Azaltma

Anaçların meyve dökümleri üzerine etkisi vardır. Vegetatif gelişme ile generatif gelişme yani meyve verimi arasında ters ilişki vardır. Hızlı gelişen anaçlar üzerinde meyve verimi daha az, yani meyve dökümleri daha fazladır. Yavaş gelişenlerde durum tersidir. Yine yüzeysel köklü anaçlar üzerindeki ağaçlarda da su toprakta azalırsa meyve dökümü fazla olur.

11. Bahçelerin Yenilenmesi

Memleketlerin çoğunda turunçgil alanlarının hemen tamamında bahçeler kurulmuştur. Bahçelerin ömrü sınırlıdır. O zaman anaç değiştirilir. Bu esnada martari ve virüs hastalıkları, nematod ve diğer zararlılar bakımından değişik anaç kullanılması zorunludur.

Yukarıda belirtilen nedenlerden dolayı turunçgillerde anaç seçimi çok önemlidir. Turunçgillerde anaç ile kalem ilişkileri bakımından çeşitli formlarla karşılaşılır. Turunçgillerde mutlak manada zayıf anaç yoktur. Portakal yine portakal anacı üzerine aşılanırsa anaç ve kalem birbiri ile tamamen uyuşur. Aynı gelişmeyi gösterirler, aynı kalınlıktadırlar.

Turunçgil Anaçlarında Aranan özellikler

1. Anaç, kalemle iyi uyuşmalıdır. Uyuşmazlık sorunu olmamalıdır. Turunçgillerde, anaç ve kalemin farklı geliştik¬leri görülmesine rağmen, diğer meyve türlerinde olduğu gibi, bu farklı gelişme önemli bir anaç-kalem uyuşmazlığı, sorunu değildir.

2. Anaç fiziki koşullara uyabilmelidir, uygun olmalıdır. Örneğin toprak koşullarına, soğuğa, kuraklığa, rüzgâra, fazla suya, tuzluluğa dayanıklılık gibi. Anaçların topraktan bitki besin maddelerinin alınması ve dolayısiyle yaprak besin madde içeriğine etkileri vardır. Anaçların değişik yapıdaki (Tekstürdeki) toprağa adaptasyonları; kök yapıları ve farklı kök dağılımları ile ilgilidir.

3. Patolojik özellikler yani hastalık ve zararlılara dayanıklılık: Mantar, virüs ve nematodlara dayanıklı olmalıdırlar. Karlı turunçgil yetiştiriciliği hastalık ve zararlılara dayanıklı anaç kullanmaya bağlıdır. Anaçlar toprak mikroorganizmalarına, toprak funguslarına, fitoptora, armillara, vs ye, virüslere ve nematodlara dayanıklı olmalıdır.

4. Kolay üretilebilir ve fidancılığa elverişli olmalıdır. Çöğürler hızlı gelişmeli, çabuk aşıya gelmeli, fazla yan dal meydana getirmemelidir. Aşıdan sonra da aşı sürgünü ile beraber iyi gelişmelidirler.

5. Anaçlar bol çekirdekli ve poliembriyonik olmalıdır. Anaçların nucellar embriyoni oranı yüksek ve meydana getirdikleri nucellar çöğür adetleride fazla olmalıdır. Nucellar bitkiler hızlı gelişirler ve aşıya çabuk gelirler. Nucellar çöğürler bazı virüs hastalıklarından temiz olurlar. Bir örnek olurlar. Poliembriyoni, özellikle nucellar embriyoni nedeni ile az tohum materyalinden fazla miktarda homojen, bir örnek çöğür elde edilir.

6. Anaçlar en az kalem kadar soğuklara dayanıklı olmalıdır. Anaçlar soğuğa dayanıklı olmalı ve bu özelliklerini üzerlerine aşılı kaleme de geçirmelidirler. Üç yapraklı ve yüzü, soğuğa dayanıklıdır. Kleopatra mandarini ve turunç da soğuğa dayanıklıdırlar. Portakal ve altıntop orta derecede dayanıklı, kaba limon soğuğa duyarlıdır.

7. Anaç-kalem ömürlülüğü yakın olmalıdır. Yafa portakalı, tatlı limon kombinasyonunda, tatlı limon 15 yılda ölüyor. Yafa 40-60.

8. Bodur olmalıdırlar. Bugün bütün meyvelerde yetiştiricilik daha küçük ve yüksek verimli ağaçlar üzerinde yapılmaktadır. Nedeni bodur anaçlar üzerinde ağaçlar sık dikime uygundurlar daha fazla verim ve hasat kolaylığı vardır. Turunçgillerde bodur anaç yok. En boduru Flying Dragon üç yapraklısıdır.

Fidan Yetiştiriciliği

Fidan için anaç kullanma zorunluluğu olduğundan, önce tohumdan çöğür yetiştirilir, sonra bunlar üretilmesi istenen temiz çeşitlerle aşılanır. Ev bahçeleri için çelikten üretme yapılabilir. Turunçgillerde tohumlar normal koşullarda hayatiyet¬lerini kısa zamanda kaybederler. Bu durum tür ve çeşitlere göre değişiklik gösterir. Bazı çeşitlerde tohumla¬rın meyveden çıkar çıkmaz ekilmesi icap eder. Bu nedenle tohumlar elverdiği kadar meyvede tutulurlar. Tohumlar tam olgunlaşmış meyvelerden elde edilmelidir. Tohumlar çekirdekleri zedelemeyecek şekilde meyveden çıkarılmalıdır. Tohumları meyveden çıkarmak için meyveler sap-stil yönüne dik en geniş çaptan kabuk ve hemen onun altındaki et kısmı kesilecek şekilde bıçakla kesilir. İki yarı sağa sola çevrilmek suretiyle birbirinden ayrılır. Parçalar kalbur üzerine sıkılarak tohumlar çıkarılır ve kalbur üzerinde et kısımları uzaklaştırılıncaya kadar yıkanırlar. Meyveden bu şekilde çıkarılan çekirdekler hemen kullanılmayacaksa gölge ve serin bir yerde birkaç gün kurutulur. Sonra mantari hastalıklara karşı fungusitlerle muamele edilirler (Femaset, pomarsol). Bu şekilde hazırlanan tohumlar 3-4°c’lik buzdolabında bir müddet muhafaza edilebilirler. Tohumların serin bir yerde muhafazaları da mümkündür. Diğer meyve türlerinde olduğu gibi turunçgil tohumlarının katlanmasına gerek yoktur. Fidancılık yapacaklar için önemlidir, bir turunç meyvesi 20, bir üç yapraklı meyvesi de 25 kadar tohum ihtiva edebilir. Buna göre mevcut meyveden elde edebileceğimiz tohum miktarı bulunabilir. 1 kg turunç tohumu ortalama 6000 adettir.

Bir örnek anaç elde etme bakımından tohumların poliembriyoni oranı yüksek olmalıdır. Genellikle istenen, ihtiyaç duyulan çöğür adedinin en az iki katı kadar tohum ekilmelidir. Meyvenin çekirdeklilik durumu ve o yılki fizyolojik ve biyolojik faktörler, yıllık bakım işleri, tohumların çimlenmesi üzerinde etkilidir. Fazla çöğür yetiştirilmesi halinde tohumların ekilmeden önce çimlenme testleri her yıl için yapılmalıdır.

Tohumlar tohum tavalarına, sıcak yastıklara, kasalara veya küçük plastik torbalara ekilirler. Tavalara ekim soğuklar geçtikten sonra genellikle Şubat 15 den sonra, Mart ayında yapılmalıdır. Üç yapraklı tohumları ise erkende ekilebilir. Üç yapraklı meyveleri erken olgunlaşırlar (Eylül, Ekim'de). Sonbaharda, tohumlar meyveden alındıktan sonra ekilebilirler. Yalnız bu ekim ya sıcak yastıklara yapılır veya kasalara yapılarak, bu kasalar seralara konur. Buralarda gelişen çöğürler ilkbaharda şaşırtılırlar. Böyle yaparak bir yıl kazanç olur. Normal olarak tavalara ekim yapıldığında tava genişliği 1.20 m ve istenen uzunlukta, ihtiyaç duyulan uzunlukta olabilir. Ekim her yıl aynı tavaya yapılmamalıdır. Mümkünse tava toprağı, kullanılan harç ve kapak dezenfekte edilmelidir. Tavalar geçirgen ve su tutma durumları uygun olmalıdır. Aksi halde yani elverişsiz koşullarda tohumlar çabuk çürürler. Tava etrafının drenajı da önemlidir. Hazırlanan tavalara 1-1.5 ay kadar önce dekara 20 (15-30) kg hesabı ile saf azot verilmelidir. Geç yıkandığından azot (NH4)2 SO4 formunda olmalıdır. İyi tohum kullanarak ve gübreleme ile kuvvetli, bir örnek çöğür elde etmek mümkündür. Tohum tavaları salma veya yağmurlama olarak sulanırlar. Tavaları sulamanın en iyi şekli yağmurlamadır. Bu tip sulama çıkışı kolaylaştırır.

Tohum tavalarının üzerine gölgelik yapılması, yani gölgeleme, rüzgâr ve direk gelen güneş ışınlarından çöğürleri korur. Bu şekilde çöğürlerin daha iyi gelişmeleri sağlanır. Gölgeleme 4-5 cm enindeki ve kuzey-güney yönünde konan çıtalarla yapılmalıdır. Böylece her fidanın münavebeli olarak güneş ve gölgede kalması sağlanır. Tavalar gölgelikler, sundurmalar veya gölge evler altında da hazırlanabilir. Kasalar ve torbadaki fidanlar özellikle sıcak bölgelerde buralarda yetiştirilir. Bulutlu ve nemli bölgelerde gölgelemeye gerek yoktur.

Tohumlar tavalara elle ve 0.5 cm derinliğe ekilirler ve üzerlerine 2 cm kadar ince nehir kumu konur. Böylece tohumlar 2.5 cm derinliğe ekilmiş olurlar. Tohumlar üzerine 0.5-1 cm kapakda konabilir. Ekim aralığı 2.5x2.5 cm’dir. Tohumlar üzerine konan nehir kumu kaymak tabakası teşkilini önlediği gibi, iyi havalanmayı da sağlar. Tohumlar ekilmeden önce 45°C lik suda 5 dakika tutulurlar. Bu işlem tohum kabuğunu yumuşatarak çimlenmeyi kolaylaştırıp, arttırdığı gibi, mantari hastalık patojenlerini; etmenlerini de yok eder. Kolay çimlenme sonucu S boyunlu (kaz boyunlu) fidan teşekkülü de önlenmiş olur.

Tohumların tavalara ekilme işlemi değinildiği gibi Mart'da yani ilkbahar başında yapılır. Bu devrede toprak sıcaklığı 13°c'nin üzerindedir. Toprak sıcaklığı 18°C de ise gelişme çok iyi olur. Birçok bitkinin tohumlarının çimlenmesi için optimum sıcaklık, hava sıcaklığı 15-+30°C arasındadır. Bu turunçgillerde 20-+35°C arasındadır (Reuther, 1973). Yüksek sıcaklıkta çimlenme daha çabuk olmaktadır. Bizde ekim işi Ocak ve Şubat ayları arasında yapılır ki bu hatalıdır. Çürümelere neden olabilir. Bu devrede ekim kasalara yapılır ve kasalar seraya alınırsa çimlenme ve sonraki gelişmeler serada olur. İlkbaharda kasada yetişen çöğürler aşı parsellerine veya plastik torbalara şaşırtılabilirler. Birde, tavalara normal ekim zamanında, seyrek ekim yapılabilir. Bu iki yolla fidan yetiştirildiğinde bir yıl kazanılmış olur. Açıktaki tavalarda en iyi ekim zamanı 15 Mart'tan sonradır. Farklı olarak üç yapraklı tohumları sonbaharda meyveden alındıktan sonra da ekilebiliyordu. Ekimden 3-5 hafta sonra çimlenme görülür, tohumlar toprak yüzeyine çıkar. Çimlenmeden sonra tavaların bakım işleri yapılır. Dar alanda fazla bitki olduğu için bakım işlerinin dikkatli ve aksatılmadan yapılması gerekir. Bakım işleri; ot alma, sulama ve hastalık-zararlı görüldüğünde mücadele yapılır. Çöğürler zayıf gelişirse şerbet veya azot verilebilir, tohumların üzerine konan 2 cm kalınlığındaki dere kumu fazla otlanmayı önler.

İlkbaharda, yazın ve sonbaharda da gelişen çöğürler, ertesi yıl kış sonu ve ilkbaharda sökülerek aşı parsellerine veya plastik torbalara şaşırtılırlar. Aşı parselleri ayrı, uzak bir yerde ise tavadan sökülen çöğürler nemlendirilmiş yosun veya testere talaşı ile ambalajlanarak en azından nemli çuvallara sarılarak taşınırlar. Tohum tavalarda m2 den 1000 çöğür elde edilebilir. 1 kg tohumdan 3000 çöğür elde edilebilir. Sökülen çöğürler aşı parsellerine dikilmeden önce gölge, serin ve rüzgârsız bir yerde boylara ayrılırlar. Çok zayıf gelişmiş kaz boyunlu ve gametik embriyodan meydana gelmiş olan çöğürler ayrılır. Diğerleri de gelişme durumlarına göre bir veya iki boya ayrılırlar. Çöğürler kök ve taç kısımları budanarak aşı parsellerine veya plastik torbalara dikilirler. Çöğürlerin üst kısmının 1/3 ü kesilir. Kökte de kazık kök kısaltılır, yaralı kökler ve anormal durumda olanlar uygun şekilde kesilirler. Bu budama dallanmış iyi bir kök sisteminin elde edilmesini sağlar (Turuncun şaşırtılması ve kurumalar). Aşı parsellerine çöğürler sıra arası 80-120 cm, sıra üzeri 35-40 cm olacak şekilde dikilirler. Son yıllarda dikim plastik torbalara yapılmaktadır. Torbalar özel hazırlanmış toprak-gübre-kum karışımı ile doldurulur. İkili ve dörtlü sıralanır. Aşı parselleri hazırlanırken dekara 25 kg saf azot hesabıyla (NH4)2 SO4 verilmelidir. Şaşırtmadan sonra çöğürlerin gelişmesi yavaş olursa, Haziran'da ikinci azot gübrelemesi yapılmalıdır. Bu şekilde aşı parsellerine dikilen fidanlar sonbaharda aşıya gelirler ve çöğürler Eylül ayı sonunda ve Ekim ayı başında durgun göz aşısıyla aşılanırlar. Aşı zamanı çok önemlidir. Aşı erken yapılırsa yeni aşı gözleri uyanırsa, soğuktan zarar görebilirler. Aşıda geç kalınırsa anaç ve kalemler kabuk vermezler. Bu nedenle aşı zamanı önemlidir.

Turunçgillerde aşı gözü seleksiyonu

Aşı gözü selek¬siyonu turunçgil fidanı yetiştiriciliğinde çok önemlidir. Seleksiyonda:

1. Verimli ağaçları iyi bir incelemeye almalıdır.

2. Çeşit kendine özgü özellikleri mutlaka göstermelidir. Aşı gözü, aşı kalemi alınan ağaçlar çeşit özelliğini göstermelidir. Zamanla meyve şeklinin bozulması, klonun yaşlanması söz konusudur (Yafa örneği).

3. Ağaçlar kuvvetli ve simetrik olmalıdır.

4. Aşı gözü alınan ağacın anacı nedir. Bunun bilinmesi yararlı olur.

5. Yetiştirilecek çeşitlerin o şartlara uymasına dikkat etmelidir.

6. Çeşitlerin özellikle virüs hastalıklarından temiz olmalarına dikkat edilmelidir.

7. Turunçgillerde mutasyonlara çok rastlanır. Bazen bu mutasyonlar kötü, bazen de çok iyi yönde olabilir. Ağaçlar izlenmek suretiyle iyi yönde meydana gelen mutasyondan aşı gözü seleksiyonunda yararlanılmalıdır.

8. Aşı gözü seleksiyonu ekip çalışmasıdır. Bunun iyi organize edilmesi gerekir.

Turunçgillerde düz veya ters T göz aşısı uygulanabilir, yağışlı bölgelerde (Doğu Karadeniz gibi) ters T göz aşısı tercih edilir. Turunçgillerde dikenli olduğundan aşı gözü odunlu çıkarılırsa tutma daha yüksek olur. Suyu kaçmış, iyi kabuk vermeyen aşı kalemlerinden ve henüz gelişmesi tamamlan¬mamış köşeli dallardan da gözler odunlu çıkarılmalıdır. İyi bir aşıcı günde 1000 kadar aşı yapar ve % 90 tutma sağlayabilir. Turunçgillerde mikro göz aşısı da uygulanabilir. Normal olarak iyi gelişmiş çöğürler aşı kalemlerinin alt kısmındaki gözlerle, daha ince çöğürler aşı kaleminin üst kısmındaki gözlerle aşılanırlar. Aşıdan 30-40 gün sonra aşı bağları çözülür. Aşı bağı olarak rafya veya plastik bantlar kullanılabilir. Rafya, Raphia ruffia adlı bir palmiyenin yapraklarından elde edilir. Bu Tropik Amerika ve Afrika'da yetişmektedir.


Durgun göz aşılarında aşısı tutan anaçların tepeleri, üst kısımları kış sonunda kesilir. Üst kısmı kesmeden eğerek aşağı bağlamak da mümkündür. Aşı gözleri ilkbaharda sürerler. Aşı sürgünleri ilkbahar, yaz ve sonbahar aylarında büyüyerek satılabilecek duruma gelirler. Aşı gözleri sürdükten sonra ve aşı sürgününün büyümesi esnasında önce sürgünler tırnağa bağlanır, sonra kargıya bağlanır ve taçlandırılır. Fidanı taçlandırma aşı sürgününün ucu alınmak suretiyle yapılır. Taçlandırma mandarinde 60-65 cm den, diğerinde 75-80 cm den yapılır. Satılabilecek duruma gelen fidanlar müteakip kış sonu ve ilkbaharda sökülerek satılırlar. Fidanların aşı parsellerinde eğer gelişmeleri iyi ise sökülür satılırlar, bir yıl daha bekletilmeleri sakıncalı ve gereksizdir. Ama fidanları satamadığınız durumlarda bekletirseniz sonraki yıl daha yüksek fiyata satarsınız. Diğer meyvelerde ise sökülen fidanlar genellikle yakılır, atılır. Gelişme yeterli değilse fidanlar aşı parselinde bir yıl daha büyümeye bırakılırlar. Fidanlar topraklı olarak sökülüp satılırlar. Topraksız söküm rizikoludur. Son yıllarda plastik torbada tüplü fidan yetiştiriciliği yapılmaktadır. Tüpte fidanın avantajları şunlardır:

1. Toprak yorgunluğu yok
2. Birim alandan daha fazla fidan elde edilir
3. Söküm işi yok
4. Nematod kontrolu kolay
5. Tutmada fire vermez

Fidanların yaşı: Aşı sürgünü 1 ve 2 yıllık olabilir. 1 yıllık aşı sürgünü daha iyidir. Bu gibi fidanların gövdelerinde de yaprak vardır. Fidan yaşını belirlemede bu bir kriterdir. _ki yıllıklarda gövdede yaprak kalmaz. Fidanların alt kısımları yani anaçlar 3 veya 4 yıllık olabilirler. Başarılı bir fidancılık için iyi tohum kullanmak gerekir. Tohum ve aşı kalemi damızlık ağaçları iyi bakılmalıdır. Tohumlar alındık¬tan sonra az kurutulmalı, güneşte kurutulmamalı ve ilaçlanma¬lıdır. Ekim aynı yerdeki tohumlara yapılırsa tavalar ilaçlanmalı ve gölgelenmelidir.

Bahçe Kurulumu (Plantasyon)

Turunçgillerde ortalama ömür 70-80 yıl olarak kabul edilmektedir. Bu arada memleketimizde 150-200 yaşını geçmiş ağaçlarda vardır. Bu itibarla bahçe kurmada çok dikkatli olmak gerekir. Koşullar iyi incelenmelidir. 15-20 yaşındaki bahçenin mahsülden düşmesi ve kurumaya başlaması, bahçenin uygun ekolojik koşullarda kurulmadığını veya yıllık bakım işlerinin gereği gibi yapılmadığını gösterir. Turunçgil bahçeleri kurulduktan 5-8 yıl sonra verime yatarlar, yani bütün masraflarını çıkardıktan sonra kar'a geçerler. Devamlı yatırım yapılır, masraf edilir. Bu nedenle bahçe kurulacak yerin koşulları çok iyi incelenmelidir.

Ekonomik olarak bahçe kurmak için, ticari yetiştirmek için uygun iklim, iyi toprak, elverişli ve yeterli su gereklidir. Bahçe kurmada önce ekolojiye uygun çeşit ve anaç seçilir. Toprak seçiminde tınlı, kumlu-tınlı, süzek topraklar tercih edilir. Hava drenajı önemli, bahçe yeri çanak şeklinde olmamalıdır. Köyceğiz'deki Valencia örneği. Rüzğar için rüzgâr kıran yapılmalı, hatta rüzgâr kıran 2-3 yıl önceden yapılırsa iyi olur. Çok rüzgârlı yerlerde de turunçgil yapmamalıdır. Taban suyu varsa, gerekli önlem alınmalıdır. Toprak sulamaya uygun hale getirilmelidir. Toprak derin olmalıdır. Ayrıca toprak profili incelenmeli 75-100 cm de geçirimsiz tabaka olmalıdır.

1. Seçilecek bahçe yeri maliyeti düşürme bakımından yollara,

2. Değerlendirme bakımından yerleşim ve sanayi merkezlerine,

3. İşçi temini için köylere yakın olmalıdır.

Arazi parsellenir, parseller genellikle 10 dönümden küçük, 40 dönümden büyük olmamalıdır.

Dikim şekli

Dikim şekillerinden kare, dikdörtgen, üçgen, kontur hepsi kullanılabilir. Bahçe planı yapılmalıdır, verilecek dikim aralıkları saptanır. Parseller arasında yollar bırakılmalıdır.

Dikim aralıkları

Altıntop ve limon: 8x8

Valencia-Yafa: 8x8

Washington: 7x7

Satsuma: 5x5 ve 6x6 m.

Ekolojik faktörler, ağaç büyüklüğü, taç büyüklüğü dolayısıyla dikim aralıkları üzerinde etkilidir.

Dikim tahtası ile işaretleme

Çukurlar 40x40 veya 50x50 cm açılır. Taşsız topraklarda burgu ile de çukurlar açılabilir. Bahçe kurmada temel gübreleme önemlidir. P ve K ile organik gübre dikim çukur¬larına verilmelidir. Çukur başına 1-2 kg süper fosfat, 0.5-1 kg potasyum sülfat ile 20-30 kg kadar yanmış hayvan gübresi verilmelidir. Son yıllarda su düzenleyicisi olarak dikimde perlit de kullanılmaktadır. Özellikle kumsal toprakta perlit önce suyu tutar, kaçmasını önler, sonra yavaş yavaş bitkiye verir.

Dikim zamanı

Dikim zamanı ekolojik şartlara göre değişir. Güney bölgelerimizde sonbahar dikimi yapılabilir. Toprak sıcaklığı düşük olan yerlerde ve su tutan yerlerde ilkbahar dikimi yapılmalıdır. İzmir ve çevresinde üç yapraklı üzerine aşılı fidanların ilkbaharda dikimi daha iyidir. Zira üç yapraklı sonbaharda dinlenmeye girer ve hemde Ege bölgesi kışın oldukça soğuktur. Bu nedenle İzmir ve çevresinde ilkbahar dikimi daha uygundur. Dikim için toprak tavda olmalıdır. Dikimde genç fidan kullanılmalıdır. Dikim soğuklar geçtikten sonra yapılmalıdır.

Dikim derinliği

Turunçgillerde derin dikim çok sakıncalıdır. Derin dikim yapılmamalıdır. Dikim yüzeysel yapılmalıdır çünkü turunçgil köklerinin O2 ye ihtiyaçları fazladır. Aşı yeri dışarıda kalacak şekilde dikim yapılır. Dikimde oturma hesaplanmalı¬dır. Yüzeysel dikimde, yani kuru şartlarda kök zararlıları etkili olmamaktadır. Dikilen fidanlara herek verilir. Fidanlar bu hereğe bağlanır. Çift herek verme. Dikimden sonra fidanlar sulanır. Can suyu çok önemlidir. Gövdesi çıplak olan fidanlarda güneş ve dona karşı gövdeler sarılmalı veya kireçle badana edilmelidir. Yeni dikilmiş bahçelerde ara ziraatı yapılabilir. Tek yıllık bitkiler pamuk, yazlık-kışlık sebzeler vs. Yetiştirilerek bahçenin daha iyi bakılması sağlanır. Yalnız ara ziraatı fidanlara zarar vermemelidir. Ara ziraati şeridi her sene küçültülür. Fidanlar büyüyüp sahayı kaplayınca ara ziraatı tamamen kaldırılır. Ara ziraatı yapmadan sık dikim de yapılabilir. Yani aslında turunçgille¬rin ara ziraatı yine turunçgil olabilir. Önce sık dikim yapılır sonra seyreltme yapılır. Örneğin Washington navel portakalı önce 3.5x3.5 m aralık ile dikilir. Sonra kademeli olarak söküm yapılır. 3.5x3.5 m dikimde dönüme 92 washington fidanı girer. 7x7 m de 20 fidan; 4 misli fazla ağaç. _lk söküm 10 yıl sonra, ikinci söküm 15 yıl sonradır. Sökülecek ağaçlar önce sert budanırlar, zamanı gelince de sökülürler. Yalnız sık dikim için yeterli fidan bulunabilme-lidir. Diğer taraftan söküm zamanında da ağaçlar zaman geçirilmeden sökülmelidirler, yoksa sık dikim yarar yerine zararlı olur.

Rüzğar kıran bitkiler

Bilindiği üzere rüzgârın iki türlü etkisi vardır.

1. Mekanik etki
2. Fizyolojik etki

Mekanik etki rüzgârın hızına bağlıdır. Dalların kırılması, ağacın sökülmesi, meyve dökümü, dikenlerin zararları vs.

Fizyoloik etki ise bitkinin su düzenini bozmasıdır. Özellikle rüzgâr bitkinin kritik devresinde olursa zararı daha fazla olur. Sıcak, nisbi rutubeti düşük, rüzgârlar çok tehlikelidir. Limon bu tip rüzgârlara en hassas olanıdır. Satsumada da rüzgâr (Geğiz) sonbaharda şiddetli yaprak dökümüne neden olmaktadır. Rüzğarın etkilerine karşı rüzgâr kıran bitkileri kullanılır. Bunlar rüzgârı tamamen kesmemeli, biraz havalandırma sağlanmalıdır. Bahçede nisbi nem % 40-45 den aşağı düşmemelidir. Rüzğar kıranlar ile suni bir mikroklima teşkil edilir. Rüzğar kıran bitkilerin yararları yanında zararları da vardır. Bunlar ağaçların su ve besin maddelerine ortak olurlar, gölgeleme yaparlar, soğuk çepler oluştururlar, zararlılara yataklık ederler.

Rüzgar kıran bitkilerde aranan özellikler:

1. Boylu olmalıdırlar, boylarının 10 misli uzunluğundaki alanı koruyabilmektedirler.

2. Dikine büyümeli,

3. Hızlı büyümeli, bahçe tesisinden 2-3 yıl önce rüzgâr kıranlar dikilmelidir. Bizde sonra dikilirler. Bu hatadır. Hiç olmazsa bahçe ile birlikte dikilmelidirler.

4. Hastalık ve zararlılara mukavim olmalı, turuncgiller için konukçu olmamalıdırlar. Konukçu oldukları gerekçesiyle Gümüldür'de rüzgâr kıran bitkileri kesilmiştir.

Serviler
Top ve dağınık iki tiptir ve beraber kullanılırlar. Soğuk ve ağır topraklar hariç her tip toprakta kullanılabilir. Rüzgâr hızı fazla değilse dağınık servi kullanılmalıdır. Top servi rüzgârı tamamen keser, bunun yanında dağınık servi-ye yer verilmelidir. Serviler 1-1.5 m ara ile dikilirler.

Kazuarine
Ağır ve su tutan topraklarda iyi gelişir. Kireçli topraklardan pek hoşlanmaz. 1-1.5 m ara ile dikilirler.

Okaliptüs
25 m boylanabilir. Rüzgârın menfi özelliklerini yok eder. Turunçgiller için ideal rüzgâr kıran bitkisidir. Kıraç şartlarda da gelişir. Yalnız kökleri kuvvetli gelişme gösterdiğinden bahçe tarafındakiler zaman zaman kesilmelidir.

Ilgın (Tamarix)
Tuzlu şartlara ve denizden gelen tuzluluğa mukavimdir. 1-1.5 m ara ile dikilir.

Kargı
Geçici olarak çok kullanılır. Kısa zamanda gelişirler.

Rüzgâr kıranlar okaliptüs hariç diğerleri gübrelenmeli ve sulanmalıdır.

Arazi Seçiminde Dikkat Edilmesi Gereken Konular

Güneyi kapalı, kuzeye bakan araziler, don oturması riski olan araziler, denize yakın olduğu için tuzluluk riski taşıyan araziler uygun değildir... yüksek eğime sahip arazilerde yetiştiricilik ise üreticiyi zorlayacak kadar zor olabilmektedir ancak mümkündür... en uygun alanlar; kuzeyi kapalı, güneye bakan arazilerdir. bu tip arazilerde güneyden gelen nemli hava bahçe içinde birikmektedir ancak yüksek nemin de sorun yaratabileceği unutulmamalıdır... bunun yanında, yerin üstü kadar, yer altı durumu da incelenmeli, özellikle jeotermal enerji kaynakları civarında, yakın bahçelerde sorun gözlenmese bile, göreceli daha uzak bahçelerde başta bor olmak üzere, bir çok jeotermal kaynaklı zararlanmanın gerçekleşebileceği unutulmamalıdır...

Ülkemizde çok yaşlı ağaçlar bulunmasına rağmen, turunçgillerde ortalama ekonomik ömür 70-80 yıl olarak kabul edilmektedir. 15-20 yaşındaki bir bahçenin verimden düşmesi ve kurumaya başlaması, bahçenin uygun ekolojik koşullarda kurulmadığını yada yıllık bakım işlerinin gereği gibi yapılmadığını gösterir. Bu sebeple bahçe yerinin seçimi ve bahçe kurma işlemleri aşamalarında çok dikkatli olunmalı, koşullar iyi incelenmelidir. Bahçe yerinin seçiminde titizlikle üzerinde durulması gereken noktalar aslında turunçgil bitkilerinin optimum gelişmeleri için gerekli olan konulardır.

Bahçe yerinin seçiminde dikkate alınması gereken en önemli nokta, bitkilerin orada yaşamlarını sürdürüp sürdüremeyecekleri değil, ekonomik anlamda yeterli verim ve kalitede ürün alınıp alınamayacağıdır. Bu sebeple ev bahçeciliği ile ticari yetiştiricilik kesinlikle birbirine karıştırılmamalıdır. Örneğin Ege Bölgesi koşullarında ev bahçelerinde hobi amaçlı limon yetiştiriciliği rahatlıkla yapılabilmekte, yeterli üründe alınabilmektedir. Ancak ticari anlamda limon yetiştiriciliği, yüksek don riski nedeni ile kesinlikle akılcı değildir.

Bahçe yerinin seçiminde üzerinde en çok durulması gereken noktalar şu şekilde özetlenebilir:

• Düşük sıcaklık ve don tehlikesi
• Toprak özellikleri (Kesinlikle analiz yapılarak incelenmelidir)
• Drenaj ve taban suyu durumu
• Su potansiyeli
• Arazinin geçmişi, geçmişte yapılan uygulamalar
• Su kalitesi (Kesinlikle analiz yapılarak incelenmelidir)
• Komşu arazilerin durumu
• Ekonomik faktörler

Bahçe yeri seçimi yapılırken dikkat edilmesi gereken en önemli konular şöyle özetlenebilir:

• Bahçe güneye bakmalıdır. Kuzeyden esen soğuk rüzgarlar ciddi zarar verirler
• Hangi yönden eserse essin sert rüzgarlar hem nemin dağılmasına sebep olurlar, hem de mekanik olarak meyve ve dalların ciddi biçimde zarar görmesine sebep olurlar. Ancak rüzgar kıran bitki kullanımı ile bu sorunun önüne geçilebilir.
• Özellikle denize çok yakın yerlerde deniz suyu girişi sebebi ile tuzluluk problemi riski vardır.
• Denize yakın olmayan yerlerde de tuzluluk ve kireç problemi gözlenebilir. Bu sebeple toprak ve su analizleri büyük önem taşımaktadır.
• Kaplıca ve benzeri yeraltı su kaynakları yönünden de arazi mutlaka incelenmelidir. Kaplıca suyunun sulama suyuna karışma risk oldukça önemlidir. Turunçgiller özellikle bor gibi bazı elementlere karşı oldukça hassastırlar.
• Eğim kesinlikle çok fazla olmamalı, yüksek eğimli arazilerde erozyon bölümünde anlatılacak önlemler kesinlikle alınmalıdır.
• Özellikle çukurda kalan bahçelerde don tabana oturacağı için risk çok artmaktadır.
• Nem turunçgil meyvelerinin kalitesinin yükselmesi açısından çok önemlidir. Bu sebeple mümkün olduğunca nemin dağılmadan bahçe içinde kalabileceği yerler tercih edilmelidir. Arazi yerinin seçiminde işçi temini ve pazarlama kolaylıkları gibi faktörler göz ardı edilmemelidir.

Haftanın Videosu

önceki videoları izlemek için lütfen sol üst köşedeki oynatma listesi ikonuna tıklayınız...