Turunçgil Yetiştiriciliğinde Bakım Uygulamaları

Toprak İşleme

Turunçgiller çeşitli toprak tiplerinde yetişebilirler. Bu nedenle bir toprakta iyi netice veren bir toprak işleme sistemi, diğerlerinde iyi netice vermeyebilir. Bunun için standard bir toprak işleme sistemi söylenemez. Toprak işlemede toprak strüktürü önemlidir. Mütecanis bünyeli topraklarda toprak işlemede problem yoktur. Toprak mütecanis değilse fazla toprak işleme zararlı olabilir. Toprağın ince zerreleri sulama ve yağış sularıyla belirli bir derinlikte toplanarak geçirmez bir tabaka teşkil etmektedirler. Her toprak işlemesinde organik madde azalması olur. Bu durum farklı strüktürlü topraklarda daha fazla olur. Meyvecilikte ve özellikle turunçgiller tarımında mümkün olduğu kadar az ve yüzeysel toprak işleme yapılmalıdır.

Toprak işleme genellikle şu anaçlarla yapılır:

1. Yabancı otları öldürmek
2. Kaymak tabakasını kırarak yağmur sularının toprağa daha iyi nüfuzunu sağlamak
3. Sulama olanaklarını hazırlamak
4. Gübrenin iyi bir şekilde dağıtımını sağlamak
5. Bahçenin tesviyesini koruma ve ekipmanların düzgün bir şekilde çalışmalarının temini.

Kökler 30-60 cm de olduğu için toprak işleme, havalanma bakımından yararlı değil.

Turunçgillerde de diğer meyve türlerinde olduğu gibi dört işleme sistemi uygulanır. Sistemlerin biri dışında diğerlerinde toprak işlenmez. Değişik yöntemlerle yabancı otlar yok edilir.

1. Kış aylarında örtü bitkili, yaz aylarında toprağı işleme (kış aylarında yeşil gübre bilhassa baklagiller ekilir ve baharda kapatılır). Organik gübreleme yeşil gübreleme. Son yıllarda yapılmamaya başlandı.

2. Toprağı hiç işlemeden ve örtü bitkisi yetiştirmeden kendi haline bırakmak. Otları herbisitlerle yok etmek.

3. Örtü bitkisi yetiştirmek ve toprağı işlememek (çayır bırakmak).

4. Organik maddelerle toprağı kaplama (Malçlama).

Birinci sistem memleketimizde fazlaca uygulanır. Örtü bitkisi sonbaharda ekilir, çimlenir, gelişir ve 1/3 oranında çiçeklenince toprağa gömülür. Örtü bitkisi ekilmezse bahçe kış boyunca otlu bırakılır, sonra sürülür. Bunlar kök sistemleriyle toprağın strüktürünü bozmaz. Yağmurlardan önce çimlendiklerinden erozyonu da önlerler. Yeşil gübreler, baklagil olduklarından toprağa azot ve organik maddece takviye ederler. Çok yağışlı bölgelerde örtü bitkisi kış aylarında yağışın bir kısmını kullanarak taban suyunun yükselmesini ve turunçgillerin fazla sudan zarar görmelerini önlerler. Yaz aylarında ise toprak her 2-3 sulamadan sonra sürülür ve çanak veya karıklar yeniden açılır. Masraflı olmasına rağmen en iyi toprak işleme sistemidir.

İkinci sistem maliyeti düşürmek bakımından faydalıdır. Tesisi müteakip hiç toprak işleme yapılmaz ve bahçede yabancı ot da yaşatılmaz, ot öldürücüleri ile yok edilir. Damla ve mini yağmurlama sulama sistemlerinde yazın ot öldürücü kullanma zorunludur. Yabancı ot ilacı kullanma ilk yıllarda oldukça masrafı gerektirir, sonraki yıllar yabancı ot ilacı masrafı azalır.

İlk yıl 8 mücadele yapılırken 2. ve 3.cü yıllar 4 ilaçlama yeterlidir. Bu sistemde toprak işlenmediğinden strüktürü de bozulmaz ve toprak sıkıştığı için erezyon da olmaz. Birçok mantari hastalık herhangi bir zedelenme olmadığından bertaraf edilmiş olur. Bahçedeki kültür işleri kolaylıkla yapılabilir (hasat, gübreleme, vs.). Bu sistem işçiliğin pahalı olduğu yerlerde çok gelişmiştir. Bu sistemde bazen sert tabaka teşekkülü olabilir ve permeabilite bozulabilir. Bunun için toprağa bazı organik maddeler verilmelidir. Yalnız ot öldürücüler pahalı ve zamanla toprak mikroorganizmaları üzerinde ne gibi bir etki yaptığı bilinmiyor. Otlanmanın fazla olduğu devrede kullanılmalıdır. Baharda 1-2 kez ot öldürücü atılması sonraki otlanmaları da önlemektedir. Sürüm ile ot öldürücüler birlikte uygulanabi¬lirler. Troyer ot öldürücülere duyarlı.

Üçüncü sistemde toprak devamlı örtü bitkilidir. Çayırdır. Çayır bırakmada toprak işleme olmadığından toprak strüktürü bozulmaz ve erozyon da yoktur. Yalnız çeşitli teknik işler güç yapılır. Su ve besin maddeleri ot ve turunçgiller arasında ortaklaşa kullanıldığından rekabet olur. Salyongoz ve tarla faresi gibi zararlılarda bu sistemde artar. Bu sistem yani çayır bırakma yağışlı yerlerde daha çok uygulanır. Avrupa'da vs. Doğu Karadeniz bölgemizde.

Dördüncü sistemde, saman, ot veya çeşitli organik artıklar bahçede toplanır. Bahçeye serilir. Bunlar zamanla çürüyerek toprağı organik maddece zenginleştirir ve su kaybını önler yani toprak nemliliğini muhafaza eder. Toprak işlemesinden istifade edilir. Kökler sathi yayılma olanağı bulur. Toprak strüktürü bozulmaz ve erozyon tehlikesi önlenmiş olur. Yalnız bu sistemde yangın tehlikesi vardır ve zararlı hayvanlar, haşereler artar. Malçlama bunlara yataklık eder.

Sulama

Turunçgiller herdem yeşil bitkilerdir. Bu nedenle su gereksinimleri fazladır. Doğu Karadeniz bölgemizin dışında turunçgilleri yazın sulamadan yetiştirmek mümkün değildir. Turunçgiller sulanmaz veya yeterli suyu alamaması halinde;

1. Genç turunçgil ağaçlarında, bunlarda henüz meyve yoktur, yaprak dökülmesi, yıllık sürgünlerde uçtan geriye doğru sürgün kurumaları meydana gelir. Susuzluk devam ederse ağaçların tamamı kurur.

2. Mahsule yatmış ağaçların yeterli suyu alamaması halinde ise önce ağaçlar üzerindeki küçük meyveler dökülür, yani Haziran dökümü şiddetli olur, meyve verimi ve kalitesi düşer. Daha sonra yaprakların dökülmesi, sürgün kurumaları meydana gelir. Susuzluğun devam etmesi halinde ağaçların kalın dalları, hatta tamamı kurur. Bu nedenle turunçgil bahçelerinin zamanında ve yeterli bir şekilde sulanmaları gerekir.

Bahçelere verilen fazla su da zararlıdır. Bilhassa mikroorganizmalar ve köklerin havasız kalması yönünden fazla su tehlikelidir. Hava azlığına bağlı olarak kök boğazı ve kök çürüklüğü hastalıkları meydana gelebilir. Ayrıca bahçelere verilen fazla su, önce toprakta aşağı iner, sonra buharlaşmak için bir kısmı yukarı çıkar. Yukarı çıkarken beraberinde toprağın alt tabakalarındaki tuzu toprak sathına çıkarır. Su buharlaşır, tuz satıhta kalır. Bu durum zamanla toprağımızın çoraklaşmasına, verimsiz hale gelmesine neden olur. Drenajın iyi olmadığı bahçelerde ve salma sulama yapılan bahçelerde fazla sulama sonucu toprağın verimsiz hale gelmesi daha çabuk olmaktadır. Bu nedenle az fakat sıkça sulamak daha iyidir.

Turunçgillerin ortalama yıllık su gereksinimleri toprak, iklim ve ağacın yaş ve fizyolojik durumuna bağlı olarak 800-1200 mm arasında değişir. Bu miktarın yarısı yağışlarla diğer yarısı yapılan sulamalarla karşılanır. Alınan mahsule göre yıllık sulama suyu miktarları yılda;

300-400 mm su ağaç başına 130 kg meyve için; 400-500 mm su ağaç başına 138 kg meyve için; 600-700 mm su ağaç başına 165 kg meyve için gereklidir.

Toprağın geçirginliği 15-20 cm/saat ise bir sulama sezonunda 6 kez sulama yapılır. Bir defada 120 mm su verilmelidir. Örneğin çanak usülü sulamada 20 günde bir sulama yapılır ve her defasında 80 mm su verilir. Akdeniz ve Ege'de bir sezonda 600-700 mm su verilmesi gerekmektedir.

Turunçgil ağaçlarının su ihtiyacı üzerinde 1). Bölgenin iklim durumu (sıcaklık, nisbi nem, rüzgâr ve yağış), 2). Toprak durumu (toprak yapısı ve toprağın su tutma kapasitesi), 3). Dikim sıklığı, 4). Ağaçların yaşı ve ara ziraatı yapılıp yapılmadığı gibi faktörlerin etkisi vardır. Ağaçların su ihtiyaçları ve suyumuzun kalitesi en kurak mevsimde tespit edilmelidir. Yine bahçemizdeki kaynakların su miktarı da en kurak mevsimde tespit edilmeli, yani keson kuyu veya artezyenlerin verdiği su miktarı yaz başında, taban suyunun yüksek, kaynak sularının bol olduğu devrede değil, suların en az olduğu devrede, Ağustos sonu Eylül başında tespit edilmelidir.

Bu açıklamalardan sonra, acaba bir hektar yani 10 dk turunçgil bahçesi için gerekli su miktarı ne kadar olmalıdır. Bu ortalama saniyede 0.5 litredir. Yani saniyede 0.5 litre su veren bir kaynak 10 dönüm turunçgil bahçesini sulamak için yeterlidir.

Turunçgil yetiştiriciliğinde sulama suyunun kalitesi çok önemlidir. Sulamada kullanılabilecek en iyi sular 1. Sınıf sulardır. Sudaki total tuz, klor, sülfat ve bor iyonu belirli miktarların üzerine çıkmamalıdır. Tuzluluk toprak ph’sını arttırır. Bu durum hem zehirleyicidir ve hem de mikro element alınmasını güçleştirir.

Turunçgil yetiştiriciliğinde her türlü sulama yöntemi kullanılabilir. Turunçgil bahçelerinin sulanmasında halen yararlanılan başlıca sulama yöntemleri:

1. Çanak veya tava yöntemi
2. Ark veya karık yöntemi
3. Yağmurlama yöntemi
4. Damla yöntemi

Çanak veya tava yöntemi sulama yeni dikilmiş turunçgil bahçelerinde ağaçlar büyüyüp sıra aralarını kapatana kadar yararlanılan bir yöntemdir. Ağaçların taç genişlikleri kadar çanaklar açılır, su bu çanaklara verilir. Ağaçlar büyüdükçe çanaklar genişletilir. Bu yöntem sulamada yalnız ağaç altları sulandığı için ot teşekkülü buralarda olur, bahçenin diğer tarafları sulanmadığından otlanmaz. Gübreler de bu çanaklara verilir. Çanak veya tava yöntemi sulamada, çanaklar açılırken önce ağaçların dibine etraftan toprak çekilir, böylece ağaçların kök boğazında köstebek yapılır. Bu şekilde yapmakla çanaklara verilen su, ağaçların kök boğazı ile doğrudan temas etmez ve kök boğazı çürüklükleri önlenmiş olur. Derin dikilmiş ağaçlarda ise çift çanak sulama yöntemi kullanılma¬lıdır. Yani önce ağacın kök boğazında aşı yerini meydana çıkaracak küçük bir çanak açılır, sonra esas çanak hazırlanarak su buraya verilir.

Turunçgil ağaçları belirli yaşa gelince su ve gıda maddelerini alan kökler artık sıra aralarındadır. Bu durumda çanak yöntemi sulama yerine, ark veya karık yöntemi dediğimiz sulama yöntemi kullanılmalıdır. Bunun için sıra aralarına 2-3 adet ark açılır, su bu arklara verilmek suretiyle turunçgil bahçeleri sulanır. Bu yöntemde her çanağı açıp kapama gibi bir sorun olmadığı için sulama işçiliği daha azdır. Bahçe otlandığında da iki kat sürüm yapılır ve ark açan pulluklarla kolayca sulama arkları yeniden açılır.

Yağmurlama yöntemi sulamada su mekanik olarak yağmur şeklinde bahçeye verilir. Bu yöntem başlangıçta fazla yatırımı gerektirmesine rağmen sulama işçiliğinin az olması nedeniyle zamanla tesis kendini amorti eder. Yukarıdan yapılan yağmurlama yöntemi sulama turunçgil yetiştiriciliğinde yazın sulama, kışında ağaçları soğuğa karşı korumak amacıyla kullanılabilir. Meyilli yerlerde, kumsal topraklarda veya bahçemizdeki sulama suyunun yeterli olmaması halinde yağmurlama sulama kullanılmaktadır. Bu yöntem sulamada sızma ve buharlaşma yoluyla su kaybı, çanak ve ark yöntemi sulamalara göre çok azdır. Turunçgiller yüksek nem ister. Nisbi nemin yüksek olduğu yerlerde meyve tutumu ve meyve kalitesi yüksek olur. Yağmurlama sulama nisbi nemi yükselttiği için turunçgil yetiştiriciliğinde tercih edilmelidir. Yağmurlama sulama ile ilaç ve gübre de verilebilir. Yalnız bazı durumlarda yağmurlama, aşağıdan yağmurlama (Mikro yağmurlama) olmalıdır. Sulama anında toprak yüzeyi ve ağaçların gövdeleri ıslanmalıdır ve yağmurlama ile toprağa yeteri kadar su verilmelidir. Yaprakları ıslatacak şekilde yukarıdan yapılan yağmurlama, yaprak zararlanmalarına neden olur. Yağmurlama sulama ile yapraklar üzerinde biriken su damlacıkları güneşli saatlerde mercek vazifesi görerek yaprakların benek benek yanmasına neden olurlar. Su kendini¬zin ise güneşin yakıcı etkisi geçtikten sonra ve gece sulama yaparak bu sakınca önlenebilir. Yine tuzlu ve kireçli sulama sularıyla yukarıdan yağmurlama yapılması halinde, suyun buharlaşması sonucu yapraklar üzerinde tuz ve kireç kalır, bu kalıntı uzun ömürlü olan turunçgil yapraklarının zamanından önce dökülmesine neden olur. Bu durumda, ağaçlar bünyelerindeki gıda maddelerini, meyve gözü teşekkülüne harcayacağı yerde, yeni yaprak teşekkülüne harcar ve sonuçta meyve verimi olumsuz yönde etkilenmiş olur. Uç kurutan hastalığı tehlikesi olan yerlerde de yağmurlama sulama yapmak sakıncalıdır. Yağmurlama sulamada elektrik ücreti de fazla olmaktadır.

Turunçgiller yetiştiriciliğinde uygulanabilecek en modern sulama yöntemi damla yöntemi veya mini yağmurlama sulamadır. Damla yöntemi sulamada su ağaçların altından geçen bir veya iki borudan taç izdüşümündeki 2 veya 4 noktaya doğrudan toprağa verilir. Her damlatıcıdan saatte 2-8 litre su akar. Bu yöntemde toprak devamlı doyma noktasında tutulabilir. Bu da meyve verimini arttırır. Ayrıca damla yöntemi sulama ile suda eriyebilir gübreler toprağa verilir. Bahçelerde otlanma suyan verildiği belirli yerlerde olduğu için herbisitlerle yokedilmeleri ucuz ve kolaydır. Bu yöntem sulamada herbisit kullanmak gerekir. Damla yöntemi sulamada su kaybı çok azdır. Başta tesis masrafı fazla olmasına rağmen damla yöntemi sulama kısa zamanda kendini amorti etmektedir.

Ülkemiz koşullarında turunçgillerin sulanmasında kullanılan yaygın sulama yöntemleri; ağaçlar genç iken çanak usulü sulamadır. Ağaçlar büyüyüp kökler sıra aralarına gelince yöntem değiştirilir, genellikle sulama ark usulü yapılır. Yalnız her geçen gün turunçgil bahçelerinin yağmurlama (mini yağmurlama) veya damla yöntemi ile sulanma¬ları artmaktadır.

Turunçgil bahçelerinin sulanmasıyla ilgili olarak yukarıda verilen bilgilerden sonra acaba turunçgil bahçelerini ne zaman sulamaya başlamalı, sulama aralıkları kaçar gün olmalı ve bahçelerin sulanmasına ne zaman son veril¬melidir. Bunun için turunçgillerde toprak-bitki-su ilişkilerinin topraktaki suyun durumunun, toprağın su tutma durumunu ve toprak yapısının bilinmesi gerekir.

Turunçgillerin kök sistemleri yüzeyseldir. Bu nedenle ağaçların yararlandığı suyun büyük bir kısmı, toprağın yaklaşık 1 m derinliğine kadar olan kesimde bulunan sudan karşılanmaktadır. Sulama yaparken bu duruma dikkat etmek gerekir. Orta yapıdaki topraklar, uygun aralık ve miktarda su verildiğinde ve iyi toprak işlemesi yapıldığı takdirde, bu durumu en iyi biçimde sağlayabilmektedir.

Topraktaki su durumu yetersiz olursa, ağaç yeterli suyu alabilmek için kök sistemini genişletir, bu da verimin azalmasına neden olur. Normal topraklarda, su miktarı-kök hacmi ve verim durumu aşağıdaki gibidir.

1. Yetersiz su - büyük kök hacmi = az verim

2. Yeterli su - orta kök hacmi = yüksek verim

3. Aşırı su - küçük kök hacmi = az verim

Görüldüğü gibi yetersiz veya aşırı su kök gelişimini ve verim üzerinde olumsuz etki yapmaktadır.

Sulama bakımından toprağın su tutma durumu önemlidir. Toprakta su üç şekilde bulunur;

1. Serbest su
2. Bitkiler tarafından alınabilen su (tarla kapasitesi)
3. Bitkiler tarafından alınamayan su (higroskopik)

Serbest su toprak tarafından 1 atmosferden daha az bir çekim kuvvetiyle tutulan sudur. Yer çekimi etkisiyle süzülerek altta bulunan taban suyuna karışır. Kök bölgesinde olduğu süre içinde bitki tarafından alınabilir. Derinlere indiğinde faydalı olmaktan çıkar. Bitkiler tarafından alınabilen su (tarla kapasitesi), toprak tarafından 1 atmosferden büyük çekimdeki su kuvvetiyle tutulan ve bitkiler tarafından alınabilen sudur. Gözenekler içinde kalır ve aşağılara süzülüp kaybolmaz. Bir miktarı toprak yüzeyinden buharlaşarak kaybolur ve geri kalanı bitkiler tarafından alınır. Bu su toprak tarafından bitki köklerinin emebileceği kuvvetten daha az kuvvetle tutulmaktadır.

Bitkiler tarafından alınamayan su (higroskopik) su, bitki kökünün emme gücünden daha büyük bir güçle toprak tarafından tutulan sudur. Bu sudan, kök bölgesinde olmasına rağmen bitkiler yararlanamazlar. Bitki köklerinin emme güçleri cins, tür ve çeşitler arasında farklılık gösterdiği için bu suyun sınırı değişiklik gösterir.

Tarla kapasitesi yarıya düştüğünde yani faydalı su, başka bir deyişle bitkiler tarafından alınabilen su miktarı yarıya düştüğünde turunçgillerde sulama zamanı gelmiştir. Bitkiler tarafından alınabilen suyun azalması ile, toprak suyunun toprağa tutunma gücü artar. Bitkiler bu durumda, su alımı güçleştiği ve yeterli su alamadıkları için, solgunluk gösterirler. Bu durum; başlangıçta geceleri ağaçlar tekrar normal durumuna döndüğü için geçicidir ve geçici solgunluk adı verilir. Ağaçlara fazla bir zararı olmaz. Hemen sulamanın yapılması gerekir. Sulama yapılmazsa, bir müddet sonra su alımı tamamen duracağı için, bitkiler bir daha canlanamazlar ve sonuç ölüme kadar gider. Buna daimi solgunluk denir. Bitkiler daimi solgunluğa girdikten sonra nekadar su verilirse verilsin canlanamazlar. Bu nedenle, sulamayı geciktirmemek ve dikkatli olmak gerekir. Geçici solgunluk uzun süreli olursa, meyve ve yaprak dökülmesi, meyve çatlaması ve diğer zararlanmalar meydana gelebilir.

Sulama zamanının geldiği, en doğru tansiyometrelerle saptanır. Aletin borusu 90 cm kadar toprak içine sokulur. Üzerindeki monometre ile topraktaki suyun, toprağa tutunma gücü ölçülür. Su miktarı azaldıkça tutunma gücü artar. Monometre ölçümü santibar cinsinden okunur. Monometre değeri ilkbaharda 30-40 santibar ve yazın 50-70 santibar olduğu zaman sulama yapmak gerekir (Tekinel ve çevik, 1976). Tansiyometreler bugün zirai ilaç bayilerinde satılır hale gelmiştir. Büyük turunçgil işletmelerinin bu aletlerden alıp bahçelerin 1-2 yerine yerleştirmeleri ve sulamayı aletin verilerine göre yapmaları en sağlıklı yoldur.

Sulamada amaç suyu tarla kapasitesinde tutmaktır. Turunçgillerde sulamaya başlama, sulama aralıkları ve sulamanın kesilmesi iklim ve toprak koşullarına, sulamanın yapıldığı zamana, sulama yöntemi ve ağaçların yaşına göre değişiklik gösterir. Farklı sulama yöntemlerinde toprağa verilen su farklıdır. Çanak ve ark usulü sulamada çok su kullanıldığı için daha uzun aralıklarla sulama yapılır. Yağmurlama ve damla sulamasında daha az su kullanılır. Bu nedenle daha sık sulama yapılması gerekir.

Ağaç büyüdükçe su gereksinimi artar. Ancak kökleri de geliştiği ve yayıldığı için daha geniş bir çevreden suyunu alır. Bu nedenle sulama aralığı daha uzun olur. Yeni dikilmiş fidanların ve genç ağaçların kökleri henüz yayılmamıştır ve faydalandığı alan dardır. Bu nedenle su gereksinimleri miktar olarak büyük ağaçlar kadar olmamasına rağmen daha sık sulanmaları gerekir.

Turunçgillerin sulanmasını toprak koşulları açısından 1) kumsal-süzek topraklarda ve 2) taban-ağır topraklarda olmak üzere iki farklı toprak tipinde incelemek gerekir.

Turunçgil bahçelerinin sulanmaya başlaması meyilli yerlerde ve süzek kumsal topraklarda erken; taban yerlerde ve suyu tutan ağır topraklarda ise geçtir. Meyilli yerlerde ve süzek kumsal topraklarda sulamaya ilkbaharın son kuvvetli yağmurlarından 15-20 gün sonra başlanır. Başlangıçta 15 günde bir su verilir. Haziran'da 10 günde bir, Temmuz ve Ağustos, çok sıcak aylarda haftada bir bahçeler sulanmalıdır. Eylül'den itibaren 10-15 güne çıkarılır, yani sulama aralıkları tekrar açılır. Sonbaharın ilk kuvvetli yağmurları ile birlikte de sulamaya son verilir. Turunçgil bahçelerinin sulanmasında çok önemli bir husus, kumsal topraklarda ilkbahar yağmurları bitince, topraktaki nem azaldığında, turunçgil bahçeleri, ağaçlar çiçekde olsa da sulanmalıdır. Yani Nisan ve Mayıs aylarında yağışlar yeterli olmadığı zaman bilhassa kumsal topraklarda bahçeler sulanmalıdır. Buna rağmen turunçgil ağaçları Haziran'da bir meyve dökümü yapar. Bu normaldir. Dökümün fazla olması anormaldir. Turunçgil yetiştiricileri zaman zaman Mayıs sonu veya Haziran başında bahçeyi suladım, ağaçlar yine meyve döktü demektedirler. Burada ağaçlar bir süre susuz kalmıştır. Turunçgil ağaçları susuz kalınca önce üzerlerindeki meyveleri dökerler çünkü yaprakların su alma kabiliyeti daha fazladır. Meyvelerden suyu çekerler. Susuz kalan bahçelerde meyve ile meyve sapı veya meyve sapı ile dal arasında ayrılma tabakası teşekkül etmiştir. Artık bu devreden sonra, siz su versenizde vermesenizde meyveler dökülecektir. Suyu önceden vermek gerekmektedir.

Taban yerlerde ve suyu tutan topraklardaki turunçgil bahçelerinin sulanması, meyilli yerlerde ve kumsal topraklardaki turunçgil bahçelerinin sulanmasından farklıdır. Taban yerlerde ve suyu tutan topraklarda sulamaya erken başlanmaz. Normal olarak Haziran başında veya topraktaki nem durumuna göre Haziran sonuna doğru sulamaya başlanır. Bahçelere normal olarak 10-20 günlük aralıklarla su verilir. Bu gibi topraklarda erken sulamaya başlama ve sık su vermek ağaçların sararmasına sebebolur.

Turunçgil bahçelerinin sulanmasının sona erdirilmesiyle ilgili olarak; sonbaharda şeftali, kayısı ve erik gibi, birçok meyve türünün üzerinde meyve yoktur ve bu meyve türleri yaprak dökerken turunçgil ağaçları yapraklıdır ve üzerlerinde büyümekte olan meyveler vardır. Sonbaharda turunçgil ağaçları yeterli suyu alamazsa üzerindeki meyveler küçük kalır. Bu devrede bahçelere verilen su turunçgil meyvelerinde % 25'e kadar varan hacim ve ağırlık artışlarına neden olur. Bu nedenle turunçgil bahçelerinde Eylül ayında iki su, Ekim ayında bir veya iki su, hatta gerekiyorsa Kasım'da da bir-iki su verilmelidir. Sonbahar sulamaları turunçgil bahçelerinden daha fazla ürün elde etmemizi sağlar. Ayrıca sonbahar sulamaları lodos (gediz) rüzgârının zararını da azaltmaktadır.

Turunçgillerde bilinen bütün sulama yöntemleri kul¬lanılabilir. Çanak, ark, yağmurlama ve damla sulama yöntem¬leri uygulanabilir. Suyun az olduğu yerlerde ve meyilli, kumsal topraklarda yağmurlama ve damla yöntemi sulama sistemlerinden biri kullanılmalıdır. Yağmurlama sulama kalıntı problemi ve güneş yanıklığına karşı aşağıdan yağmurlama, mikro yağmurlama yöntemi kullanılmalıdır. Gerek yağmurlama ve gerekse damla yöntemi sulamada tesis masrafları yüksektir. Bu sistemlerde yıllık elektrik giderleri de oldukça fazladır. Fakat sonraki işçilik masrafları az olduğu için tesis kendini amorti eder. Sulama daha ucuza yapılır.

Ülkemiz koşullarındaki yaygın sulama yöntemleri; ağaçlar genç iken çanak(tava) usulü sulama, ağaçlar büyüyüp kökler sıra aralarına gelince ark (karık) usulü sulamadır. Çanak usulü sulamada özellikle derin dikilmiş ağaçlarda çift çanak usulü sulama uygulanmalıdır. Önce ağacın kök boğazında aşı yerini meydana çıkaracak bir çanak açılır. Sonra sulama çanağı açılarak su buraya verilir. Böylece ağacın kök boğazı su ile temas etmemiş olur ve çürümeler önlenir.

Suyun az olduğu yerlerde, su kaybının daha az olduğu yerlerde damla ve mini yağmurlama sistemlerinden biri kullanılır.

Budama

Turunçgiller bir şeftali veya bağ ile kıyaslandığında fazla budamaya ihtiyaç göstermezler. Budama yönünden türler arasında fark vardır. Limon diğerlerine nazaran daha fazla budama ister. Mandarin, portakal ve altıntop daha az budamaya ihtiyaç gösterirler. Muhtelif amaçlar için turunçgillerde budama uygulanır.

1. Çöğürleri şaşırtma zamanında kazık kökü kesme ve kök-taç dengesini sağlamak için
2. Taç teşkili için
3. Mahsulü arttırma için (limonlarda)
4. Havalanma ve ışıklanma için
5. Kurumuş ve zarar görmüş dalların uzaklaştırılması için
6. Sıklaşmayı önlemek için (ara açma), ve mahsulden çıkmış ağaçları tekrar mahsuldar kılmak için.

Turunçgiller budanırken kuvvetli gelişmiş dal zayıf, zayıf gelişmiş dal ise kuvvetli budanır. Yine kuvvetli gelişmiş ağaç az, zayıf gelmiş ağaç ise kuvvetli budanır. Turunçgillerin budanmasında ve ürün vermelerinde Karbonhid¬rat/Azot dengesi, bunların ilişkisi önemlidir.

Karbonhidrat-Azot dengesi bakımından, yeni dikilmiş fidanlar, ilk yıllar vegetatif gelişme gösterirler. Bu gelişme iklim koşulları, toprak verimliliği ve uygulanan diğer kültürel işlemlere göre hızlı veya yavaş olur. Yani başlangıçta denge azot lehinde bozuktur. Bunun sonucu fidanlar vegetatif gelişir, sürgün ve yaprak oluştururlar, meyve yapmazlar. Fidanlar gelişip yeprak yüzeyleri arttıkça, yapraklarda üretilen ve bünyede depolanan asimilatlar, yani karbonhidratlar da artar. Ağaçların fizyolojik yapısı dengeye gelmeye başlar. Böylece ağaçlar vegetatif gelişmeden generatif gelişmeye, yani meyve vermeye başlarlar. Genç ve henüz verime yatmamış ağaçlardaki gereksiz kesimler yaprak uzaklaştırmaları, karbonhidrat üretimini azaltacağından meyve vermeye başlamayı geciktirir. Genç ağaçların sık ve sert budanması meyveye başlama ve meyve verimini aksatır.

Turunçgillerde budama bakımından bilinmesi gereken bir nokta da şudur. Yaprağını döken meyve türlerinde, yapraklarda üretilen karbonhidratların çoğunluğu yaz aylarında taşınarak gövde ve köklerde depolanır. Turunçgillerde ise çok miktarda karbonhidrat kök ve gövde de depolanmamaktadır. Karbonhidrat¬ların fazlası yaprak ve daha ziyade dallarda depolanmaktadır. En yüksek karbonhidrat miktarına da Şubat-Mart aylarında ulaşırlar. Bu nedenle yaprağını döken meyve türlerinde dinlenme devresinde yapılan budama fazla miktarda depolanmış besin kaybına neden olmazken, budama turunçgillerde önemli besin kaybına neden olur. Bu da mahsulü olumsuz yönde etkiler. Bu nedenle turunçgillerin budanmasında fazla ve gereksiz kesim yapılmamalıdır.

Turunçgillere 3 çeşit budama uygulanır:

1. Şekil budaması
2. Mahsul budaması
3. Gençleştirme budaması.

Şekil Budaması

Bu fidanlarda ve genç ağaçlarda yapılan budamadır. Budama ile iyi, dengeli bir şekil, taç teşkil edilmelidir. Turunçgillere daha ziyade goble ve serbest şekiller verilir. Sağlam bir çatı teşkili önemlidir. Ana dallar gövde üzerinde farklı istikamette ve aralarında 10-15 cm mesafe olacak şekilde seçilir. Turunçgillerde dengeli bir dağılışı mümkün kılacak dallandırma önemlidir. Aşağıdan taçlandırma (40-80 cm den) yapılmalıdır. Üç yapraklı üzerinde 40-60 turunçda 70-80 cm. Şekil budamasında gövde ve dallar çıplak bırakılmamalıdır. Gövdeden çıkan sürgünler dipten alınmamalı, uçları alınmalıdır. Gövdeleri ve ana dallar güneşe hassastır. Çıplak olanlarda gövdeyi yazın güneşten, kışın soğuktan korumak için gövdeler sarılmalı veya badana edilmelidir. Genç fidanlarda fazla dal kesilmemeli, ana dallara rakip olarak büyüyenlerin uçları alınmalı veya eğilmelidir. Bu işlemler yazında yapılabilir.

Mahsul Budaması

Genç ve verimli ağaçlarda olmak üzere iki kısımda incelenir. Turunçgillerde yaprak azaltması iyi sonuç vermez Bu nedenle limon hariç turunçgiller fazla kesim istemezler. Genç ağaçlarda kuru ve sık dallar alınır. Bazı dallar eğilir veya uçları alınır, gerekli olmadıkça, dipten çıkarılmazlar. Vegetatif gelişmeyi frenleme açısından dik büyüyen dallar eğilerek meyveye yatırılır.

Mahsule yatmış ağaçlarda da kuru, yaralı ve sık dallar kesilir. Türlerden verimli portakal ve altıntoplarda sık ve kuru dallar alınarak havalanma ve ışıklanma sağlanır. Dallar ne çok sık, ne de çok seyrek olmamalıdır. Budanmış ağaçlara uzaktan bakıldığında içlerinde alaca gölge olacak bir seyreklik olmalıdır. Sık dallı ağaçlar iç kısımlarında meyve yapmaz ve dal kurumaları fazla olur.

Fazla budanmış ağaçlarda ise doğrudan gelen güneş gövde ve ana dallarda zararlanmalara neden olabilir. Limonda tepe gözü hakimiyeti vardır. Tepeler alınarak alttaki gözlerin uyanması yani yan dalların teşekkülü sağlanır. Yine verim çağındaki limonlar dağınık bir şekil alabilir. Budama ile taç toparlanır. Uç kurutan tehlikesinin bulunması halinde limonlar yağışlı havalarda budanmaz, sıcakta Temmuz, Ağustos veya Eylül'de budanır.

Mandarinlerde mahsul budaması çeşitler arasında farklıdır. Yerli ve klemantin mandarini çalılaşma ve periyodisite gösterir, bunun için budama biraz daha sert yapılır. Satsumada ise budama daha hafiftir. Normal mahsuldar ağaçlarda kuru ve sık dallar alınır. Dal seyreltmesi budaması yapılır. Zayıf dallar geriye doğru izlenerek kuvvetli gelişmiş olan bir sürgünün önünden kesilerek uzaklaştırılır. Bölgemizde ağaçlarda ortadaki bir kalın dalı keserek göbek açma dedikleri hatalı bir budama uyulamaktadırlar. Kalın dal çıkarılan yerden fazla miktarda sürgün meydana gelmekte ağaçlar çalılaşmaktadır. Kuru, zayıf ve sık dalların alınması, şeklindeki budama satsuma için en uygun olanıdır. Ayrıca satsuma ağaçlarında meydana gelen sürgünler limanlarda olduğu gibi çok kısa olarak kesilmektedir. Bu hatalıdır. Sürgünün 30-40 cm den sonrası kesilmelidir. Sürgün kısaltması yazın da yapılabilir. Turunçgil ağaçlarında boylanmayı önlemek için yukarıya giden dallar bir yan dalın üzerinden kesilmelidir. Mahsuldar ağaçlarda alt taraftaki meyveler hastalıktan özellikle fitoptoradan çürüyor ise veya nem fazlalığında veyahut don tehlikesinde, soğuk hava oturması şeklindeki don tehlikesinde, taç yüksekliği ve etek dalları daha yüksek tutularak hastalık, nem ve donun zararlı etkileri azaltılabilir.

Gençleştirme Budaması

Mahsuldar ağaçlarda verim azalmaya başlayınca mahsul budaması şiddetlendirilir. Daha kalınca dallar kesilir. Yine portakal, satsuma ve altıntoplarda 20 yaşına doğru bahçede sıkışıklık başlar, yan yana olan iki ağacın dalları birbirine girmeye başlar, sert kesimle iki ağacın arası açılır. Bunun için gençleştirme budamasının biraz daha sert şekli iskeletleştirme budaması uygulanır. Yani ağaçta bulunan 4 cm çapında küçük bütün dallar kesilir. Böylece ağaçlar kesimden önceki kış kuvvetlice gübrelenirler. Kesim sonrası ağaçtaki meyve verimi düşer. İki yıl sonra yine normal seviyeye çıkar. Meyve büyüklüğünün küçülmesi halinde de iskeletleştirmeye başvurulur. İskeletleştirme soğuklar geçtikten sonra yapılmalıdır. Turunçgillerde uygulanan çitleme, budama, yan dalların ve tepenin makine ile kesilmesi halidir. Süratli ve ucuzdur. Budamada makas, testere, merdiven ve motorlu kesiciler kullanılabilir.

Budama Zamanı

Budama, hasattan sonra ve soğuk periyod geçtikten sonra yapılmalıdır. Budama, hasat esnasında kırılan ve zedelenen dalların belirgin bir şekilde ortaya çıkmalarını sağlamak için hasattan belirli bir süre geçtikten sonra yapılmalıdır. Ayrıca budama soğuk devre geçtikten sonra yapılmalıdır. Budama ağaçlar dinlenme devresinde iken Şubat ve Mart aylarında yapılabilir. Aslında turunçgiller çiçeklenme zamanı dışında her zaman budanabilirler. Uç kurutanın yayılmasını önlemek için limonlar yazın budanmalıdır. Uç kurutan martarı hava sıcaklığı 28 °C nin üzerine çıktığında faaliyet gösterememektedir.

Genç turunçgil ağaçlarındaki budamanın bir kısmı, şekil verme budaması yazında devam eder. Yaz budaması, kış budamasını kolaylaştırır, daha az dal kesimini sağlar.

Budama esnasında turunçgillerde büyük yara açılmamalı¬dır. Turunçgiller büyük yara yerlerini kapatamazlar. Bu gibi yerlerin suni olarak kapatılmaları gerekir. Soğuktan zarar görmüş turunçgil ağaçları sürgün faaliyeti başladıktan ve sürgünler biraz büyüdükten sonra yani yaza doğru budanmalıdırlar.
Budama, turunçgil yetiştiriciliğinde üzerinde en çok durulması ve titizlikle yapılması gereken önemli bir kültürel işlemdir. Yeterli verim ve kaliteye ulaşılmasında büyük önem taşımasının yanında, özellikle çevre dostu iyi tarım uygulamalarında hastalık ve zararlıların kontrolünde ve bahçenin ekonomik ömrünün uzatılmasında önemli bir role sahiptir. Genel olarak turunçgillerin budanma sebepleri şu şekilde özetlenebilir:
• Dikim zamanında kök-taç dengesinin sağlanması
• Taç şeklinin verilmesi
• Taç şeklinin korunması
• Verimin ve kalitenin artırılması
• Taç içinde havalanmanın sağlanması ve nem durumunun ayarlanması
• Işıklanmanın artırılması
• Kurumuş ve zarar görmüş dalların uzaklaştırılması
• Don zararının giderilmesi
Meyve ağaçlarının farklı gelişme dönemlerinde farklı budama yöntemleri uygulanmaktadır. Gençlik kısırlığı döneminde fidan dikimi ve hemen sonrasında şekil budaması, tam verim döneminde, ürün budaması ve aşırı verim döneminde ise, gençleştirme budaması uygulanmaktadır. Bunlara ek olarak, ağaçların yenilenmesi amacı ile de budamadan yararlanılmaktadır.
Yapılan bu budama uygulamaları içinde şekil budaması özel bir önem taşımaktadır. Çünkü uygun terbiye sisteminin uygulanması esnasında yapılacak hatalı bir uygulamanın telafisi çoğu zaman çok güç olmaktadır. Şekil budaması esnasında amaç, ağaçlara hayatları boyunca kullanacakları en uygun temel terbiye şeklini vermektir. Fidanlara uygulanacak terbiye sistemi, anaç ve çeşit özelliklerine ve çevre koşullarına göre belirlenmektedir. Şekil 5 de turunçgillerde yapılan şekil budaması verilmiştir.
Turunçgil yetiştiriciliğinde üzerinde titizlikle durulması gereken en önemli budama şekil budamasıdır. Şekil budamasından sonra gençlik kısırlığı dönemi boyunca sadece sıklık yapan, dikine büyüyen dallar çıkarılır. Bu aşamada çok fazla kesimden kaçınmak gereklidir. Gençlik kısırlığı dönemi sonrasında da ürün budaması döneminde tepe gözü hakimiyetinin kuvvetli olduğu limonlar haricinde sert budamadan her zaman kaçınılmalıdır. Tam verim dönemindeki turunçgil ağaçlarının budaması her yıl düzenli yapıldığı sürece sert kesim hiçbir zaman gerekmez. Bu dönemdeki budama zarar görmüş dalların ve sıklık yapan dalların çıkarılması şeklinde devam eder. Limonlar diğer türlere oranla daha sert budamaya gereksinim duyarlar.
Turunçgillerde budama sonucunda, ağaçların şekli ve tacın meyve alınan 90 cm derinlikteki dış çeperi arasındaki oran düzenlenmekte, Karbonhidrat içeriği değişmekte ve taç ve kök oranı değişmektedir. Bu sebeple, diğer bir çok meyve ağacına oranla daha sade ve basit bir budama istekleri olmasına rağmen turunçgillerde budamanın verim ve kalite üzerine çok büyük etkileri vardır.
Dondan zarar gören ağaçlarda kesinlikle hemen budama yapılmamalı, yeni sürgün gelişimi beklenmeli ve zarar gören kısımlar net biçimde saptandıktan sonra zararlanmaların başladığı noktanın 10 cm kadar altından bu dallar çıkarılmalıdır.
Yaşlı ve verimden düşmüş ağaçların yenilenmesi amacı ile de gençleştirme budaması yapılabilmektedir. Turunçgil ağaçları aşı yerinin üzerinden kesilerek dahi gençleştirilebilirler ama başarı şansı düşük olmaktadır. Gençleştirmede en çok başvurulan yol ağaçların önce bir tarafının yenilenmesi, daha sonra ise diğer kısmın yenilenmesi şeklinde yapılan uygulamadır (Şekil 6). Bu uygulama ile yetersiz de olsa ürün almaya devam edilebilmektedir.
Çok yaşlı veya çok fazla zarar görmüş ağaçların yenilenmesinde ise yeniden aşılama yoluna gidilmesi daha akılcıdır. Ancak turunçgil ağaçlarının zeytinde olduğu gibi yenilenmesi hem ekonomik anlamda akılcı bir yol değildir hem de oldukça güçtür. Bu sebeple ekonomik ömrünü tamamlamış bahçelerin daha modern şekilde yeniden kurulması önerilmektedir. Sadece çok değerli ağaçların elden çıkmalarının önlenmesi için sürekli yenileme yoluna gidilmektedir.

Budama uygulamalarında dikkat edilmesi gereken önemli noktalar şunlardır:

• Her budama yada dal kesme sonucunda aletler mutlaka dezenfekte edilmeli, kesilen yerler macunla kapatılmalıdır
• Budama işleminde sadece kaliteli makas, testere ya da motorlu testere kullanılmalıdır
• Kesimlerde mümkün olduğunca az yara yeri açılmalıdır
• Budama kesinlikle balta ve benzeri aletlerle yapılmamalıdır. Bu aletlerin ağaç üzerinde çok büyük yaralar açılmasına sebep oldukları unutulmamalıdır
• Budama artıkları en kısa sürede bahçe dışına alınıp yakılmalıdır
• Budama işi her yıl düzenli olarak yapılmalıdır. Uzun yıllar budanmayan ya da hatalı budanan meyve ağaçları kısa sürede ekonomik değerlerini yitirmekte, ağaçların verim açısından düzene girmesi uzun sürmektedir.
• Her türlü budama işinde ağacın terbiye sistemi ve taç şeklinin bozulmamasına dikkat edilmelidir.
• Kesimler mutlaka bir göz üzerinde yaklaşık 45 derecelik bir eğimle yapılmalı, budak bırakılmamalıdır.
• Özellikle kalın dal kesimleri çok dipten yapılmamalı, kalın dal kesiminden önce dal altından kesim yapılarak yük alma işlemi yapılmalıdır.
• Sıyırma budama yapılmamalıdır. Çoğu meyve ağacında dalların tamamen çıplak kalması güneş yanıklıklarına sebep olabilmektedir.
• Hasadın bitmesinin hemen ardından kırılan ve kabuğu soyulan dalların tamiri gerekmektedir. Bunun için, kırılan dalların sıfır noktasından kesilerek çıkartılması ve macunlanması gerekir.
• Dondan kaynaklanan zarar görmüş dalların çıkarılmasında çok dikkatli olunmalı, tam zararlanma ortaya çıkıncaya kadar beklenmelidir. Kesim, zarar görmüş bölgenin 10 cm altından yapılmalıdır.
• Hastalıktan zarar görmüş dallar da aynı şekilde çıkarılmalı, yara yerleri temizlenip, kesilen dallar mutlaka bahçe dışında yakılmalıdır.

Gübreleme

Turunçgil ağaçlarından yeterli ve kaliteli ürün elde etmek için, diğer bakım işleri yanında, eksik besin maddelerinin uygun bir gübreleme ile yeniden bitkiye verilmesi gerekir. Dengeli bir gübreleme 1) meyve miktar ve kalitesini arttıracağı gibi, ağaçların 2) hastalık ve zararlılara ve donlara dayanıklılığını da arttıracaktır. Turunçgiller için iyi bir gübreleme çok önemlidir. çünkü turunçgillerin topraktaki besin maddelerinin eksiklik veya fazlalığına duyarlılığı fazladır.

Turunçgil gübrelemesinde ticaret gübresi ile gübreleme yanında çiftlik gübresi ve yeşil gübre ile gübrelemeye de önem verilmelidir. çiftlik gübresi toprağı makro ve mikro besin maddelerince zenginleştirdiği gibi asidik ortam sağlayarak bitki besin maddelerinin alınmasını kolaylaştırır. Toprağın yapısını düzeltir. Bu nedenle her yıl olmasa da 2-3 yılda bir dönüme 3-4 ton yanmış çiftlik gübresi verilmelidir. çiftlik gübresi hafif topraklarda ve fazla yağış alan bölgelerce kış sonu ilkbahar başında, ağır topraklarda ve az yağış alan bölgelerde ise sonbaharda verilir. Turunçgiller, besin maddeleri içerisinde topraktan en fazla azot ve potasyum kaldırmaktadır. Fosfor ise bunlara oranla daha az miktarda alınmaktadır.

Turunçgil gübrelemesinde toprak analizleri yanında, yaprak analizleri ve ağaçların gelişme durumları, ağaçların durumları da önemlidir. Verilecek gübre miktarları toprak analizleri, yaprak analizleri ile ağaçların durumuna göre tayin edilmelidir. (Seferihisar'da mimarın bahçesindeki durum. Toprakta demir var, ağaçlarda demir noksan).

Turunçgillerin ihtiyacı olan makro ve mikro elementler;

Makro elementler: N, P, K, Ca, Mg, S

Mikro elementler : Cu, Zn, Mn, B, Fe ve Mo'dir.

Azot (N):

Azot noksanlığı veya fazlalığı kolayca anlaşılır. Azot noksanlığında tüm ağaçta sararma olur, gelişme yavaşlar, yaprak rengi açılır, sarımsı yeşile döner. Sürgün oluşumu azalır, yıllık sürgünler uçtan itibaren kururlar. Meyve verimi düşer, meyveler küçülür. Meyve tat, renk ve şeklinde değişme olmaz. Meyve kabuğu incelir. Azot noksanlığını demir noksanlığı ile karıştırmamak gerekir. Demir noksanlığında aya sarı fakat damarlar yeşildir. Azot noksanlığında aya ve damarlar da sarıdır. Azot noksanlığını Magnezyum noksanlığı ile de karıştırmamalıdır. Magnezyum noksanlığında sararma yaşlı yapraklarda olur, genç yapraklarda olmaz. Azot da tüm yapraklar sararır.

Azot fazlalığında gelişme fazladır. Yaprak renkleri koyu yeşildir. Meyveler kaba yapılı ve kalın kabuklu olurlar. Kurumadde-Asit oranı düşer yani asit yükselir, meyve kalitesi düşer. Bitki dokuları gevşek yapılı bir durum alır. Buna bağlı olarak bitkilerin soğuk, hastalık ve zararlılara dayanımı azalır. Azot fazlalığında meyvelerin olgunlaşması gecikir ve muhafaza güçleri azalır.

Azot ihtiyacını karşılamak kolaydır. Genç ağaçlarda dikimden sonra yaş başına her yıl 100 g saf N verilir. Bu işlem dönüme 20 kg oluncaya kadar devam eder. Azot verimi birkaç devrede yapılmalıdır. Akdeniz Bölgesinde 3. Ege Bölgesinde 2 devrede N verilir. Burada önemli olan sürgünle¬rin kışa pişkin girmesidir. Azot verimine geç vakte kadar devam edilmez. Ege Bölgesinde örneğin satsuma gübrelemesinde verilecek miktarın 2/3'ü kışın, Şubat ayında, geri kalanı da 1/3'ü yazın Haziran meyve dökümünden sonra verilir. Kışın azot erken verilirse henüz kök faaliyeti olmadığı için verilen azotun bir kısmı yıkanır veya kök seviyesinin altına iner. Azotun geri kalanı Haziran dökümünden önce verilirse meyve dökümü fazla olabilir. Azot geç vakte kadar verilmeye devam ederse, örneğin Ağustos'da verilirse sürgün faaliyeti geç vakte kadar devam eder, dolayısıyla sürgünler pişkinleşmeden kışa girerler ve soğuklardan zarar görürler. Akdeniz Bölgesinde soğuk tehlikesi daha az olduğu için Azot 3 devrede verilebilir. Şubat'ta, verilecek miktarın 2/4'ü, Haziran meyve dökümünden sonra 1/4'ü ve Ağustos'da da 1/4'ü verilir.

Yaşlı ağaçlarda; 100 kg portakal meyvesi topraktan 450 g N, 100 kg altıntop ise 350 g N kaldırır. Bunun telafi edilmesi gerekir. Verime yatmış bahçelerde dönüme 20-25 kg N verilir. Ağaçların gelişme durumuna göre N arttırılabilir. Sık dikimde N miktarı daha fazladır. Verime yatmış bahçelerde N 2 defada verilir. Azotun % 60'ı Şubat sonunda, geri kalanı da Haziran başında, Ege'de Haziran sonunda meyve dökümünden sonra verilmelidir. Turunçgillerde daha ziyade amonyum sülfat (NH4)2 SO4 kullanılır. Kolay yıkanmaz, asit karakterli ve nitrifikasyona kolay uğrar. Dönüme 1-1.5 ton çiftlik gübresi N'ın takviye bakımından her yıl tavsiye edilebilir.

Fosfor (P):

100 kg meyve veren ağaca 225 g P2O5 gereklidir. Noksanlığından yapraklar küçülür, meyvede yapı kabalaşır ve kabuk kalınlaşır. En tipik arazi meyve ekseninin açılmasıdır. Yapraklarda da muntazam olmayan nekrotik lekeler oluşur. P noksanlığında asit miktarı kuru maddeye nazaran artar, meyve ekşidir. Meyveler olgunlaşmadan dökülür. Kireçli topraklarda P noksanlığını gidermek zordur. Derine vermek gerekir. Bu tip topraklarda P noksanlığı en iyi olarak yeşil gübrelerle giderilir. Yeşil gübreler topraktaki elementleri karıştırmak¬tadır. Asit ve kumsal topraklarda P tatbikatından iyi sonuç alınır. çiftlik gübresi ile beraber P tatbik edilirse iyi sonuç alınabilir. Fazla P, Zn noksanlığını arttırır. Devamlı kompoze gübre kullanma sonucu P fazlalığı ve Zn noksanlığı görülmesi.

Potas (K):

Azotla aynı durumdadır. 100 kg meyve portakalda 450 g, altıntopta 350 g K kaldırır. Noksanlığında yapı sağlam olmaz, yapraklar küçülür, yeni sürgünler zayıflar, meyve çok küçülür. Fakat meyve kalitesi çok yükselir, kabuk incelir ve parlak bir durum alır. Renkleri daha iyidir. Ama verim önemli derecede düşmektedir. K noksanlığında meyve dökümü de görülür. K fazlalığında meyveler kaba ve kalın kabukludur. Bilhassa asit topraklarda bu durum görülür. K fazlalığında renklenme iyi olmaz ve asit oranı da çok artar. K nok¬sanlığında K'li gübreler kullanılmakla iyi sonuç alınır. Orta ve hafif topraklarda tatbiki kolaydır. K kalite üzerine ve muhafaza süresine etkilidir. Genellikle potasyum noksanlığın¬da, demir klorozu da görülür.

Magnezyum (Mg):

Kumlu-tınlı ve kalkerli topraklarda, yıkanan asit topraklarda ve K fazlalığında Mg noksanlığı görülür. Mg noksanlığında yaprağın orta damarı sapa doğru yeşil kalır, diğer kısımlar sararır. Sararma yaşlı yapraklarda demirden farklı görülür. Sararma verime etkilidir, döküm olur. Noksanlık ilerleyince yapraklarda da dökülme başlar. Meyveli dallarda ve çekirdekli çeşitlerde Mg noksanlığı fazla görülür. Fazla miktarda K ve amonyumlu gübre verilmesi Mg noksanlığını arttırır. Noksanlığı dolomit ile giderilir. Dekara 500 kg; araz azaldıkça 2-3 senede 60-100 kg dekara dolomit verilir.

Çinko (Zn):

Zn noksanlığında damarlar etrafında kloroz, rozetleşme ve internotlar kısalır. Genç sürgünlerin tepeden aşağı kuruduğu görülür, verim düşer. Zn noksanlığı kumlu ve kuru topraklarda görülür. Burada yıkanma söz konusudur. Ayrıca fazla N ve P; Zn noksanlığını doğurur. Devamlı kompoze gübre kullanma gibi. Zn, SO4'li preparatlar püskürtülerek noksanlık giderilir. 100 l suya 250-500 g ZnSO4+üre+yapıştırıcı atılması. Süzek kumsal topraklarda yıkandığı için Zn noksanlığı görülür. Yine fazla P kullanılmış topraklarda da Zn noksanlığı görülür.

Mangan (Mn):

Noksanlığında orta damar etrafında yeşil bir şerit, aralar sarıdır. Verim ve kaliteye fazla etkisi yoktur.

Bakır (Cu):

Noksanlığında meyvelerde kahverengi-kırmızı arası lekeler görülür. Kabuk içinde de yer yer zamk meydana gelir, meyve dökümü olur. Meyvede asit ve usare miktarı azalır. Tedavisi bordo bulamacı püskürtmeden ibarettir.

Demir (Fe):

Noksanlığında yaprak damarları yeşil kalır ve yaprağın diğer tarafları sararır. Ağaçlardaki meyve sayısı azalır, meyveler küçük, sert ve açık renkli olur. 1) pH'ları yüksek, Kalsiyumca zengin topraklarda demir erimez hale gelir ve noksanlık görülür. 2) Ayrıca drenajın iyi olmaması (taban suyu görülen yerlerde Fe alımı çok azalır). 3) Fazla sulama suyu. 4) Tuzluluk ve 5) Düşük toprak sıcaklığı gibi kök gelişmesi üzerine olumsuz etki yapan faktörler demir noksanlığına neden olurlar. Demirli preparatlar ve münavebeli sulama ile noksanlığı giderilir. Karaboya (Yapraktan) (demir sülfat-sequestrene) (Demir Kleyt topraktan).

Bor (B):

Borun noksanlığı ve fazlalığı bahis konusudur. Noksanlı¬ğında şiddetli meyve dökümü görülür. Meyve şekli bozulur. Meyve kabuğu yarılır ve çatlar, zamk teşekkül eder. Fazlalı¬ğında yapraklarda yer yer klorotik lekeler ve kahverengi yanıklar (uç kısımlarda) görülür. Yaprakların alt kısımlarında zamk teşekkül eder. Yıllık sürgünler uçtan geriye doğru kurur. Gelişme üzerine etkilidir Boraks).

Çiftlik gübresi:

Her sene olmasa bile 2 yılda 2-3 ton verilmelidir. Kompoze gübrelerde kullanılır.

Yeşil gübre:

Tatbikatta önemlidir. Kış aylarında ekilip 1/3 çiçeklerince kapatılan bakliye tercih edilir. Faydaları:

1. Ekimden başka zahmeti yoktur.

2. Erozyonu önler.

3. Toprağa azot verir.

4. Topraktaki organik madde miktarı artar ve su geçirmez tabaka teşkilini önler.

5. Yeşil gübre ile P ve K belirli derinliğe indirilebilir.

Fiğ ile yulaf kombinasyonu turunçgil için ideal yeşil gübredir. Dekara 7-8 kg fig ve 1-1.5 kg yulaf karıştırılır ve ekilir. 1/3 çiçeklenme olduğunda ilkbaharda yeşil gübre toprağa kapatılır.

Haftanın Videosu

önceki videoları izlemek için lütfen sol üst köşedeki oynatma listesi ikonuna tıklayınız...