Turunçgillerde Botanik Yapı

Kök

Turunçgiller genellikle kazık köklüdür. Bilhassa tavadaki çöğürler kazık köklüdür. Fakat muayyen bir zaman sonra yan kökler kazık kökü elemine eder. Köklerin derinliği türlere ve toprak tipine göre değişir. Daha ziyade 0-120 cm, en fazla 0-60 cm arasında bulunurlar. Toprak işleme buna göre ayarlanmalıdır. Kullanılan anaçlar bu bakımdan önemlidir. Turunç, üç yapraklıya göre daha derin köklüdür. Bazı araştırıcılar sürgün gelişmesinin kök gelişmesini frenlediğini bildirmektedirler. Buna göre kök aktivitesi sürgün devresini takiben başlamaktadır. Turunçgil köklerinin O2 ihtiyaçları fazladır. Bu nedenle derin dikimden kaçınılmalı¬dır. Turunçgiller süzek ve zengin toprak ister. Dikimde ana kökler görülebilir, yani çok yüzlek dikilebilirler. 4°c'den itibaren köklerde gelişme başlamaktadır. Optimum gelişme 25-26°c'dir. 37-38°c'de de büyüme durur.



Gövde

Turunçgiller büyüklük ve şekil olarak farklı taca sahiptirler. Gövde genellikle tektir. Bilhassa ticari turunçgil bahçelerinde ağaçlar tek gövdeli terbiye edilirler. Satsuma aşağıdan itibaren dallanır, tek gövdeli değildir. Dal durumları tür ve çeşitlere göre farklılık gösterebilir. Sık dallananlar yanında seyrek dallananlar da vardır.

Dallar

Turunçgillerde genç dallar köşelidir. Gözlerin bulunduğu kısımlarda köşelilik daha fazladır. Zamanla auxin kesafeti dengeye gelir ve dallar yuvarlaklaşır. Eskiden gelişmesini tamamlamış, yani yuvarlaklaşmış dallar aşı kalemi olarak kullanılırdı. Şimdi köşeli dallardaki gözlerden de aşı yapmak mümkündür. Köşeli dallardan aşı gözü odunlu alınmalıdır (Kemikli aşı). Subtropik koşullarda bilhassa portakallarda yaz ve sonbahar gelişmesi, ilkbahar gelişmesinden farklıdır. İlkbaharda gıdanın bir kısmı çiçeklere gider. Bu nedenle ilkbahar sürgünlerinde yapraklar küçüktür. Yaz ve sonbahar sürgünleri çiçeksizdirler. Geniş yaprak oluştururlar. Turunçgillerde dallar üzerinde yapraklar, gözler, dikenler, çiçekler ve meyveler meydana gelir.

Yapraklar

Turunçgiller herdem yeşildir. Üç yapraklı hariç. Aslında üç yapraklı da sıcakta yaprağını dökmez. Turunçgillerde yeni teşekkül eden yaprakların renkleri açık yeşil olup, kısa bir zaman sonra bu renk koyu yeşile döner ve yaprağın dökülmesinden az bir zaman evveline kadar da aynı koyuluğu muhafaza eder. Limon ve ağaç kavununda önce mor sonra açık yeşil ve yeşildir. Yaprak kenarları bazen tam ve bazen de dişlidir. Turunçgil yaprakları genellikle birleşik yapraktır. Bazı türlerde ikinci yaprak olarak kanatçık bulunur. Dumura uğrama kanatta görülür. Grapefruit, şadok ve turunç yaprak¬ları büyük kanatlı, bazı portakallar daha küçük kanatlı, limonlar ise hemen hemen kanatsız gibidir. Yaprak divergensi 3/8 dir. Yaprakların ömrü türlere göre değişmekle beraber iki yıldan fazladır. Bununla beraber ağaç üzerindeki yaprakların ekseriyetinin l7 aylık döküldüğünü, 24 ayda hemen tamamının döküldüğünü bildirilmektedir. Turunçgillerde, örneğin portakallarda yapraklar yıl boyunca dökülmekte, en fazla yaprak dökülmesi ise ilkbahar çiçeklenme periyodu esnasında olmaktadır. Normal olarak yaprak dökümü, yaprak sapının dala birleştiği yerden olur. Yaprak dökümünün ayanın sapa birleştiği yerden olması normal değildir. Bunun nedenleri fizyolojik etmenler bilhassa su düzeninin bozuk olması; iklim olayları özellikle sert rüzgarlar, ılık rüzgarlar (Lodos-Geğiz) ve buna bağlı olarak düşük nisbi nemdir. Bitki bu şekilde yapraklarının bir kısmını atmakla su düzenini sağlayabilmektedir. Bu durum daha çok sonbaharda görülür, ilkbahar pek görülmez. Ayrıca yüksek sıcaklık, ekstrem toprak nemi, mineral beslenme problemleri, nematod ve mantarlarda kökün fazla zararlanması, böcek ve diğer zararlılar ve yapraklara püskürtülen bazı maddelerin hatalı kullanılmaları da anormal yaprak dökülmelerine neden olabilirler. Turunçgil yapraklarının alt yüzünde ve genç yapraklarda stoma daha fazladır. Genç yapraklarda stomaların çevre faktörlerine tepkisi daha çabuktur. Daha çabuk açılıp kapanırlar. Bu nedenle nem düşüklüğü ve rüzgarlar nedeniyle yaprak dökülmesi sonbaharda daha fazladır. Yapraklar yaşlandığı için stoma açılıp kapanması yavaş olur. Yapraklar daha fazla dökülür. İlkbaharda ise yapraklar genç ve stomalar çabuk reaksiyon gösterir. Bu nedenle ilkbaharda anonrmal yaprak dökülmesi de fazla olmaz.

Yapraktaki kuru madde miktarı yaşa göre önemli farklılık gösterir. Genç yapraklarda kuru madde % 30, yaşlı yapraklarda kuru madde % 45. Kuru madde içindeki kül miktarı ise % l2-l5' dir. Kül içindeki Ca miktarı genç yapraklarda düşük % 20, yaşlandıkça artar % 30. P ve K miktarı ise genç yapraklarda fazla, p=% l4, K=%20, yaşlı yapraklarda düşüktür. (p % l.49 K % l.88) demir ise % 0.24-0.07'dir. Yaprak analizleri için yaprakların mutlaka standardize edilmesi gerekir. Analiz için yıllık sürgünlerin ortasındaki yapraklar alınır.

Turunçgillerin hemen tümü yaprak, çiçek ve meyvelerinde epidermis altında esans bezleri taşır. Yaprağın noktalı görülmesinin nedeni bu bezlerdir. Esans, hidrokarbonlardan oluşur. Terpen ve sesquiterpen en önemlidir. Limonene terpen portakal ve limon esansında daha fazla bulunur. Esansın karakteristik maddesi citral'dir. Limon yaprakları esansı,¬portakal yaprakları esansına göre citral'ce birkaç misli daha zengindir.

Gözler (Tomurcuklar)

Gözler; tepe gözü, yan göz ve uyur (gizli-latent) gözler olarak ayrıldığı gibi özellikle yan gözler veya başka bir deyişle tomurcuklar:

1. Yaprak tomurcuğu (gözleri). Bunlar yaprak ve sürgün oluşturullar.

2. Yaprak ağırlıklı çiçek tomurcuğu (gözleri). Bu gözler açıldığında fazla yaprak daha az çiçek meydana getirirler.

3. Sürgün ve çiçek tomurcuğu. Bu gözler fazla çiçek, az sürgün oluştururlar.

4. Çiçek tomurcuğu (gözleri). Açıldıklarında çiçek meydana getirirler.

Turunçgil gözlerinde koruyucu pulcuklar yoktur. Gözler çıplaktır. Her gözde ister gelişsin ister gelişmesin bir diken taslağı bulunur. Bu taslak bazen gözün bir tarafında, bazen de iki tarafında yer alır. Diken taslağının gelişmesi türler arasında farklılık gösterir. Dumura uğrar veya iyi gelişir. Büyüme ile dikenlilik arasında ilgi vardır. Hızlı büyüme diken gelişmesini teşvik eder. Bu nedenle dikensiz çeşitlerin obur dalları ve genç sürgünleri üzerinde diken olabilir.

Turunçgillerde tepe gözünün gelişmesi devamlıdır. Yani tepe gözü hakimiyeti vardır. Örneğin limonlarda böyledir. Tepe gözü kesildiğinde yan gözler uyartılır. Bunlarda yan dal yani meyve dalı oluştururlar. Limonlarda tepeler alınmalıdır. Aksi takdirde yeterli ürün alınamaz. Diğer turunçgil türlerinde tepe gözünün yanında yan gözler de gelişir. Bunlarda tepe gözlerin alınmasına gerek yoktur.

Turunçgillerde uyur gözler bir dış etki olmadığı takdirde uyar halde kalırlar. Bu gözler sert budama, kalın dal kırılması, kuruma, bilezik alma ve donmadan sonra kalın dallardan sürerler.

Çiçekler

Çiçekler tek veya salkım halindedir. Çiçeklerin konumu 4 grupta incelenebilir.

1. Yaprak koltuğundaki göz patlar, sürgün ve bu sürgün üzerinde yapraklar oluşturur. Sürgünün ucunda çiçek meydana gelir.

2. Yaprak koltuğundaki göz patlar, yine sürgün ve yapraklarla birlikte yeni yaprakların koltuklarında çiçekler meydana gelir.

3. Yaprak koltuğundaki göz patlar doğrudan tekli çiçek meydana gelir.

4. Yaprak koltuğundaki göz patlar, doğrudan salkım halinde çiçekler meydana gelir. Salkımdaki çiçek adedi 25-30'a kadar çıkabilir.

Salkım halindeki çiçekler göz patlayınca doğrudan meydana gelen çiçekler yani 3. Ve 4. Gruptaki çiçekler bir yıl önceki sürgünlerin yaprak koltuklarında 1. ve 2. Gruptaki çiçekler ise aynı yıldaki sürgünlerin uçunda ve yaprak koltuklarında teşekkül ederler. Satsumada özellikle birinci gruptaki çiçekler Mayıs'ta meydana gelirse bunlara Mayıs çiçeği denir. Bunların oluşturduğu meyveler makbul değildir. Kalitesizdir, iri meyvelerdir. Kalın ve pürtüklü kabuklu az sulu, kalın dilim zarlıdırlar ve geç sararırlar. Turunçgillerde yaprak koltuklarındaki gözlerin çiçek gözüne dönmesi (üç yapraklı hariç) çok kısa bir zaman içinde olur. Çiçeklen¬meden 20-30 gün kadar öncedir. Üç yapraklıda ise gözlerin bir kısmının çiçek gözüne dönmesi bir önceki yaz aylarında olmaktadır. Yaprağını döken meyvelerde olduğu gibidir. Turunçgillerde gözlerin fizyolojik ve morfolojik ayrım zamanını tesbit çok güçtür. Çiçek gözüne dönmede beslenme, anaç durumları etkilidir. Meyvelerin uzun zaman ağaç üzerinde bırakılması çiçek gözü teşekkülünü olumsuz yönde etkiler. Bu nedenle turunçgillerde meyveler ağaç üzerinde fazla bırakılmamalıdır.

Çiçeklerin açılması türlere göre farklılık gösterir. Çiçeklenme Mart, Nisan, Mayıs'ta olur. Ağaçlarda tek çiçekler fazladır ve bu gibi çiçeklerin meyve bağlama şansı daha yüksektir.

Çiçek durumları

Turunçgil çiçekleri uçları serbest, alt taraftan az çok bitişik, çanak yaprakları (Sepal, calix) bunların arasında sıralanmış taç yaprakları (petal); herbiri ipçik ve polen keselerinden (anter) oluşan daire şeklinde sıralanmış erkek organ (Etamin); dişicik tepesi (stigma), boyuncuk (style) ve yumurtalık (over) dan oluşan bir dişi organ (pistil) ve dişi organın üzerinde oturduğu diskten ibarettir.

Çanak yaprakları 3-5 genellikle 5 adettir. Çanak yaprakları bunlara sonra düğme de denir, dökülmeyip meyve üzerinde kalmaktadır. Düğmeler şu denenlerle meyve üzerinde bulunmayabi¬lirler.

1. Hastalık ve zararlılar nedeniyle dökülen meyvelerle, örneğin unlu bitten dökülen meyvelerde

2. Uzun zaman depolanmış meyvelerde,

3. Suni sarartılmış meyvelerde çanak yaprakları (düğme) meyve üzerinde kalmayıp sapla birlikte dökülürler. Meyve üzerindeki çanak yapraklarının durumuna göre turunçgil meyvelerinin normal hasat edilip edilmediklerini anlarız. Düğme meyve üzerinde duruyorsa normal hasat edilmiş, durmuyorsa normal hasat değildir.

Taç yaprakları (Petal) 4-8, genellikle 5 adettir. Etlice olan taç yaprakları ince bir tabaka halinde mumlu bir madde ile örtülüdür. Esans bezleri çanak yapraklarındakinden fazladır. Yine dış epidermisin hemen altındadır. Taç yapraklarından elde edilen esans çok makbuldur ve neroli olarak tanınır. Turunçtan örnek vermiştik. Turunçgillerde yaprak, filiz ve küçük meyvelerden elde edilen esansa ise petit grain adı verilir. Taç yapraklar, genellikle sedef beyazı renktedir. Limon, laym ve ağaç kavununda morumsudur.

Erkek organlar (Etaminler), 20-40 adet arasındadır. Erkek organlar alt taraflarında bitişik olarak 3 veya daha fazla adetli grublar halindedirler. Normal anterler parlak sarıdırlar. Kusurlu olanlar soluk sarıdır. Polen tozu yapmayan çeşitlerin anterleri ise açık krem veya beyaz renktedirler ve açılmazlar. Turunçgillerde polenler kuru toz halinde olmayıp, taneler yapışkandır. Bu nedenle polen tanesi alınmak istendiğinde güçlük çekilir ve birkaç tanesi bir arada bulunurlar.

Erken organlar, çanak ve taç yaprakların irtibatlı olduğu ve dişi organın oturduğu kısım disktir.

Dişicik tepesi (stigma) turunçgillerde oldukça büyüktür. Dişicik tepesindeki yapışkan madde polen tozlarını tutar ve çimlenmelerini sağlar. Stigmanın en reseptif olduğu an, taç yapraklarının dökülmeye başladığı zamandır. Bu süre 6-8 gün devam eder.

Heterostili

Dişi organın style ve stigmasının, erkek organların anterleri ile aynı hizada olmamasıdır. Örneğin satsuma mandarininde style erkek organ anterlerine göre daha yukarıdadır. Altıntopta ise biraz aşağıda veya aynı seviyededir. Altıntoplarda tozlanma kolay olur.

Yumurtalık geliştiğinde meyveyi oluşturur. Meyvelerdeki dilimler, yumurtalığı teşkil eden karpelleri temsil ederler. Over henüz küçük iken karpeller lokül adını alan boşluklardır. Bu boşluklar daha sonra içleri usare dolu olan tulumcuklar ve çekirdeklerle doldurulur.

Meyve

Hesperidium-üzümsü-syncarp. Turunçgil meyveleri üzümsü meyveler olarak kabul edilirler.

Turunçgil meyveleri iki kısma ayrılır.

1. Pericarp: Kabuk kısmı

2. Endocarp: Meyve eti kısmı (dilimler)

Kabuğun en üst kısmına epicarp, bunun altında renk maddelerinin bulunduğu kısım Hypoderm, hypodermin altında yağ bezleri bulunur. Epicarp, hypoderm yağ bezlerinin üçüne birden Exocarp (flavedo), bunun altındaki beyaz kısma da mesocarp (albedo) denir. Epicarp tek sıralı, Hypoderm 2 sıralı kromotofur ihtiva eden hücrelerden meydana gelmiştir. En içindeki albedo tabakası gevşek yapılı beyaz, bazen renkli olabilir.

Endocarp, yani meyve eti, dilimlerden (segmentlerden) oluşmuştur. Turunçgil meyvelerinde meyveyi besleyici damarlar saptan gelir. Bu damarlar ortadan dağılır ve dilimleri besler. Bir kısmıda kabuk içine yayılır. Her dilimde 2 sıra halinde 2-4-8 tohum taslağı bulunur. Bunlar gelişirse tohumları oluştururlar (çekirdekleri).

Meyve İçeriği

Su

Turunçgil meyvelerinde su, % 70-92'dir. Kabukta % 70-83, meyve etinde % 85-90'dır. Meyvedeki usare (meyve suyu miktarı) ise daha düşüktür. T 5.34 de % 33 ve yukarısı olunca meyveler hasat edilebilir.

Asitler

Daha ziyade sitrik (limon) asididir. Tartarik, oksalik ve malik asit de bulunabilir. Limonlarda % 4-8 arasında (sitrik asit meyve suyunda), portakallarda % 1-2, Altıntopta % 2.5-3'dur. Asit miktarı üzerinde anaçların etkisi vardır. Üç yapraklı üzerine aşılı çeşitlerde asit fazla olabilir. Bazı ilaçlar ise meyvelerdeki asit miktarını düşürür.

Kuru madde (şeker)

Turunçgillerde Kuru madde % l5 e kadar çıkabilir. En fazla kuru madde mandarin ve portakalda bulunur. Styl tarafındaki yarım kısım portakalda Kuru maddece daha zengindir. % 2-3 fark eder. Şekerli dilimler dondan pek zarar görmez. Bazen dilimlerde dahi şeker oranı değişir. Yön olarak ağacın güneyindeki meyvelerde; anaç olarak da üç yapraklı üzerinde kuru madde oranı fazla olur. Anacın kuru madde üzerine etkisi vardır. Kuru maddede en fazla şeker bulunur. Bu nedenle pratikte kuru madde yerine daha çok şeker tabiri kullanılır. Doğrusu refraktometre ile bakılan kuru maddedir. (Suda eriyebilen maddeler) (Tam doğrusu budur).

Vitaminler

Turunçgiller vitamince zengindir. Turunçgillerde A(carotene), B,C,G,P,E ve D vitaminleri bulunur. En önemlisi vitamin C (Askorbik asit) dir. Turunçgiller önemli vitamin C kaynağıdırlar. L00 ml meyve suyu 40-70 mgr vitamin C ihtiva eder. Bazı turunçgillerde, örneğin portakal ve grapefruitler¬de (altıntop) olgunlukla vitamin C miktarı azalmaktadır. Citrik asit miktarı da olgunlukla azalır. Diğer taraftan limonlarda depolama esnasında vitamin C miktarının arttığı bulunmuştur. Turunçgil meyvelerindeki vitamin C nin l/4 kadarı meyve suyunda, geri kalanı meyve kabuğundadır. Kabukta da ekseriyeti flavedo tabakasındadır. Bu nedenle bazı kimseler limonları kabuğu ile yeme yoluna giderler.

Nişasta

Nişastaya pek rastlanamaz. Olgunlaşma zamanında çekirdekte çoktur. Turunçgillerde Meyvenin hasat olgunluğu aynı zamanda yeme olumudur. Muhafaza esnasında meyvenin tatlılaşması, suyunu kaybetmesi sebebi iledir, olgunlaşma nişasta ihtiva eden muz, elma, armut meyvelerindeki gibi değildir.

Pektin

Turunçgil meyveleri kabukta (Abedo tabakasında) fazla pektin ihtiva ederler (% 25). Pektin suyu tutması bakımından önemlidir. Pektin limonda önemlidir, suyu tutar. Limonlarda pektin, pektin imalatında kullanılır.

Glikozitler (Kristaller)

Glikozit, şekerlerin diğer bileşiklerle meydana getirdiği maddelerdir. Soğuk algınlığına iyi gelirler. Turunçgil meyvelerinde çeşitli glikozitler bulunur. 33 den fazla glikozit vardır. Bunlar flavanoidli maddelerdir. (Antosyanın, flavon, flavononlar). Her turunçgil türünde az veya çok mevcuttur. Turunçgiller glikozit bakımından farklılık gösterir.

Renk maddeleri

Klorofil, ksantofil ve Karoten, kromotoforlar (renk taşıyıcı maddeler) bulunmaktadır. Genç meyvelerde klorofil fazladır. Olgunlaştıkça karoten ve ksantofil rengi hakim olur. Klorofilin parçalanması soğukta olmaktadır. Satsuma¬larda olgunlaşma dönemi içinde kabuk renklenmesi, turuncu renkli kriptok¬santinlerin artması ile gerçekleşir. Bu pigment miktarındaki artış, düşük sıcaklıklarda ve özellikle düşük toprak sıcaklıklarında önemli (l4°C) olur. Kabuk renklenmesinde geçerli olan durumların meyve suyunun renklenmesinde de geçerli olması beklenir. Turunçgillerin bazılarında eriyebilir durumda renk maddeleri vardır. Kan portakalında anthocyanın (antosiyan) kanlılığına sebep olur. Meyve eti renkli olan altıntoplarda Lycopen maddesi renk meydana getirir. Laymlarda meyve eti ve kabuğun yeşilliğini meydana getiren phylobatanin renk maddesi vardır.


Turunçgillerde Döllenme Biyolojisi

Ticari yönden önemli turunçgillerde çiçeklenme ilkbahardadır ve devre uzundur. Bu devre 6-7 hafta devam edebilir. İklim ve toprak çiçeklenmede etkilidir. Çiçeklenme yıllara göre az çok farklılık gösterir. Bazen Şubat sonunda çiçeklen¬me olabilir. Genellikle erken çiçeklenme arzu edilir. Erken çiçeklenmede Haziran dökümü daha azdır. Erken çiçeklenme turfancılıkta da 5-10 gün kazandırır. Geç çiçeklenmede Haziran dökümü fazla olabilir ve olgunlaşma gecikir. Nisan ayı çiçeklenme ayıdır. Mandarinde çiçeklenme kısa, portakalda orta, limon ve laym'da uzundur. Çiçeklenme uzun sürerse meyve büyüklüğü homojen olmaz, meyve büyüklüğünü etkiler.

Verdelli limonculuğu (Yeşil limonculuk): Ağaçlar ilkbaharda çiçek açar, sulama yapılmaz. Ağaçlar çiçeklerini hatta yapraklarını döker. Ağustos'ta sulama ve gübreleme ile ikinci çiçeklenme (Sonbaharda) ve meyve verimi. Bu çiçeklerin meyvesi yazın olgunlaşır ve ekonomik getirisi yüksek olur.

Tozlanma ve döllenme

Tozlanma böceklerle olur. Meyve tutumu üzerine olumlu etkisi vardır. Gerek tozlanma ve gerek döllenme meyvelerdeki hormon teşekkülünü etkilemektedir. Genellikle tozlanmadan 2-4 hafta sonra döllenme olmaktadır. Döllenmeden sonra, birkaç ay içinde dişi organda fazla büyüme olmaz. Hücre bölünmesi olur. Daha sonraki 6 ay içinde hücreler bölünmezler, hücre boyutları büyür (Hücre büyümesi). Üçüncü dönemde hücre aralarında bağlantı azalır (Puflaşma). Hücre bölünmesi sırasında, kültürel işlemlerdeki ve doğa şartlarındaki menfi olaylar meyvelerin normal büyüklüklerini almalarını önler, meyveler küçük kalır. Hücre bölünmesi sırasında iyi bakım yapmak gerekir. Hücre büyümesi sırasında da yine aynı olaylarda meyve küçük kalır. Aynı devredeki yani hücre büyümesi sırasındaki aşırı bakım ise meyveleri aşırı büyütür. Bu gibi aşırı büyümüş meyveler ekşi olur ve iyi depolanamazlar.

Meyve tutumu yafada % 2-5, Valencia % 1, Washington navel % 0.1'dir. Turunçgillerde bazı türlerde protandri olayına rastlanır (Erkek organ önce olgunlaşır). Altıntoplarda çiçek açmadan önce erkek organ patlar. Heterostyliye de rastlanır. En iyi misal satsuma çiçekleridir.

Turunçgiller partenorkarpi'ye çok yatkındırlar. Partenokarpi iki şekilde olur.

1. Vegetatif partenokarpi

2. Stimulatif (Uyartılan) partenokarpi

Bazı çeşitler vegetatif (Hiç tozlanma ve döllenme olmadan) partenokarp meyve meydana getirirler (Washington navel, Satsuma). Bazı çeşitler orta derecede partenokarpi'ye yatkındırlar (Yafa portakalı, Valencia ve Kan portakalları, çekirdeksiz Grepefruitlar). Bunlar stimulatif partenorkarp meyve meydana getirirler. Stimulatif partenorkarpi'de meyve teşekkülü bakımından hiç olmazsa tozlanmaya ihtiyaç vardır. Partenokarpiye yatkın çeşitlerde (özellikle vegetatif partenokarpide) Haziran dökümü şiddetli olur.

Turunçgil çeşitleri çekirdek miktarı bakımından 3 kategoride toplanabilirler.

Çekirdekliler: Bunlarda bol çiçek tozu ve tohum taslağı teşekkül eder, tohum taslağının gelişmesi tamdır. Degenerasyona uğramazlar (Partenokarpiye yatkın değildirler).

Ticari anlamda çekirdeksizler: Çiçek tozları iyi çimlenir veya çimlenemez. Ovul teşekkülü vasattır, 2-8 adet çekirdek olabilir. Bunlar stimulatif partenokarpiye yatkındırlar. Valencia, Yafa, Hamlin, Kan portakalları, Eureka, Lizbon, interdonato limonu ve Marshseedless altıntopu.

Mutlak çekirdeksizler: Çiçek tozu teşekkül etmez veya çok az teşekkül eder. Fakat çimlenme gücü yoktur. Bunlar tozlayıcı olarak kullanıl¬mamalıdır. Bunlarda tohum taslağı normal teşekkül etmez, vegetatif partenokarpiye yatkındırlar. Göbekli portakallar ve satsuma mandarini.

Döllemede görülen sorunlar

1. Morfolojik ve sitolojik kısırlıklar

2. Beslenme yetersizliğine bağlı kısırlık

3. Uyuşmazlık

Türler bazında döllenmede görülen sorunlar şunlardır:

Limonlar: Morfolojik kısırlığa rastlanabilir. Yalnız erkek organlı çiçekler olabilir. Sitolojik kısırlık yoktur. Çiçek tozunun çimlenme oranı % 30'a kadar düşüktür. Çimlenenler iyi gelişir. Limonlar kendine verimlidir. Uyuşmazlık yoktur.

Portakallar: Çeşitler arasında çiçek tozlarının çimlenmesi farklıdır. Morfolojik kısırlığa pek rastlanmaz. _yi çiçek tozu teşkil eden çeşitler çekirdeklidir. Washington navel'de çiçek tozu meydana gelmez. Ovullerden birçoğu da teşekkül etmez. Bu nedenle döllenme olmaz.

Altıntop: Kendine verimlidir. Çiçek tozlarının çimlenmesi iyidir.

Şadok: Kendine uyuşmazdır. Monoembriyoniktir. Çiçek tozu ve tohum taslağı teşekkülü iyidir. Yabancı tozlanma gereklidir.

Mandarin: Morfolojik kısırlık hariç diğer kısırlıklara rastlanır. Çiçek tozlarının çimlenme oranı çeşitlere göre değişir. Satsuma az çiçek tozu teşekkül eder. Bazı çeşitlerde uyuşmazlık vardır. Klemantin, Encore, Robinson kendine uyuşmazdır. Yabancı tozlanma eksikliği verim azlığı yaratır. Fremont % 50 yabancı tozlama ister.

Laym: Uyuşmazlık yoktur. Yalnız tahiti laymında sitolojik kısırlık görülür. Bunlar triploit çeşitlerdir. Islah çalışmalarında bu yöne eğilinmiştir. Zira bunlar çekirdeksizdir.

Ağaç kavunu: Morfolojik kısırlık görülür. Kendine verimlidir.

Turunçgillerde dölleme biyolojisi bakımından olan aksaklıklar pratik bakımından önemli değildir. Partenokarp meyve oluştururlar. Çevre koşulları, örneğin düşük ve yüksek sıcaklıklar kısır çiçek meydana gelmesine neden olur.

Polyembriyoni

Bir tohumda birden çok embriyo teşekkülüdür. Bu konuda turunçgiller diğer meyvelerden değişik bir durum gösterir. Bunun çeşitli yolları vardır.

A) Herhangi bir döllenen yumurta hücresi bölünerek birden çok embriyo olur. İki veya daha fazla yumurta hücresi teşekkül edebilir.

B) Birden çok yumurta hücresi bölünürse yine polyembri¬yoni teşekkül eder. Bunlar gametik embriyolardır. Zigotik embriyo.

C) Polyembriyonlar tomurcuklanma suretiyle de meydana gelirler. Bitkilerde apogamik (döllenme olmadan) teşekkül de vardır. Bunlara Nucellar embriyolar denir.

Mikropil tarafında somatik hücrelerde döllenme esnasında değişiklik olur. Değişiklik tozlanmadan bir ay sonra olur. Bunlardan bir veya birkaçı farklılaşır, büyürler. Bu hücre veya hücreler bölünerek embriyo teşkil ederler. Buna nucellar embriyo denir. Bunlarda göbek bağı yoktur ve şekilleri de muntazam değildir. Nucellus hücresi 2n'dir. Nucellar embriyo ana bitki ile aynı genetik yapıdadır. Bu embriyodan meydana gelen bitki ananın aynı özellikte olur. Nucellar embriyonun teşekkülü için tozlanma ve döllenme yani gametik embriyo ve tohum teşekkülü şarttır. Bu şekildeki embriyonun pratik faydası nedir:

1. Bazı turunçgil çeşitlerinde nucellar embriyo sayesinde kültür çeşidini açılma olmadan doğrudan çekirdek ile üretme sağlanmıştır.

2. Esas faydası anaç elde etmektir. Nucellar embriyolar¬da açılma yoktur. Bu nedenle turunçgillerde tohumdan elde edilen vegetatif anaçların önemi fazladır. Nucellar embriyo¬lar daha fazla geliştiği için diğer embriyoları bastırır. Bunu normal teşekkül etmiş olan Nucellar embriyolar yapar. Küçük olanlar iyi gelişemezler. Bunların özel ortamlarda büyütülmeleri gerekir. Nucellar embriyo sayesinde turunçgil¬lerde bir vegetatif üretmeye gerek kalmadan tohumdan vegetatif anaç elde edilir. Nucellar embriyodan elde edilen anaçlar açılma olmadığı için gayet üniformdurlar, bir örnektirler.

3. Turunçgillerde bazı virüs hastalıkları embriyodan üretme ile akarte edilir. Burada da virüsten temiz, anaya benzer klonlar elde etmek için Nucellar embriyodan istifade edilir.

Dezavantajları: Islah çalışmalarında hangi embriyonun nucellar olduğunu bimeyiz. Gametik embriyonun teşhisi çok güçtür. Bunun için üç yapraklı veya limon tozlayıcı olarak kullanılır. Üç yapraklılık ve limonun taze sürgünlerinin mor rengi dominanttır. Teşhiste bu dominant özelliklerden yararlanılır. Güçlük; üç yapraklı erken çiçeklenir. Çiçek tozları saklanarak bu güçlük telafi edilir. Limon ise az çiçek tozu verir.

Nucellar bitkilerin özellikleri

1. Bunlar daha fazla büyüme gösterirler,
2. Daha dik büyürler,
3. Fazla dikenlilik gösterirler, çünkü kuvvetli büyürler, büyüme ile dikenlilik arasında ilişki vardır,
4. Meyveye geç yatarlar,
5. Daha az çekirdekli olurlar,
6. Meyve özellikleri bakımından da fark vardır. Meyveleri daha kaba olur. Şekilleri daha uzunca ve Washington navelde göbekleri kapalıdır. Klonu gençleştirmek için Nucellar çöğürleri elde olunur. Satsumada, Nucellar klonlar daha erkencidirler.

Nucellar bitkilerde kuvvetli ve gençlik özelliğinin sebepleri

1. Nucellar bitkiler daha çok hormon ihtiva ederler. Florigen hormonu çoktur. Bunlar gençliğe, hırçınlığa sebep olurlar.
2. Virüsten ari olurlar. Bu nedenle iyi gelişirler. Bazı görüşlere göre embriyo teşekkülü esnasında bazı maddelerin virüsleri elemine ettiği sanılmaktadır. Bu göbek bağı olabilir veya bazı maddeler vardır, deniliyor.
3. Nucellar klonlarda tetraploidi eğilimi fazladır. Kimeralar şeklinde görülebilir.

Tür ve çeşitlere göre nucellar embriyo sayısı bakımından farklılıklar olmaktadır.

Muhtelif turunçgillerin polyembriyonik durumları

Limonlar bir tohumda fazla embriyo göstermezler. Kaba limon ise nucellar embriyoniye çok müsaittir, % 98. Nucellar embriyo meydana gelir. Bu nedenle anaçlık olarak çok kullanılır. Avantajı bir örnek çöğür elde etme ve bir tohumdan birden fazla çöğür elde etmektedir.

Mandarinler nucellar embriyoya müsaittir. Bir tohumda 10-15 arasında embriyo olabilir. Fakat Clemantine mandarini monoembriyoniktir.

Portakal ve altıntoplar da polyembriyoniye yatkındırlar. Laymlar da yatkın fakat bazıları (Tahiti) triploiddir. Bunlar polyembriyonik olamaz.

Şadokların hepsi monoembriyoniktir ve bunlar gametiktirler.

Turunçlar, polyembriyoniye çok meyillidir. Üç yapraklı ve sitrangelarda poliembriyoniktir. Turunçgil ıslahında monoembriyonik olanlar kullanılır. Bu bakımdan clemantin mandarini ve tangorlardan temple ıslahda kullanılırlar.

Haftanın Videosu

önceki videoları izlemek için lütfen sol üst köşedeki oynatma listesi ikonuna tıklayınız...